Bir Yılın Değerlendirilmesi

Bir yılı tamamlıyoruz. Geçen yılı şöyle bir düşündüğümde, Türkiye hanesine yazılacak bir başarı görememenin üzüntüsünü hissediyorum. Çok tehlikeli kararlara imza attı BüyükMilletMeclisi. En tehlikelisi tohum yasasıydı. Yoksa Vakıflar Yasası mıydı, ayırt edemiyorum. Türkiye nin tarımını içten yıkmak, yerli tohum kullanan çiftçiyi hapislerde süründürmek, Türkiye ye bir şey kazandırmayacak. Öyleyse neden ısrarla bu yasa Meclis ten geçti ve bir de üstelik onaylandı, anlamıyorum.Vakıflar Yasası nın tahribatından ileride, Allah muhafaza eder inşaallah, göreceğiz.*2006 nın bizi en çok üzen, telaşlandıran hadiselerinden biri de Kıbrıs ın AB bağlantılarıyla değerlendirmesine kalkışılmasıydı. Limanların Rumlara açılması tehlikesi, bilmem ne zamana kadar, durduruldu!Bütün bu tehlikelerin kapımıza gelip dayanması Başbakan tarafından hayret edilecek bir taktikle atlatılıyor. Yapılıyor diyemiyorum, çünkü yapılmıyor. Bunu soran muhalefet liderine Başbakan ın bu hayret verici cevapla mukabele ettiğini görüyoruz:"Nereden biliyorsun, yanımızda mıydın?"Bu üslup bir devlet adamı üslubu değildir. Meseleye açıklık getirmediği gibi, bir "cevap" niteliği taşımadığı için, gelenekselleşen bu tavırdan Türkiye zarar görüyor."Gelenekselleşen tavır" diyorum. Bakın muhalefet, Başbakana Offer in İstanbul üzerindeki niyetlerini soruyor. Başbakan,  asla cevap olmayan bir cevapla cevap veriyor:"Siz cahilsiniz. Siz planla projeyi bile birbirinden ayıramıyorsunuz."İyi de, muhalefet, bu bir plan mıdır, proje midir diye sormuyor ki! Meselenin özü bu değil ki! Böyle bir girişim var mı yok mu, onu açıklamalısınız. Böyle bütçe savunması olmaz!*Bunlar geçen yılların başarısızlıklarına eklenen başarısızlıklardı. Bir tane bile fabrika açıldığını görmedik. Geçenlerde Başbakan ın 101 fabrikayı birden açtığına dair bir haber dinledim. Bir düğmeye basmakla 101 fabrika açılmış. Neydi bunlar, hangi fabrikalardı, bir bilen açıklamalı. Bir daha da ses çıkmadı tabii bu fabrikalardan. Başbakan boyuna "kavşak" açıyor. Bu yatırım ve üretim yokluğu, Cumhuriyet tarihinde görülmeyen boyutlarda, ekonomik tahribat yaptı, işsizlik arttı, yoksulluk sınırı da. Ahlaki çöküntü, cari açık artışından ve faiz borçlarından geri kalmadı.Ermeni soykırımı meselelerinde ise dibe vurmaya başladık. Dost, müttefik, düşman, ortak kim varsa, parlamentolarından bu yasayı geçirmeye başladılar. Bazıları hızını alamadı, buhadiseyi hatırlatacak heykeller, anıtlar da diktiler. Türkiye ye hakaret yağdıran yağdırana. AB ile münasebetler Türkiye nin aşağılanması boyutunda seyrediyor.Baştan beri yazımı gayet ciddi geliştiriyordum. Çok ciddi bir makale yazmaya ahdetmiştim ama şimdi nereden aklıma geldiyse geldi. Başbakanın:"Onların gözü var görmez, kulağı var duymaz" derken elini gözüne, kulağına götürmesi geldi.Ne kadar, bir ciddi makale yazmaya girişiversem girişeyim, ya araya mizah giriyor, ya da keder!*Mehmet Akif anmaları yapılıyor her yerde. Onun "Bülbül" şiirini bilirsiniz. Ben de o şiirin sonundaki gibi:"Sus ey bülbül, benim hakkım, senin hakkın değil matem!" hüznünü duyuyorum."Matem" sürgit egemen olmaz. Bu milletin, bu memleketin her unsurunun şekillenmesinde ilahi ilhamlar vardır. İşte İstiklal marşımız da böyle ilhamın eseridir ve bu bana ümit vermektedir.Mehmet Akif bu şiirinde, hurda ve zalim Batı medeniyetine meydan okumaktadır. İstiklal marşının yapı taşları Peygamber (s.a.v.) bağımsızlık, vatan, millet, sancak, ezan, mahremiyet, Bedir ve bunlardan fışkıran ruhtur ve şu büyük, kutsal taleptir:"Hakkıdır hür yaşamış bayrağımın HürriyetHakkıdır Hakka tapan milletimin istiklâl."

- Milli Gazete, Gündem bölümünde yayınlandı
https://www.milligazete.com.tr/haber/1011963/bir-yilin-degerlendirilmesi