Yazarları okutmama kampanyası

Abone Ol

Türkiye

çok tuhaf ve karmaşık bir dönemeçte. Siyasal gerilim toplumun hemen bütün

kesimlerine yansıyor ve etkiliyor. Siyasal gücü elinden bulunduranlar kendileri

dışında kalanlara baskı yaparak onları etkisiz kılmaya çalışıyor. Geçmiş

zamanlardan süregelen bir Türkiye geleneği ve alışkanlığı. Hayat etki ve tepki

üzerini kuruluyor. Geçmiş zamanda dinî içerikli ve ruhlu eserlere ağır bir

engel yaptırım konulurken bugün ise benzer durum karşıtları için geçerli gibi

görünse de öyle değil. İktidar karşısında yer alan kim varsa aynı konumda

değerlendiriliyor. Entelektüellerin bile içinde bulunduğu durum budur.

Kimi

yazarları, iktidar karşıtıdır diye dışlamak bunu da Şia yanlısı gibi göstermek

günün modası. Bunun daha da ötesi var. Öyle bir durum ki, Kur an-ı Kerim meali

olan, bugüne değin elden ele dolaşan ve el üstünde tutulan, Peygamberimiz

hakkında kitabı bulunanlar rahatlıkla dışlanabiliyor. Kitapları parçalanarak

çöp kutularına atılıyor bunların fotoğrafları çekilerek sosyal medya üzerinde

yaygınlaştırılıyor. Bunların İrancılıkla ilgisi ya da Şia ile ilgisi olmayanları

da var. Olsa bile bunlar dinî bir algı dışına çıkarılarak tekfir ediliyorlar.

Atasoy

Müftüoğlu, Ali Bulaç, Yıldız Ramazanoğlu, Cihan Aktaş, Hamza Türkmen isimleri

ilk aklıma gelenler. Bu gerilim ortamında ötelenen kimilerinin adını anmıyorum

şu anda.

Okumayan

bir toplumu, okumamaları için daha dar bir alana sıkıştırmaya dönük bir

eylemdir bu. Ey insanlar siz okumayın, görsel medyada bağırıp çağıran, hiçbir

düşünce temeli olmayan, şaklabanlık yapan iktidar yanlılarına bakın anlamına

geliyor bu durum. Bu kimselerin bir kısmının İslâmî düşünce geleneğiyle zerre

ilgileri yok. Erzurum a son gidişimizde bizi davet edenlerin anlattığına göre,

medyada yer alan birini davet etmişler, onun tutum ve davranışları karşısında

apışıp kalmışlar. O kişinin dünyamızla zerre ilgisi bile yokken.

Kendi

insanına tahammül etmeyen, edemeyen yeni bir kitle ile karşı karşıya

bulunuyoruz. Bu bir anlamda da şunları akla getiriyor. Tahammülsüzlük. Herkesin

bağlı bulunduğu siyasal yapıya körü körüne bağlı kalması, eleştiri veya kritik

etmede bulunmaması, kendilerini yönetenlerin asla bir kusur işlemedikleri,

masun oldukları olarak görülebiliyor. Bu adeta bir tapınma duygusudur. Yol

gösterici bilge kimselerin, şairlerin, yazarların, bilim insanlarının böyle bir

ortamda asla yerleri yoktur. Bunlar kendileri dışında zerrece sapma göstermeyen

kimseler olmalıdır. Geçmişte birlikte yol aldıkları yol arkadaşlarını,

öncülerini bile devre dışı bırakabiliyorlar. Birini devre ışı bırakmanın çok

kolay yolları var. Şia yanlısı göstermek ve karşıtı olmak gibi. Bunun başka

örnekleri de bulunuyor. Geniş açılı veya analitik bakışın önüne geçmek anlamına

da geliyor bu tutum.

Müslümanlar

düşünceleri bakımından sağlam bir temel üzerinde duruyorlar. Düşünceleri asla

yapay değildir. İnançlarında kendilerini boşa çıkaracak hiçbir durum da yoktur.

Bir Müslüman neden kendisi dışında kalanlardan korksun ki Böyle bir şey

olamaz. Yanımıza gelen gençlere özellikle Üstat Sezai Karakoç un bütün

eserlerini okumalarını öneririz. Ondan sonra da ne okurlarsa okusunlar deriz.

Bir genç için başlangıç dönemi önemlidir. Bunu diğer yazar ve düşünürlerimiz

için de söyleriz. İslâmî bir terbiye ortamından geçmiş olan bir kimse kendi

düşüncesinden asla kaygı duymaz, duymamalıdır. Siyasal anlamda da bu böyledir.

Başkalarını okutmama, onu tek yanlı bakmaya götürür. Kendi dışında olup

bittiğinin farkında bile olamaz.

Örneğin

Atasoy Müftüoğlu nu okutmamak, emperyalizme ve Batı nın Küresel emperyalizmin

köleliğine razı olmaktır. Üstat Sezai Karakoç u okutmamak, İslâm düşüncesini,

medeniyetini, ümmet bilincini, İslâm devletini istememek anlamına gelir. Büyük

düşünce gelenek bilincimizin oluşumuna engel olmaktır. Orta doğuda Müslümanlar

arasında başlayan savaşa karşı çıktı diye Üstad ı üçüncü dünya ülkeleri safında

gösterme, emperyalist ülkeler safında yer almayı kendilerine bir onur payı

çıkardılar. Çünkü iktidar olma böyle bir konum. Onun yandaşı olmak da böyle bir

körlüğü getirir.

Peki

böyle bir kampanya ardında, kimleri okuyacak gençlik, kimler kendilerine yol

gösterici olacak Toplumun önünde kimler görünüyor, kimler daha çok bağırıp

çağırıyor, onlar mı Evet, ne yazık onlar var bu milletin önünde. Onlar yarın

güç el değiştirince bir başka yerde olurlar. Ne yazık ki böyle bir tuzak ile

karşı karşıya bulunuyoruz.