Bir helvanın helva olabilmesi için un, yağ ve şekerin üstlendiği rol ne ise; bir insanın da her iki dünyada aradığını bulabilmesi ve nitelikli bir insan olabilmesi için de inanç ibadet ve ahlakın üslendiği rol odur. Hiç şüphesiz hayatı bir tek bu dünyadan ibaret görmeyen bir insan için, yatırımların en büyüğü ve en güzeli bir insanı huzur ve mutluluğun gerçek kaynağı olan Allah‘ın (c.c) dini ile (İslam‘la) tanıştırmaktır.

Her çocuk İslam fıtratı üzerine doğar

İnsanoğlu‘nun çocukluk yılları bu kutsal görev için altın fırsatlar dünyasıdır adeta. Yüce Allah (c.c) aslında her insanı kendisini bilip tanımaya, göndermiş olduğu peygamberin izinden gitmeye, bunun sonucu olarak da cennet ve sonsuz nimetlere layık olarak yaratmıştır. Efendimizi (sav) dinleyelim: "Her çocuk İslam fıtratı üzere doğar sonra anne, babası onu Yahudi, Hıristiyan, Mecusi ya da Müslüman yapar."

Deyim yerinde ise anne, baba nereye akarsa çocuk oraya akar. Onlar neye bakarsa çocuk da ona bakar. Anne baba neye taparsa çocuk da büyük ihtimal ona tapar.

Bizleri Müslüman bir anne, babadan dünyaya getiren ve bizi doğar doğmaz ezan ve Kur‘an‘la tanıştıran yüce Allah‘a sonsuz hamd-ü senalar etmeliyiz. Yüzlerine bakmaya kıyamadığımız gül yüzlü yavrularımız sonsuz kerem sahibi olan Rabbimizden bize birer emanettir ve o emanete hakkıyla riayet etmenin olmazsa olmaz şartlarından birisinde o tertemiz kalplere yüce dinimiz İslam‘ı nakış nakış işlemektir.

Kendinizi ve ailenizi koruyun!

Hay olan ve hayat veren yüce sultan hayat kitabımızda bakın biz kurallarına ne buyuruyor; "Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi yakıtı insanlar ve taşlar olan cehennem azabından koruyun."

Konuyla alakalı bir başka ayeti celile meali de şöyle; "Ailene namazı emret bu konuda da sabır üzere ol" Çocuklarımıza dinimizi öğretmek konusunda hepimiz sorumluyuz Sevgili Peygamberimiz (sav) bakınız ne buyuruyor; "Hepiniz çobansınız ve emrinizin altındakilerden sorumlusunuz."

Haydi hep birlikteYaz kurslarına

Bir çocuk dünyaya üç kabı boş olarak gelir. Bunlar beyin, kalp ve mide kaplarıdır. Eğer anne baba beyni Allah bilgisi, Kalbi Allah sevgisi mideyi de helal lokma ile doldurmayı başarabilirse o çocuk onun için bir rahmet, saadet, cennet ve nimet sebebidir. Aksi takdirde o çocuğun fireni patlamış bir araçtan farkı yoktur.

Eğer bizler kitap gibi düzgün bir nesil yetiştirmek istiyorsak nesillerimizi en güzel kitap olan Kur‘an‘la tanıştırmak durumundayız. İşte bunun için yaz kursları çok önemli bir fırsat. Afrika sıcaklarına karşı cami serinliğinden çocuklarımızı mahrum etmeyelim. Çocuklarımızı okutan hocalarımıza canı gönülden güvenmekle birlikte hocalarımızı ve çocuklarımızı yalnız bırakmayalım. Çünkü her ikisinin de biz anne babalara ihtiyaçları var. Çocuklarımızın camide öğrendiği güzellikleri evde uygulamalarına azami derecede dikkat edelim unutmayalım.

Yaz kurslarıyla ilgili iki hususa dikkat!

Hayatta yer almayan her bilgi zamanla hafızadaki yerini kaybeder. Yaz kurslarında anne babalar şu iki hususa çok dikkat etmelidirler;

1) Çocuğun camide öğrendikleri şımarmasın bahanesiyle asla küçümsenmemeli basitleştirip görmezlikten gelinmemelidir. Özelikle ‘ben senin yaşındayken‘ türü cümlelerden fersah fersah uzak durulmalıdır. Yaptığı iş gösterdiği gayret anne babası tarafından takdir edilmeyen çocuk zamanla o işten bırakacak hatta nefret edecektir.

2) Bazı ailelerde yaz kursunu din eğitimi için her şey zannetmekte camiye iki ay giden bazı temel bilgileri öğrenen ve Kur‘an‘a geçen çocuğun artık her şeyi bildiğini dini ilimlerde zirveyi yakaladığını zannedebilmektedir. Tıpkı yukarıdaki gibi bu anlayış da fevkalade yanlıştır. Yaz kursları bir insanın alması gereken din eğitiminde sadece güzel bir başlangıçtır. Hasbel kader bir kaç dua ve sure öğrenmiş birazcık temel bilgi almış ve Kur‘anı yüzünden okuyabilen bir çocuğa ‘benim aslan oğlum bu sene camiye gitti her şeyi öğrendi kuranı bile hatmetti‘ diyerek onu göklere çıkarırsak daha sonra o çocuğun ayaklarının yere basması oldukça zor olacaktır.

Yani demem o ki çocuklarımızı ne göklere çıkaralım ne de yerin dibine indirelim onlar hep yanımızda olsunlar.

Güzel ahlaktan daha güzel bir miras yok!

Çocuklarımıza miras olarak bıraktığımız evlerimiz, barklarımız, bağlarımız, bahçelerimiz, atlarımız arabalarımız vs... Hiç birisi güzel ahlak, edep ve terbiye mirasının yanına bile yaklaşamaz. Efendimizin (sav) şu mübarek beyanı ne kadarda muhteşem: "Hiç bir baba evladına güzel ahlaktan daha güzel bir miras bırakmamıştır."

İşte bu güzel ahlak mirasının bir başka hadis- i şerifte ifadesini bulan mükemmel meyvesi: "Geride bıraktıklarınızın en hayırlısı ardınızdan size dua eden salih bir evlattır." Şimdi elimizi vicdanımıza koyarak kendimize şu soruyu soralım "Küçükken elinden tutup camiye götürmediğimiz bir çocuktan büyüyünce ne bekleyebiliriz?"

Eğer fırsatları ganimet bilip çocuklarımıza bu güzellikleri öğretmezsek dünyada bize asi gelerek boynumuzu büken evlatlarımız kıyamet gününde huzur-u ilahide neden bana dinimi öğretmedin diye bizden hesap soracaktır.

Çocuklarla bir konuşma!

Sevgili çocuklar! Hepimiz dünyaya günahsız olarak geldik lakin önemli olan Allah‘ın bizi tertemiz olarak gönderdiği dünyadan onun huzuruna yine tertemiz gidebilmektir. Bunun için de Rabbimiz olan yüce Allah‘a hakkı ile kul olmamız icap eder her şeyin belli bir yolu ve usulü olduğu gibi yüce Allah‘a layıkıyla kul olabilmenin de belli bir yolu ve usulü vardır. Bu yol ve usule kulluk ilmi denir. Sevgili çocuklar şuanda içerisinde bulunduğumuz camii işte bu kulluk ilminin en müstesna okuludur.

Burası camii çocuklar: Ezanı duyan müminler buraya akın eder. Yüce Allah onları sever cennete onları yakın eder.

Burası gerçek saygı ve sevginin kaynağıdır. Hakiki ilim ve irfanın membaıdır. Aydınlık yarınların muştusunu gözlerinde taşıyan kıymetli çocuklar, tıpkı insanlar gibi şehirler de kalpsiz yaşayamaz Müslümanların yaşadığı şehirlerin kalpleri camilerdir oralara besmeleyle girilir ölü ruhlar adeta oralarda dirilir el açıp ya rab diyene istediği verilir. Sırların en hasına camilerde erilir. Oralarda eller duaya gönüller Mevla‘ya açılır sonsuz cennet yolunda tüm engeller aşılır.

Burada Allah diyen herkes eşittir

Değerli çocuklar camiye gelen insanların belki isimleri, sesleri, renkleri, ırkları, dilleri çeşit çeşittir fakat şunu biliniz ki burada Allah diyen herkes eşittir camilerin asıl süsü rengârenk yanan ışıklar ve desen desen dokunup serilmiş halılar değildir. Buraların asıl süsü yüreği ibadet şevki ile dolu olan insanlardır.

Her biri anne, babası için paha biçilmez birer servet olan sevgili çocuklar! Camide yüce Allah zikredilir, ayetleri fikredilir, nimetlerine şükredilir, Burada kine, nefrete, şiddete, hiddete, kırgınlığa, dargınlığa zerre kadar yer yoktur. Burada insan olana verilen değer çoktur. Camiye gelen insanı derin bir huzur kaplar. Camide küslükler gider yerine dostluklar gelir kavgaların tahtına hep sevdalar oturur. Tüm yaralar yerlerini çarelere bırakır.

Şunu unutmayın ki kuran okumak şeytan ve onun en büyük silahı olan cehaletin canına okumaktır.

Haydi, öyleyse önce Elif Be Te Se

Selam Olsun Herkese

Muhabir: Haber Merkezi