Yaz Kur'an kurslarının önemi, gayesi ve dikkat edilecek hususlar

Abone Ol

Millî Eğitim Bakanlığına bağlı okullarda -maalesef- besmelesiz eğitim yapılmaya devam edilmektedir. İktidara kim gelirse gelsin milletin dini inançları ile taban tabana zıt bu eğitim müfredatı değiştirilememektedir. İlk kuruluşu İslam’a ve halifeye sahip çıkmak için 1923 yılında bir İslam cumhuriyeti olarak kurulan Osmanlı bakiyesi yeni Türkiye devletinin 1927 yılında yapılan devrimle dinsizleştirilmesi sonucu Millî Eğitim başta olmak üzere bütün kurumlar İslamsızlaştırıldı. Vârisi olduğumuz Osmanlı Devleti’nin kanunları yerine kendilerine karşı kurtuluş savaşı verdiğimiz emperyalist devletlerin kanunları devletin tüm kurumlarına hâkim kılındı. Ezan ve Kur’an-ı Kerim okumak yasaklandı. Dini eğitim tümüyle suç sayıldı. Dinsiz bir nesil yetişmesi için okullardan İslam’la ilgili her şey kaldırıldı. Dünyanın hiçbir yerinde görülmeyen zulümler CHP’nin tek başına iktidarda kaldığı 1950 yılına kadar sürdü.

1950’den günümüze Müslüman ailelerin çocuklarına bireysel olarak dini öğretmelerinin önündeki engeller tedrici olarak kaldırıldı ise de özellikle 10 ve daha küçük yaştaki yavrularımıza dini öğretme halen daha Millî Eğitim müfredatında yoktur. Hâlbuki ağaç yaş iken eğilir. Çocuklarımız mutlaka 4-10 yaş aralığında dini eğitimlerini almaları, bir Müslüman’ın günlük görevlerini öğrenmeleri ve bunu tedrici olarak uygulamaları gerekir. İşte bu dini bilgi açığı yıllardır okulların kapalı olduğu yaz döneminde Diyanet İşleri Başkanlığınca açılan yaz Kur’an kursları ile giderilmektedir. Eğer bu dönemde çocuklarımıza dini öğretemezsek kâfir bir çocuk babası veya annesi olmak ya da nene veya dedesi olmak çok uzak bir ihtimal değildir.

Yaz Kur’an kursları çok önemlidir. Çünkü günümüzde Kur’an-ı Kerim okumayı bilenlerin çoğu ilk defa Kur’an okumayı yaz kurslarında öğrenirler. Yaz kursları, birçok çocuğun ilk defa örgün eğitim anlayışıyla düzenli olarak, Kur’an-ı Kerim ve temel dinî bilgileri aldıkları yerlerdir. Bu çocukların çoğu daha sonradan resmi okullarda bir daha Kur’an eğitimi almamaktadırlar. Bunun için anne ve çocuklarını mutlaka bu kurslara gönderme gayreti içerisinde olmalıdırlar.

 4-10 yaş aralığında olan çocukların dini bir atmosfer içerisinde olmalarının önemini Yahya Kemal Beyatlı şöyle dile getiriyor:

“Kendi kendime diyorum ki: Şişli, Kadıköyü, Moda gibi semtlerde doğan, büyüyen, oynayan Türk çocukları milliyetlerinden tam bir derecede nasip alabiliyorlar mı? O semtlerdeki minareler görülmez, ezanlar işitilmez, Ramazan ve kandil günleri hissedilmez. Çocuklar Müslümanlığın çocukluk rüyasını nasıl görürler? İşte bu rüya, çocukluk dediğimiz bu Müslüman rüyasıdır ki bizi henüz bir millet hâlinde tutuyor. Bugünkü Türk babaları havası ve toprağı Müslümanlık rüyası ile dolu semtlerde doğdular, doğarken kulaklarına ezan okundu, evlerinin odalarında namaza durmuş ihtiyar nineler gördüler. Mübarek günlerin akşamları bir minderin köşesinden okunan Kur’ân’ın sesini işittiler, bir raf üzerinde duran Kitâbullâh’ı indirdiler, küçücük elleriyle açtılar, gül yağı gibi bir ruh olan sarı sahifelerini kokladılar. İlk ders olarak besmeleyi öğrendiler; kandil günlerinin kandilleri yanarken, Ramazanların, bayramların topları atılırken sevindiler. Bayram namazlarına babalarının yanında gittiler, camiler içinde şafak sökerken tekbirleri dinlediler, dinin böyle bir merhalesinden geçtiler, hayata girdiler. Türk oldular. Bugünün çocukları büyük bir ekseriyetle yine Müslüman semtlerde doğuyorlar, büyüyorlar, eskisi kadar derin bir tahassüs ile değilse bile yine Müslümanlığı hissediyorlar. Fakat fazla medenîleşen üst tabakanın çocukları ezansız yeni semtlerde alafranga terbiye ile yetişirken Türk çocukluğunun en güzel rüyasını göremiyorlar. Bu çocukların sütü çok temiz, hilkatleri çok metin olmalı ki ileride alafranga hayat Türklüğü büsbütün sardıktan sonra milliyetlerine bağlı kalabilsinler, yoksa ne muhit, ne yeni yaşayış, ne semt, hiçbir şey bu yavrulara Türklüğü hissettiremez. (EZANSIZ SEMTLER)

Yaz Kur’an kurslarının daha verimli geçmesi için şu hususlara dikkat edilmelidir:

  1. Çocuklarımızın dine, Kur’an ve din eğitimine bakışlarını etkileyen ilk mekânlar yaz kurslarıdır. Birçok çocuk, belki de ilk defa bu kurslar vesilesiyle camiye gelmekte ve cami ve Kur’an kursu hocalarıyla tanışmakta, cemaatle namaz kılmakta veya kılındığını görmektedir. Bu itibarla çok hassas davranmak gerekir.
  2. Öğrencilerimizin velileri ile de irtibata geçerek öğrencilere verilen değer ve yapılan işin önemi velilere de hissettirilmeli, onların bu kursu ciddiye almaları sağlanmalıdır.
  3. Öğrencilere bilgi yüklemekten daha çok İslam sevdirilmeye ve gönüller fethedilmeye çalışılmalıdır.
  4. Öğrencilerin yaptığı yanlışlıklar ilk bir hafta içinde tümüyle düzeltilmeye çalışılmamalı, tedrici olarak ve yeri geldikçe gerekli uyarılar yapılmalıdır.
  5. Yaşları birbirinden farklı çocuklar tek bir ders halkasında toplanmamalı, öğrencinin ilgisi, beklentisi, isteği, yaşı, yeteneği, cinsiyeti dikkate alınarak öğretim yapmalıdır.
  6. Kız ve erkek öğrencilere mutlaka ayrı ayrı ders verilmeli; kız öğrenciler için imkân dâhilinde bayan hoca ayarlanmalıdır.
  7. Asla asık suratla öğrencilerin karşısına çıkılmamalı, daimî orak mütebessim ve sıcak ilgi ile öğrenci ve veliler karşılanmalıdır.
  8. Ne olursa olsun sinirlere hâkim olunmalı, kalp kırıcı sokak ağzı asla kullanılmamalıdır.
  9. Şartlar uygun olursa ders saatleri, öğrencilerin en az bir vakit (öğle veya ikindi) cemaatle namaz kılabilecekleri şekilde ayarlanmalıdır.
  10. Çocukların oyunlarına engel olunmamalı, aksine oyun oynamalarına zaman ve mekân ayarlanmalıdır.
  11. İslam dininin esasları ile ilgili kitap okumaları teşvik edilmeli, ödüllü kitap okuma yarışmaları düzenlenmelidir.
  12. Öğrencilerin, yaz kursları bittikten sonra da devamlı olarak camilere gelmeleri için, daimî olarak Kur’an kurslarında okumaları için teşvik edilmeli, ortaokul ve lise tahsilleri için imam hatip liselerinin çok uygun yerler olduğu anlatılmalıdır.
  13. Öğrencilerimize sabah ve akşam yapılan dualar, namaz sûre ve duaları mümkün olduğu kadar ezberletilmeli, ezber yapmakta zorlananlara baskı uygulanmamalıdır. Çünkü bu kurslara çocuklar gönüllülük esasına göre gelmektedir. Onları sıkıp kursu bırakmalarına sebebiyet verilmemelidir.
  14. Ezberletilecek sûre ve dualar topluca okutulup tekrarlanmalı, her gün bir başka ilahi toplu olarak söyletilmelidir.
  15. Maddi kaynak bulunabilirse çocuklara küçük ikramlar yapılmalıdır.
  16. Her güne bir hikâye, bir ayet ve bir hadis okuması yapılmalıdır.
  17. Sosyal ve kültürel etkinlikler düzenlenmeli, özellikle toplu piknik mümkün olursa yapılmalıdır.
  18. Şiir okuma, hikâye anlatma, Peygamberimiz’e (sav) mektup yazma, Kur’an-ı Kerim okuma, dini bilgiler, ayet ve hadis ezberleme yarışması gibi faaliyetler düzenlenmelidir.