Yatmayın, Dayatmayın

Abone Ol

AKP’nin ayağına bir pas atıldı.

Tam gollük bir pas. Çaba sarf etmeden bir dokunuşla gol olabilecek bir pas. CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun attığı bir pas. Diyor ki:
“Biz bir helalleşme süreci başlattık. Geçmişte başörtüsü konusunda çok yanlış işler yaptık. Şimdi bu konuda da helalleşmek istiyoruz. Başörtüsü konusunu AKP çözmüş gibi görünse de sadece iktidar gücü ile işi götürüyor. Yasal bir güvencesi yok. Evvelden bizim yaptığımız yanlışlara düşme ihtimali olan bir iktidar gelecek olsa, tekrar zulüm devrini başlatabilir. Çünkü AKP bu konuyu çözmüş görünse de kanuni altyapısını oluşturmadı. Gelin bu konuda bir kanun yapalım ve kimse artık zulüm yapamasın. Kanun teklifi de bizden olsun.”

AKP ise daha esaslı bir altyapı olsun diye, “Kanunla değil, anayasa ile sağlama bağlayalım” önerisi ile aldığı pası ayağında tutuyor. Herkes heyecanla, sadece başörtüsü ile ilgili bir anayasa değişikliği gelecek ve TBMM’de ittifaka yakın bir oyla kabul edilecek, diye bekliyor. “Adalet Bakanlığı, verilen talimat üzerine hazırlık yapmaya başladı” diye bir söz dolaştırılıyor, ama nasıl bir hazırlık? Topun üzerine basılmış, yatılıyor ama gol atılmıyor.

Yahu topu topu bir maddeye bir fıkra ekleyeceksiniz. Mesela diyeceksiniz ki: “Genel ahlaka aykırı olmamak kaydıyla kılık ve kıyafet serbesttir.” Üzerine neden yatıp bekletiyorsunuz? Bu “hazırlık” ne demek oluyor. 20 yıldır bu konuya hiç çalışmamış gibi işi savsaklamanız hayret uyandırıyor.

Sonra ipuçları gelmeye başladı. Anlaşılıyor ki, işi yokuşa sürmek için diğer partilerin kabul edemeyeceği şekilde bir anayasa değişikliği üzerinde çalışıyorlar. Başörtüsü konusundaki değişiklik bu genel değişikliğin içine sokulacak. Yani gelen gollük pas tekrar rakip oyuncuya gönderilecek ve yeniden gol pozisyonu beklenecek. Ey AKP, bunu yapma.

Bu millet bu yasaklardan çok çekti. Şu golü atıver de bir yasak bari sona ersin. Halen top senin ayağında. Yatma, bir dokunuşla at şu golü.

Yok hayır öyle olmayacak, başka metinler hazırlanacak ve muhalefete dayatılacak. Mesela “ailenin korunması” konusu da başörtüsü konusu ile beraber anayasaya yazılmak için metinler hazırlanacak.
Ey AKP! Ailenin korunması konusunda samimi misin? Şu anda 6284 sayılı ve benzeri kanunlara göre aile sapır sapır dökülüyor. Süresiz nafaka evlilikleri caydırdığı gibi, öfke sellerine sebep oluyor. Şiddeti ve cinayeti adeta teşvik ediyor. Hapishaneler ödeme güçlüğü çeken ve başka şekillerde mağdur olan erkeklerle dolu. Çocuklar perişan. Evden uzaklaştırma ucubesi ile ahlaka, örf ve âdete sığmayan rezaletler yaşanıyor. Zinanın cezasını kaldırmanız sebebiyle ne dramlar yaşanıyor. Yandaş TV kanalları başta olmak üzere yüz kızartıcı fiillerin reklamı yapılıyor. Bütün bunlar ve sayamadığımız daha nice rezaletlere çözüm bulmak elinizin altında iken bunları bir tarafa bıraktınız. Ne hikmetse çözmüyorsunuz. Üstelik 6284 sayılı kanunun, sözde kaldırdığınız İstanbul sözleşmesinin bıraktığı boşluğu dolduran bir kanun olduğunu adeta iftiharla ve bakanın ağzıyla açıklıyorsunuz. Feminist yıkıcıları başınızın üstünde tutuyorsunuz. Böylece başörtüsünü artık ebediyen gündemden çıkaracak olan bir fırsatı tepiyorsunuz! Ama başörtüsü konusunda bu konuyu çözecekmiş gibi davranarak başka partilerin samimiyet testini yapar görünüyorsunuz. Bu samimiyet midir?

Böylece başörtüsü konusunda genişletilen metinleri kabul etmeyecek olan muhalefet suçlu ve çözüm kabul etmez bir pozisyona düşürülecek. Nitekim ailenin korunması konusunun anayasa değişiklik metnine sokulmak istenmesini duyan Kılıçdaroğlu, bunu kabul etmeyecekleri sinyalini vermeye başladı bile. AKP’nin aile ve ailenin korunması konularında yaptığı yanlışları dile getiriyor CHP Genel Başkanı. Sadece başörtüsü konusu ile kendini, kendi verdiği sözleri ile bağlı kabul ediyor.
Ey AKP yetkilileri, basiretiniz bu kadar bağlı mı yahu? Allah müstahakınızı versin! Bunu bari kaçırmayın yahu! Bunu bari bu millete çok görmeyin yahu!
Yatmayın, dayatmayın, atın artık şu tarihi golü!
Gelecek kuşakların duasını alın!