Yaşlı beyaz Amerikalı gezdi, gördü…

Abone Ol

Amerikalı Biden geldi, gezdi, gördü.

Yine üçüncü dünya ülkesi refleksi ile gözlerimizi bu yaşlı beyazın ağzından alamadık, aslında gelişi de, ne göreceği de, ne söyleyeceği de önceden belli idi.

Hatta bunun darbe olmadığını bile düşünmekte idiler, dahası her zaman iyi çocuklar darbe yapmaktadır ve bu çocuklar onlardan izin almadan adım atmamaktadır ama bir şekilde Türklerin de gazı alınmalı idi. Yaşlı beyaz tiradını ustalıkla oynadı:

“Keşke Gülen ABD yerine başka bir ülkede olsaydı.”

Sanki çok şey değişecekmiş gibi.

Sanki kendi teröristlerinin dünyanın öbür ucunda ağırlanmasına göz yumuyorlarmış gibi.

Bin Ladin’i Pakistan’daki evinde eşinin, çocuklarının gözleri önünde kurşuna dizmiş, sağ yakalayabilecekken, yargılayabilecekken; konuşmasına, anlatacaklarının duyulmasına izin vermemişti.

Sonra, “İslami usullere göre yıkayıp cesedini okyanusa attık” diyerek son görevi de yaptıklarını dikte etmekten geri kalmamıştı.

Beyaz Saray Sözcüsü, ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden’in Ankara’yı ziyaretinde söylediği “Keşke Gülen, ABD yerine başka bir ülkede olsaydı” sözü ve “yeterli kanıt sunulmasına” yönelik dileği hakkında, “Biden şunu kastediyordu; bu konu ABD ile Türkiye arasındaki ilişkilerde gerilime yol açtı ve bu gerilim çabucak çözülemeyecek, çünkü bu (yasal) sürecin ve kuralların izlenmesi, iade anlaşmasına sadık kalınması önemli” dedi.

Onlar bu açıklamalarla gün savarken, Gaziantep’te kına gecesinde bombalar patlıyor, kadınlar ve çocuklar çoğunlukta olmak üzere 54 canımız katlediliyor. Güneydoğu’daki asker ve polis saldırıları artırılıyor, şehit sayıları yükseliyor, CHP Genel Başkanı saldırıya uğruyor, iç savaş talimleri yapılıyor. Türkiye bir darbeden yakasını sıyırmadan başka darbelerle can evinden vuruluyor.

Müttefikimiz Amerika da ne darbe girişimini, ne de terör saldırılarını can-ü gönülden kınamakta.

Zira teröristler de, darbeciler de Amerika’nın gözbebeğidir.

Hatta müttefikimiz, Türkiye sınırına kanton bölge kuran teröristlere elinden gelen yardımı ardına koymamaktadır.

Cerablus’a Türk ordusunun girişi, Amerika’nın YPG sevdasını, biraz da ÖSO’ya damıtma girişimidir.

15 Temmuz darbesi gösterdi ki, Türkiye’deki her türlü dini oluşumu kökten karalamaya yönelik, laikleri güçlendirme maksadı da taşımakta idi.

Haçın karşısında hilalin iyice zayıf düşürülmesi projesinin bir ayağı idi.

Yüzyıllık yakın tarihimizde Osmanlı’yı giyotine göndererek hilali yaralasalar da bitirilemeyen o hesaplaşma elan sürmektedir.

Adamların amacı sadece Haçın zaferi değil mevcut Müslümanların da dinlerinden soğumaları, en büyük utkuları, açılan surdaki gedikten son derece memnunlar:

“DAEŞ Müslüman’sa ben Müslüman değilim” cümlesini Müslümanlara yüksek sesle söyletmeye başladılar.

Öyle ya kafa kesenlerin dininden olmak istememeleri, gayet de anlayış görebilir diğer Müslümanlardan bile.

Bir ara sarıklı cüppeli her şeyden habersiz insanların ellerine verdikleri oyuncak silahlarla Almanya’da, “Anadolu İslam Devleti” kurdurtan emperyalistler, İslami kisvelere duyulan nefretin artırılmasını başarmıştı. Şimdi daha sahici silahlar vererek kafa kestirerek, kurdurdukları rejimin inandırıcılığını test için büyük vahşetler yapmaktan, öfkenin boyutunu artırmaktan medet ummaktalar.

Gide gide içerideki FETÖ yapılaşması da kalkan yapılarak İslam’ın hep illegal işlerle ilişkisi üzerine kurgu yapılıp tek sığınağın laisizm olduğu vurgusu zihinlere altın harflerle çakılmakta.

Bir milletin dininden utanç duymasını sağlamak.

İslam’ın bütün yeryüzü insanlığına bir kurtuluş bestesi olduğunun sesi kısılmak, üstü örtülmek istenmekte.