Yaşları Küçük Akılları Güdük Beyinsizler

Abone Ol

Buharî Kitabu’l-Menâkib’te (IV, s. 179) Hz. Ali’den

(radiyallahü anh) şu hadîsi rivayet etmektedir: “Ben, Resulullah sallallahu

aleyhi ve sellemin şöyle buyurduğunu işittim: Âhir zamanda, yaşları küçük,

akılları kıt bir zümre gelecek ve yaratıkların en hayırlısı olan (Peygamber’in)

sözlerini söyleyecekler… Onlar, okun avı delip çıkıp gittiği gibi İslam’dan

çıkacaklardır. Bunların imanları, hançerelerinden öteye (kalplerine)

geçmeyecektir. (…..)”

(Hadîsin başka kaynaklardaki varyantlarında bu anlatılan

şerli gençlerin Kur’an okudukları, fakat Kur’anın hançerelerinden aşağıya inip

de kalplerine girmediği beyan edilmektedir.)

Maalesef zamanımızda Kur’an okuyan, hadîs okuyan ve dinî

bakımdan kötü yolda olan yaşı küçük, aklı güdükler Neo-Haricîler vardır.

Cenab-ı Hak ıslah buyursun.

İslam dünyasında büyük miktarda bozuk fırka bulunmaktadır,

bunların hepsi de Kur’anı ve Peygamberi esas aldıklarını iddia etmektedir.

Kur’an-ı Kerim konusundaki en büyük yanlış zihniyet ve

hareket, o yüce Kitabın ilimsiz ve icazetsiz kişiler tarafından re’y ve heva

ile tefsir edilmesidir.

Sünnet ve hadîsler konusundaki en fahiş hatâ ise,

Peygamberimizin buyruklarının, emir ve yasaklarının, öğütlerinin AB

standartlarına, Feminizm bozuk ideolojisine, Batı medeniyeti normlarına göre

ayıklanmasıdır.

Kur’an okuyan, Sünnet diyen öyle kimseler vardır ki, Allahı

iki çehreli bir Roma putuna benzeten zındığı İslam büyüğü olarak tanımakta, onu

İmam kabul etmektedir. Zerre kadar aklı, bilgisi, iz’anı, mantığı olar bir

Müslüman, kemal sıfatlarla muttasıf ve noksan sıfatlardan münezzeh olan Allahü

Teala ve Tekaddes hazretlerini iğrenç ve sefil bir puta teşbih eder mi

(Benzetir mi)

Kendilerine İslamcı diyen ve denilen öyleleri var ki,

inançlarının ve yaptıklarının bir kısmı Kur’ana, Sünnete, İslama, Şeriata

zıttır ama onlara laf anlatmak mümkün değildir.

Adam hem Kur’an ve hadîs okuyor, hem de mezhepsizlik

yapıyor… Böylesinde selim bir akıl olabilir mi

Resulullah Efendimiz (Salat ve selam olsun ona) “….. Her

kim, Kur’anı kendi re’yi ile tefsir ederse Cehennem’deki yerine hazırlansın”

buyurmuştur. (Tirmizî, Kitabu Tefsiri’l-Kur’an. V, s. 199)

İlmi, irfanı, ehliyeti, icazeti olmadığı halde Kitabullah’ı

re’y ve heva ile tefsir edenler, kendilerini Cehenneme attıracak bir hatâ

yaptıklarının farkında değiller, bunu bir fazilet sanıyorlar.

Bu yanlış ve bid’at (Sünnete kesinlikle aykırı) metodu

19’uncu asırda Farmason ve taqiyyeci Cemaleddin Afganî çıkartmıştır.

İslam, ilmi olmayan cahil Müslümanların Kur’anı kendi re’y

ve hevalarıyla okuyup yorumlamakla değil, Ehl-i Sünnet ulema ve fukahasının

muteber, doğru ve güvenilir akaid, ilmihal, fıkıh ve ahlak kitaplarını okumakla

öğrenilir. O kitaplardaki bilgiler zaten Kur’andan ve Sünnetten çıkartılmıştır.

Güdük akıllılar yüzünden ülkemizdeki İslam Ümmeti yüzlerce,

binlerce irili ufaklı fırkaya ayrılmıştır. Bu fırkaların her biri bağımsızdır.

Bunların arasında hiçbir bağ ve irtibat yoktur. Almanya’da, 19’uncu asırda,

birleşmeden önce irili ufaklı 300 küsur devlet, devletçik, site vardı ama onlar

aralarında bir gümrük birliği yapmışlardı. Bizdeki cemaatler, İslamcılıklar

mozaiğinde, tavaif-i mülukunda bu da yoktur!

Son yıllarda ülkemizde milyonlarca adet Kur’an tercümesi

basılmış, bunların bir kısmı bedava dağıtılmış, bir kısmı bir lira gibi

sembolik bir ücretle satılmıştır. Sanki Müslüman halka, al eline kutsal kitabını

ve kendi kafana, kendi zihniyetine, kendi re’y ve hevana göre yorumla, hüküm

çıkart denilmiştir.

Bugün Türkiye’de dehşet verici bir İslam Protestanlığı, bir

Balkanlaşma, mozaikleşme görülmektedir. Hizipçilik, fırkacılık, cemaatçilik

almış yürümüştür.

Ümmet şuuru ve İmamet-i Kübra kavramı kaybolmuştur.

Fırka ve cemaat fanatizmleri, holiganlıkları, militanlığı

yaygın hale gelmiştir.

“Ben kendi cemaatimin veya tarikatımın hizmet ve

faaliyetlerine bakarım, öteki Müslümanlar beni ilgilendirmez…” diyenler vardır.

Bir Müslüman nasıl böyle düşünebilir ki, Resulullah

Efendimiz “Doğuda bir Müslümanın ayağına diken batsa, Batıdaki Müslüman onun

acısını yüreğinde hissedecektir” buyurmuşlardır.

Yaşları küçük akılları güdük beyinsizlerin bir kısmı,

dinimizin ikinci ana kaynağı olan Sünneti ya inkar ediyor, yahut hafife alıyor.

Maalesef birileri işi hadîsleri ayıklamaya kadar

vardırmıştır.

On dört asırlık İslam tarihinde görülmemiş reform

hareketleri başlatılmıştır.

Buharî’de geçen bir hadis için “Peygambere söyletilmiş”

tabiri bile kullanılmıştır.

Benim şahsî kanaatim, İslamî hareketin, İslamcılıkların

içine birtakım Kriptoların, casusların, ajanların, provokatörlerin, İbn

Sebe’lerin, Lawrence’ların girmiş ve sızmış olmasıdır.

İslamı yıkmak, Ümmeti parçalamak için şu metotları

kullanıyorlar:

1. Herkes kendi re’y ve hevası ile Kuranı tefsir etsin.

2. Sünnet yıpratılsın.

3.  Dört hak fıkıh

mezhebi ortadan kalksın.

4. Ehl-i sünnet şuuru zayıflatılsın, yok edilsin.

5. Onun yerine Fazlurrahmancılık bid’ati hâkim olsun.

6. Ümmet şuuru yerine fırkacılık ve hizipçilik holiganlığı

gelsin.

7. İslam’ın Allah katında tek hak din olduğu doğru inancı

yıkılsın, onun yerine “üç hak ibrahimî din” bozuk inancı getirilsin.

8. Müslümanlar Ramazanlarda papazlarla, hahamlarla iftar

etsinler, kucaklaşsınlar ama İslamî fırkaların reisleri senede bir kere bile

bir yerde buluşup hayırlı ve birleştirici müzakereler yapmasın.

1950’lerde ülkemizde böyle bid’atlar, bugünkü

parçalanmışlık, din konusunda bunca fitne fesat tartışma yoktu. Bütün bu işler,

1970’lerin başında, şu malum ve mahut Reşid Rıza’nın Telfik-i Mezahib adlı

bozuk kitabının Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından yayınlanmasıyla

başlamıştır.

Merhum Üstad Ahmed Davudoğlu dini içten yıkmaya, tahrip

etmeye yönelik bozuk cereyanları çok tenkit etmiş ve Sünnî halkı uyarmıştı.

Yukarıda saydığım kötülük ve bozuklukların sorumlusu sadece

bid’atçiler, aklı güdük, yaşları küçük olan beyinsizler midir ... Hayır,

ellerinde imkan olduğu halde onların şerlerini def’ etmeyen, bozuk görüşlerini

reddetmeyen, Müslüman halkı uyarmayan, bilgilendirmeyen, aydınlatmayan Ehl-i

Sünnet temsilcileri de büyük vebal altındadır.

* (İkinci yazı)

Modern Kölelikler

Bugünkü insanların kendilerini hür sanmaları kuruntudan

ibarettir. Evet zamanımızda eskiden olduğu gibi kölelerin parayla alınıp

satılmaları yoktur ama üstleri hürriyet şallarıyla örtülmüş bir yığın kölelik

vardır.

Günde saatlerce tv seyreden bağımlılar kendilerini hür mü

sanıyor

Sabahleyin evden işe, akşam işten eve gitmek için üç dört

saat harcayanlar hür müdür

Okullarda resmî ideolojinin, vesayet rejiminin maval ve

hurafeleriyle “aydınlananlar” hür insan olabilir mi

Dizikolikler ne kadar hür olabilir ve kalabilir

Yedikleri gıdalarda, içtikleri meşrubatta beş yüz çeşitten

fazla hormon, kimyevî madde, aroma, boya, koruyucu madde, sun’î gübre bulunan

insanı siz hür mü sanıyorsunuz

TC başlıklı resmî vesikalarla seks köleliği yapan kadınlar

da mı hür

Yahudi azınlığın cumartesi günü, Hıristiyan azınlığın pazar

günü tatil yaptığı ama Müslüman çoğunluğun cuma günü tatil yapamadığı bir

toplum ne kadar hürdür

Kaplumbağalar, salyangozlar evlerini sırtlarında taşıyor.

Modern ve sözde hür insanlar da köleliklerini içlerinde taşıyor, lakin

haberleri yok…

21.12.2012