Yaşananlar ekseninde D-8’in önemi

Abone Ol

Bismillahirrahmanirrahim;

İslam dünyasının perişanlığı ortada! Sömürgeciler başlarında adeta boza pişiriyorlar. Emperyalizmin 300 senedir uyguladığı yöntem belli: Böl, parçala, yut! 1. ve 2. Dünya Savaşları da sömürge amaçlıydı. Sömürgeciler bu 2 savaş sonrası, büyük devletleri parçalayarak, yüzden fazla küçük ülkecikler oluşturdular. Emperyalizm yöntemini değiştirmedi. Yeni küçük ülkecikler oluşturma hedefini bütün hızıyla sürdürmekte. Yaşadıklarımız bu sebepten.

Sinsi planı ilk fark eden devlet adamı Erbakan Hoca oldu. Ömrünü sömürgeci Siyonizm’le mücadeleye adadı. Onların bütün planlarını deşifre etti; itibarsızlaştırdı. İnsan kanıyla beslenen ahtapotun kollarını kesmeye; zulüm ve sömürüyle çetin bir mücadeleye girişti.

Sömürgeciler daha çok İslam dünyasına yöneldi. Çünkü dünyanın en zengin yer altı kaynakları onların elindeydi. Sömürge yoluyla bu zenginlikleri elde etmeye çalıştılar. Emperyalizm İslam dünyasının parçalanmışlığından faydalanarak oralarda istediği gibi at oynatıyordu.

Çözüm, İslam dünyasının birleşerek, sömürgecilere karşı tek güç olmasındaydı. Erbakan Hoca 28 sene durmaksızın bu gerçeği anlattı. 1996’da koalisyon hükümetinin başbakanı olunca bu işe doğrudan el attı. Batı ülkelerine yapılan gezi ve ziyaretlere hükümet ortağı Tansu Çiller’i gönderdi. Kendisi tamamen İslam dünyasına yöneldi. Birlik olmaları halinde elde edecekleri maddi ve manevi kazançları anlattı.

Başta İran ve Mısır olmak üzere bazı ülkelerin kendi aralarında ciddi problemleri vardı. Hoca, başlarken çektiği besmelenin bereketiyle hepsini tek tek aşmayı başardı.

YENİ BİR DÜNYA İÇİN

SAVAŞ ve katliamların saadet ve huzur getirmediğini gören Erbakan Hoca, 1996’da başbakan olunca İslam dünyasının öncülüğünde yeni bir saadet dünyasının kurulmasına girişti. Nüfusu 50 milyonun üstünde olan 8 ülkeyi ziyaret etti. Bunlar; Türkiye, Bangladeş, Endonezya, İran, Mısır, Nijerya, Mısır, Pakistan’dan oluşuyordu. Bu ülkelerin toplam nüfusu 820 milyondu. Bugünse 1 milyar.

Hoca bu 8 ülkenin üst düzey yetkilileriyle tek tek görüştü. Hepsi Erbakan’ın öncülüğündeki birlikteliği benimsediler. 15 Haziran 1997’de bu ülkelerin devlet başkanlarını İstanbul Çırağan Sarayı’nda topladı. Yeni Bir Dünya’nın temellerini oluşturan D-8 resmen kuruldu. “D-8’in, 20. yüzyılın 21. yüzyıla en kıymetli hediyesi olduğu” belirtildi.

D-8’in bayrağındaki 6 yıldız, kuruluş amacındaki 6 temel ilkeyi sembolize ediyordu. Bunlar; 1. Savaş değil; barış! 2. Çatışma değil; diyalog! 3. Çifte standart değil; adalet! 4. Üstünlük değil; eşitlik! 5. Sömürü değil; işbirliği! 6. Baskı ve tahakküm değil; insan hakları ve hürriyet!” ilkeleridir.

Bu ilkeler dünya barışının acil ihtiyacıydı. Sömürgeci güçler saltanatlarının sona ereceğini fark etti. D-8’in kurucularına, Türkiye’deki 28 Şubat’ın türevleri denilebilecek baskılar uyguladılar. Erbakan Hoca’nın siyasi yasaklı hale gelmesi; sonraki hükümetlerin dış baskılar sebebiyle D-8’e ilgisiz kalmaları sebebiyle, konu sürüncemede bırakılsa da, D-8’e duyulan ihtiyaç her geçen gün artarak devam etti.

20. YILINDA D-8’E İLGİ

SON 20 yılda sömürgeciler İslam dünyasını talan ettiler. Bosna, Afganistan ve Filistin’de katliamlar yaşandı. Sudan ikiye bölündü. Irak ve Suriye parçalandı. Libya’nın başına gelmeyen kalmadı. Mısır’da darbe yapıldı. Somali açlık ve savaşlarla boğuştu. Türkiye 28 Şubat’ı yaşadı. Terör yakmadık yürek bırakmadı. Daha nice perişanlıklar!..

Saadet Partisi, D-8’in 20. yılında bu ülkelerin temsilcilerini Çırağan Sarayı’nda yeniden bir araya getirdi. Sürecin bakanları da oradaydı. D-8’in vazgeçilmezliği vurgulandı. Genel Başkan Temel Karamollaoğlu; “D-8’in kuruluş aşamasındaki heyecan, inanç ve azmin yüzde biri, ondan sonraki süreçte ortaya konabilseydi, bugün İslam dünyası kargaşa ve terörün adresi haline gelmezdi” ifadelerini kullandı.

Programda konuşan Abdullah Gül, Müslümanlarla Müslümanların savaşından yakındı: “Komşularımızla meselelerimiz konuşarak halledilmeliydi. O zaman diyalog ortamı vardı. Problemlerimizi silahlı çatışma yoluyla çözmeye çalışmak yanlıştı.”

Dünyanın büyük ihtiyaç hissettiği çalışma 20 yıl önce start aldı. Planı hazır, hedefi bellidir. Dünya bir avuç sömürgecinin insafına emanet edilemez. Müslümanlar “öğretilmiş çaresizlik”ten kurtulmalı, tarihi görevlerini unutmamalıdırlar. Huzur ve barışı önceleyen “Yeni Bir Dünya” vakit geçirmeden kurulmalıdır. İslam Birliği kurulmazsa, bencil ve paylaşmayı bilmeyen sömürgeciler dünyayı ateşe vermekten çekinmeyeceklerdir.

Dünya, “Savaş değil; barış!” anlayışının özlemi içindedir. Merkez ülke Türkiye’dir. Saadet Partisi’nin kararlı tutumu ümitleri yeşertmiştir. Fehmi Koru’nun; “Saadet Partisi önümüzdeki günlerde varlığını daha fazla hissettireceğe benziyor” (15. 6. 2017) sözü bunun örneği.