Yaşamak için yaşatmak

Abone Ol

"Yaşamak ancak yaşatmakla mümkündür"... Bu cümle aynı zamanda bir inanç ve anlayışın özetidir. Hakkı üstün tutan, haklı olan zayıf da olsa hakkını alabildiği bir düzenin ve böyle bir düzeni hakim kılma mücadelesi veren anlayışın ifadesi.

Bu anlayışın günümüzde fazlaca yaygın olmadığını görüyor ve biliyoruz. Ancak, bu düşüncenin dünya üzerinde yeterince yaygın olmayışı doğru olmadığı anlamına gelmiyor. Gücü esas alan zulüm düzenlerinin insanlığa huzur ve mutluluk getirmediği ve getiremeyeceği giderek daha açık bir şekilde görülüyor. Bu yüzden de yaşamak için yaşatmayı esas alan inanç, anlayış ve düzen için çalışmak, gerekirse bunun için insanların kendilerini feda etmeleri büyük önem arzediyor.

Aksi halde yaşamak için dünyayı sömürmeyi, gerekirse ülkeleri talan etmeyi, insanları katletmeyi kendileri için hak kabul eden bir anlayışın yeryüzünden silinip atılması mümkün olmayacaktır. Bir bakıma mazlumların sessizliği zalimlerin ömrünü uzatacaktır. Unutulmamalıdır ki, Allah herkese çalıştığının karşılığını verir.

Millî Görüş Hareketi işte, "Yaşamak için yaşatmanın gerektiği" anlayışının hayata hakim kılınma mücadelesidir. Tabii ki, bu yol yokuş, dikenli ve sıkıntılıdır. Sıkıntılara göğüs germeden düze çıkmak mümkün olabilir mi Meseleye bu açıdan bakıldığında Millî Görüş Hareketinin Lideri Erbakan Hocamızın eşi olarak onunla 38 yıl boyunca omuz omuza yürümüş olmak sanıyorum çok şerefli bir yürüyüştür. Davanın yüceliği ve şerefi çekilen sıkıntıları yok edecek bir güce sahiptir. Umudumuz odur ki, Nermin Erbakan Hanımefendi de bu dünyada ne kadar çok sıkıntıya katlanmış olursa olsun, ahireti mamur olur. Bu inanç ve düşünce, arkasından duyduğumuz üzüntüyü hafifletiyor. Erbakan Hocamızın yalnızlık duygusunu hafifletmesini yüce Allahtan niyaz ediyoruz. Erbakan Hocamız tabii ki yalnız değildir. Evlatları, torunları vardır. Onlar kendisini yalnız bırakmayacaktır. Bunun yanında milyonlarca seveni, gönül dostu heran çevresinde olacaklardır. Buna rağmen biliyoruz ki, eşin yerini doldurmak mümkün olmayacaktır.

Yaşamak için yaşatmayı esas alan bir görüşün mensupları her olay, acı ve sıkıntı karşısında metanetlerini korumasını bilirler, bileceklerdir. Sabır ve azim ile yürüyüşlerini sürdüreceklerdir. Bu yürüyüş hiçbir zaman bitmeyecek, vadesi gelen yürüyüşten çekilirken, arkadan gelenler yürüyüşü aynı hızla sürdüreceklerdir.

Zalimlere dur demenin, haklının hakkını teslim etmenin başka yolu yoktur. Bu davaya gönül vermiş olanlar olarak, gaflete düşerek davamızın mahiyeti ve büyüklüğü hususunda gevşek davrandığı takdirde, sadece gücü hak sebebi sayan anlayışın hakimiyetine ve ömrünün uzamasına hizmet etmiş olacağımızı gözden ırak tutmamak durumundayız.

Bu ölçüyü unutmadığımız takdirde bu dünyamız da ahiretimiz de mamur olacaktır. Allah bu niyetimizi daim eylesin. Bir takım sebep ve bahanelerle gayretimizi azaltmasın.. Ölümün bir son değil, ebedi hayatın başlangıcı olduğu şuuru ile bu dünyadaki hayatımızı tamamlamayı, rızasına uygun yaşamayı nasip etsin..