BİR sancı gibi, her gün acı haberler alarak yaşamak.
Giden var fakat değişen ne topraklarda İyiye bir yönelim bir dönüşüm ne zaman
Şubat ama en çok 27. En ağır hüzün ve bu hüznü tek
başımıza yaşarken üstelik. İnsan en çok acıyı paylaşmak istiyor. Çevresinde
aynı acıyı duyan bir dosta sarılıp ağlamak. Yoksa Öyle bir dost yoktu üstelik
anlayan da. O gün soğuğu yalnız çektik. Semalardan süzülüp gitti merhamet.
Kargalar akşama doğru öbeklendi çığlık çığlığa. Bir âlem göçüyordu biz
kalıyorduk karanlıkta.
İlk hissedişim bunu dedemin vefatında olmuştu. Yaşım üç
ilk defa mezar gördüğüm zamanlarda. Hazirandı o zaman. Gidenin dönmeyeceğini
çok iyi anlamıştım. En sevdiğim gitmişti. Dünyanın eksildiğini hissetmiştim.
Artık daha ufak daha çorak bir yer olmuştu dünya.
İşte Şubat 27 de de eksildi dünya bir biz kaldık. Göçtü
kervan kaldık dağlar başında . Dünyanın duracağını sandım durmadı ama durdu çoğu
şey. Kalbimiz o gün kanadı.
Yaşamak bir sancı gibi ama daima mücadeleyle. Bu savaşta
pes etmek yok. İnanan her zaman kazanır bu bizim destek sözümüzdür. Kalbimizi
dayandırmak için bu söze inanacağız. Derler ki Besmeleyle yola çıkanın işi
hayırla sonuçlanırmış. Buna inanarak çıkacağız yola. Manevi olarak yanımızda
olmaları için dualarımızı unutmayacağız. Sevgili Efendimizin s.a.v. sabrını
azmini unutmayacağız. Bu dünyanın geçici olduğu hep aklımızın bir köşesinde
bulunacak ki hırslarımıza yenik düşmeyelim. İnananlar her zaman iyi yerlere
gelmeli. Bu da bizim bir görevimizdir.
Müslümanlar olarak fenni ilimlere yönelmeliyiz. Muhammed
Esad Erbili k.s. Mektubat ında fenni ilimleri öğrenmenin de Müslümanların bir
görevi olduğundan bahseder. Böylece her alanda yetişmiş ilim sahibi insanlar
güzellikleri taşıyacaktır.
Her daim kendi yolumuzla meşgul olalım. Yaşamak yeterince
zor ve sancılıyken başkalarının yaşamına bakmak bize vakit kaybından başka bir
şey getirmez. Bu anlamda Facebook oldukça yanlış bir şeyi körükledi.
Başkalarının yaşamına ortak olmayı şırıngaladı. Böylelikle hiç tanımadığımız
insanların bile evlilik hayatını, düğün fotoğraflarını en özel durumlarını,
nişan kına nikâh anlarını görüyoruz o anlara bir bakıma şahitlik ediyoruz.
Tatillerini, mezuniyetlerini ölüm ya da doğumlarını görüyoruz. Olmadık
insanlarla atışıp kavgaya tutuşuyoruz ne için kavga ettiğimizi anlamaya
vaktimiz bile olmuyor. Bir yazımızdan bin tane insan alınıp karşı cevaba
geçiyor. Ki o ortam buna oldukça da müsaittir. Birisi duvarına rastgele bir söz
yazınca onu gören herkes acaba bana mı diyor diye bir kuşku yaşar. İnsanlarla
yüz yüze gelince söyleyemeyeceğimiz sözleri Facebook üzerinden de söyleme
hakkımız yoktur. Bir gün bile Kur an okumayanlar derken acaba nereden biliyorsunuz
hiç düşündünüz mü Kur an okurken fotoğrafını çekip koymuyor diye böyle bir
yargıya varamazsınız. Bunlar hep suizan olur. Sosyal medya üzerinde bu tür
saçmalıklardan ya uzak duracağız ki bu neredeyse mümkün değil- ya da hesapları
sileceğiz. Hiç tanımadığımız insanlara başarılarımızı, mutluluklarımızı iyi hal
ve durumlarımızı göstermek ve bunlarla hava atmak zorunda değiliz. Benzer
şekilde hiç tanımadığımız insanlarla hüzün ve acılarımızı da paylaşmayalım. Bu
bizi ancak konumca düşük duruma götürür. Acizlenmek bize yakışmıyor. Allah
gücümüze güç katsın vesselam.