Yasak sudan içmeyenler parmak kaldırsın!

Abone Ol

Kur’ân-ı Kerim’de geçen kıssaların her biri bir kânunun ucudur. O kıssalarda kıyamete kadar gelecek insanlar için bir ders ve ibret vardır. Üç yüz elli bin tefsiri yazan müfessirler, diğer ayet-i kerimelerden ve hadis-i şeriflerden istifade ederek, diğer ayet-i kerimeler gibi bu kıssalara da şerhler yapmışlardır. Allah hepsinden razı olsun. Biz bu yazımızda günümüze de ışık tutan Tâlût-Calut mücadelesi ile ilgili kıssadan bahsedeceğiz. Bakara Suresi’nin 246-251. ayet-i kerimelerinde icmâlen nakledilen kıssanın hülasası şudur:

Âd kavminin neslinden Amelika Kavmi, Filistin’de meskun Ben-i İsrâil’e devamlı hücum ediyordu. En son hücumda Ben-i İsrail’den 400 kadın ve erkek genci esir almışlardı. Bunun üzerine Ben-i İsrail, o devirde peygamber olarak gönderilmiş olan Hz. Şemul’e (A.S.) müracaat ederek kendilerine bir reis tayin etmesini, onun kumandası altında zalimler topluluğu ile savaşacaklarını bildirdiler. Cenab-ı Hak da Talut’u onlara kumandan olarak seçti. Talut’un kumandası altında 70 bin genç toplandı. Bu ordunun en genç askerlerinden biri Hz. Davut Aleyhisselam idi. Hz. Davut’un babası Eyşa ile diğer 12 kardeşi de orduda idi. Hz. Davut, savaşa giderken üç taş, “Beni al” diye dile geldi. Hz. Davut da onları aldı. Talut ile Calut’un ordusu karşı karşıya gelince Calut meydana çıkıp kendisiyle savaşacak er istedi. Onun karşısına Hz. Davut (A.S.) çıktı ve “Bismillah” diyerek sapanına yerleştirdiği o üç taşı Calut’a fırlattı. O taşlar Calut’un başını delmiş ve gebertmişti. Bunun üzerine Calut’un ordusunda bozgun başladı ve mücahitler kâfirler topluluğunu ekin biçer gibi biçtiler. Neticede hem kendileri esaretten ve zalimin zulmünden kurtuldular, hem de bütün esir kardeşlerini kurtardılar.

Bu kıssanın en can alıcı kısmı, Bakara Suresi’nin 249. ayet-i kerimesinde nakledilen, “yasak su” meselesidir. Evvelâ bu ayet-i kerimeye mealen bakalım:

“Tâlût askerlerle beraber (cihat için) ayrılınca, ‘Biliniz ki Allah sizi bir ırmakla imtihan edecek. Kim ondan içerse benden değildir. Kim ondan hiç tatmazsa bendendir (benimledir), ancak eliyle bir avuç içen de istisna edilmiştir (o da benimledir)’ dedi. İçlerinden pek azı müstesna hepsi ırmaktan içtiler. Tâlût ve onunla beraber iman edenler ırmağı geçince, ‘Bugün bizim Câlut’a ve askerlerine karşı koyacak hiç gücümüz yoktur’ dediler. Kendilerinin, sonunda Allah’ın huzuruna varacaklarını bilenler, kendi aralarında ‘Nice az kişiler vardır ki, sayıca kendilerinden çok olan topluluklara Allah’ın izniyle galip gelmiştir. Allah sabredenlerle beraberdir’ dediler.”

Rivayetlere göre, yasak sudan içmeyenlerin sayısı, 70 bin kişi içinden yalnızca 313 kişi idi. (Latif bir tevafuktur ki Bedir aslanlarının sayısı da 313 idi.) “Yasak su” kıyamete kadar geçerli bir “ölçü”, bir “mihenk”tir. Kâfirlere, zalimlere karşı dik duruş sergileyen, sergileyebilen yiğitler ancak ve ancak “yasak su”dan içmeyenlerdir. Yani Allah-u Teâlâ’nın emirlerine kayıtsız şartsız itaat eden, Allah’ın yasaklarından sakınan ve haramlardan uzak duranlar…

Peki, günümüzde durum nasıl? Allah-u Teâlâ’nın gönderdiği dinin bütün ahkâmına hüve hüvesine inanan, onunla amel eden, taraftar olan, haramlardan kaçınan kaç kişi var? Helâle-harama dikkat eden, faizin gölgesine bile yaklaşmayan, tesettür-ü şer’îye bürünen, haremlik-selamlığa dikkat eden, beş vakit namazı eda eden, namazı kazaya bırakmamaya ve mümkün olduğunca cemaatle ve camide eda etmeye dikkat eden, cihada inanan ve cihat için yüreği tutuşan, zekâtını yerli yerince veren, Allah’ın hükümlerinin hâkimiyetini can u gönülden arzulayan ve bu konuda kem-küm etmeyen, binlerce İslâmî hükümlerin hepsine taraftar olan, tâğutun prensiplerini reddeden, gönlü Muhabbetullah, Muhabbet-i Resûlullah ve Kelamullah ile dolu olan, bütün müminleri kardeş bilen ve onları seven, Müslümanların birliğine taraftar olan, Calut’ların karşısına dikilmeye can atan kaç kişi var? Lütfen parmak kaldıralım! Yasak sudan içmeyen kaç kişi var? Bütün dünyada?.. Şayet 313 rakamına ulaşmışsak o vakit kurtuluş yakın demektir.