Yarın neler yaşanacak?

Abone Ol

17 Aralık 2013 Yolsuzluk ve Rüşvet Soruşturması kapsamında istifa eden eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, eski İçişleri Bakanı Muammer Güler, eski AB Bakanı Egemen Bağış ile eski Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar hakkında Meclis Soruşturma Komisyonu kuruldu.

Yayın yasağı olduğu için soruşturmanın ayrıntılarına giremiyoruz. TBMM Komisyonunda nelerin konuşulduğunu yazmak, konuşmak mahkeme kararıyla yasak.

***

Ancak herhalde şu kadarını söyleyebiliriz;

Yarın, TBMM’de kritik bir oylama var; 4 Bakan hakkında ne karar verilecek  

Meclis Soruşturma Komisyonu üyeleri, bu 4 Bakanın Anayasa Mahkemesi’nde yargılanması yönünde mi oy kullanacaklar, yoksa, “Bu dosyalarda bir şey yok.” deyip, 4 Bakanı aklayacak mı

Bu soruların cevabı yarın belli olacak.

***

Peki, yarın ve sonrasında neler olacak

Biraz da bu Komisyonun bu aşamadan sonraki seyri, çalışma usulü hakkında bilgi vermek istiyorum;

TBMM Soruşturma Komisyonu üye tamsayısının salt çoğunluğu ile toplanacak ve toplantıya katılanların salt çoğunluğu ile karar verecek. 

Soruşturma Komisyonunun çalışmaları gizli. Komisyona kendi üyeleri dışındaki milletvekilleri katılamıyor.  

Soruşturma komisyonu, raporunu Anayasanın 100’üncü maddesine göre kuruluşundan itibaren iki ay içinde vermesi gerekiyor.

Komisyonun yetkilerine gelince; Komisyon kamusal ve özel kuruluşlardan konu ile ilgili bilgi ve belgeleri isteyebiliyor; gerekli gördüklerine el koyabiliyor; Bakanlar Kurulunun bütün vasıtalarından faydalanabiliyor; Bakanlar Kurulu üyelerini, diğer ilgilileri, tanık ve bilirkişileri dinleyebiliyor. Gördüğünüz gibi, Meclis Soruşturma Komisyonunun hayli geniş yetkileri bulunuyor.

Komisyon, hakkında soruşturma açılması istenen Başbakan veya bakanın savunmasını alabiliyor.

Komisyon, gerektiğinde alt komisyonlar kurarak Ankara dışında da çalışma kararı alabiliyor.

Soruşturma komisyonu raporunun, Başkanlığa verildiği tarihten itibaren on gün içinde bastırılarak hakkında soruşturma açılması istenen Başbakan veya bakana derhal gönderilmesi gerekiyor ve rapor eşzamanlı olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerine dağıtılıyor. Rapor, üyelere dağıtımından itibaren on gün içinde görüşülüyor.

Görüşmeler tamamlandıktan sonra komisyon raporu Genel Kurulca gizli oyla karara bağlanıyor.

Başbakan ya da Bakanların Yüce Divana sevk kararı ancak üye tamsayısının salt çoğunluğu ile alınıyor. Bu da 276 milletvekiline tekabül ediyor.

TBMM tarafından Bakanların Yüce Divana sevki kararı alınırsa dosya, en geç yedi gün içinde Başkanlıkça dizi pusulasına bağlanarak Anayasa Mahkemesi Başkanlığına gönderiliyor.  

***

Genel çerçeve böyle…

Bakalım yarınki oylamada nasıl bir tablo ortaya çıkacak

İsmail Özdağlar yüce Divan’da Yargılandı ve ceza aldı…

Geçenlerde Şırnak’tan arayan bir okurum, “Geçmiş yıllarda bir Bakan Yüce Divan’da yargılanmıştı. Kimdi o, hatırlayabildiniz mi ”  diye sormuştu…

Ben de anlatmıştım;

1985 yılı başlarıydı…

Askeri dönemden hemen sonraki yıllar…

ANAP’ın iktidara gelişi ve Turgut Özal’ın Başbakan oluşunun üzerinden yaklaşık 1 yıl geçmişti.

Bakan İsmail Özdağlar’ın adı bir rüşvet skandalına karıştı. Bir iş adamı, Devlet Bakanı İsmail Özdağlar’ın kendisinden rüşvet istediğini öne sürerek, durumu Başbakan Özal’a aktardı.

Özal ne yaptı

Sonraları milletvekili seçilen ve Bakanlık yapan, ölümü halen şüpheli olan danışmanı Adnan Kahveci aracılığıyla gizli bir soruşturma başlattı.

Bakan Özdağlar esasen Özal’ın güvendiği bir isimdi; 1950 yılında Manisa’da doğmuş, ODTÜ’den makine mühendisi olarak mezun olmuş, ABD’de işletme masteri yapmıştı. 33 yaşındayken ANAP’tan milletvekili seçilmişti, ardından da Bakan oldu.

Peki, neydi suçlama, Bakan Özdağlar’a

Özdağlar, “Bir ihalede, tonu 9 dolar olan petrolü 15 dolardan taşıtıp, aradaki farkı armatörlerle paylaşmak ve o günün parasıyla, 25 milyon lira rüşvet almakla” suçlanıyordu.

Kahveci’den “olur” cevabını alınca Özal, Özdağlar’ın istifasını istedi.

Özdağlar aynı gün istifasını sundu.

ANAP Grubu bir adım daha attı; TBMM’ye verilen soruşturma önergesi kabul edilip, Özdağlar Yüce Divan’a sevk edildi.

Anayasa Mahkemesi’ndeki yargılama sonucu “rüşvet’’  ispatlanamadı ama Bakan İsmail Özdağlar görevini kötüye kullanmaktan, 2 yıl hapis ve o zamanın parasıyla 30 bin liraya mahkûm edildi.

“Ben demiştim…” demek istemiyorum, ama!..

20 Ekim 2014 tarihinde “Hayri İnönü yakında isyan bayrağını çekebilir!” başlığı altında neler yazmışım Okuyalım mı;

“Kulislerde şöyle şeyler konuşulmaya başlandı;

Şişli Belediyesi’nde yaşanan sansasyonlara karşı sessiz kalan ve ismi “Emanetçi Başkan”a çıkan Hayri İnönü’nün, CHP Genel Merkezi’nin talebiyle bir müddet sonra “belediye başkanlığı yapmak istemesi”yle belediyede Hayri İnönü’ye karşı bir cepheleşme başlatıldı…

Hayri İnönü’deki bu, “Ne oluyor kardeşim, Başkan benim, yetki bende, yasal yetkilerimi sonuna kadar kullanacağım…” şeklinde özetlenebilecek değişikliğin Sarıgül ailesi tarafından büyük bir tepkiyle karşılandığı konuşuluyor…

İnönü’deki bu değişiklikten rahatsız olan Sarıgül ailesi; İnönü’nün önünü kesmek ve başkanlık yapma isteğinden vazgeçirmek için belediye içerisinde büyük bir baskı politikası izlemeye başladı…

Hayri İnönü’ye uygulanan baskı öyle boyutlara ulaştı ki; Sarıgül ailesinin yakın ekibi, Hayri İnönü’ye, “Sen kimsin Ben seni tanımıyorum!” atarlarına başladı.

Hayri İnönü’nün özel kalemini arayarak görüşmek isteyenler çok kısa bir süre sonra Sarıgül ailesi tarafından ayrıca aranarak, “Hayrola, Hayri Başkan’ı aramışsınız, konu nedir ” denilerek İnönü’yü arayanların önü kesilmeye başlandı. Müthiş bir markaj söz konusu. Öyle ki; İnönü’ye selam verenler dahi uyarılır hale geldi.

Hayri İnönü ve ekibi tarafından yaptırılan hizmetlerin “ödeme”si zorlaştırıldı. Böylelikle iş yapmak isteyenler Sarıgül ailesinden onay almadan iş yapamaz duruma geldi. İnönü ekibinin yapmak istediği proje ve işler kabul görmemeye başladı. Adeta İnönü’nün ekibi ile Sarıgül’ün ekibi arasında bir savaş ortamı oluştu.

Tüm bunlar kulislerde dile getiriliyor. Ne kadarı doğru, ne kadarı manipülasyon, bilemem.”

***

“Ben demiştim…” demeyi sevmem. Ama yaşananlara bakın, tablo da ortada…

NOT:  Bugün 21 Aralık 2014, Pazar… 1) Emekliler yılda 15–20 TL zamla, hâlâ sürünmeye devam ediyor. 2) An itibariyle asgari ücretli “nasıl geçineceğim ” diye feryat ediyor. 3) Bu parlamento ve mevcut AKP iktidarı, 2011’den bu yana verdiği yeni ve sivil anayasa sözünü yerine getiremedi. 4) 28 Şubat darbesi döneminde kapatılan, yoksul-zeki Anadolu çocuklarının barındığı Başbakanlığa bağlı Vakıf Öğrenci Yurtları hâlen kilitli. Otur, sıfır!