Yarım asırlık sabite: Millî Gazete

Abone Ol

Millî Gazete kelimenin gerçek anlamıyla milli bir gazete. Zorda kalınca sabitelerinden vaz geçen emsalleriyle karıştırmayın sakın.

Bir ocağı 50yıl tüttürmek hiç kolay değil.

Türkiye gibi değişkenleri bol bir ülkede değişmeden ve dönüşmeden kalabilmek her mevkuteye nasip olabilecek bir şey değil.

Yazılı basının sosyal medya karşısında kan kaybettiği zamanlarda popülizme kaymadan sahici gündemi sokağa taşıyabilmek de bir o kadar takdiri hak ediyor.

Ben Millî Gazete’yi dikey konutlar karşısında direnen yatay konutlara benzetmişimdir hep. Üst üste yığma çok katlı binalar şehirleri bayındır gösteren yalanın göstergesidir.

Evlerin birbiri üzerine kibrit kutusu gibi bindirilmesi mutluluğa dışarıdan bakan gözlerin boyanmasını akla getirir.

Nasıl beton yığınları içerisinde, daracık odalarda metrekareye sıkışmış mutluluklardan bahsedilebilirse görkemli binaların göz kamaştırıcı şatafatı içerisinde imkânların ve rakamların asparagas büyüsüne kapılmak da odur.

Ne de olsa kemiyet dikey keyfiyet yatay bir gerçekliktir.

50 yıla baliğ olmuş bir gazetenin geleneği sayfalarını çoktan aşıp memleket sathında bir kanaatin temsiline irtifa etmiştir.

Millî Gazete’nin bir de görünmeyen sayfaları vardır.

Bu sayfalar milletin ruhunda mahfuz olan “Büyük Türkiye Hayali” olduğu kadar “Büyük İnsanlık İdeali”dir.

Bu hayal, ideal ve gelenek Millî Gazete’yi konjonktürle gelip bir başka konjonktürle giden gazetelerden belirgin bir şekilde ayırmaktadır.

COŞKUYU TAZELEMEK

Bir gazetenin yarım asrı geride bırakması ayakta alkışlanmayı hak ediyor elbette.

Üstelik bunu kendi yağıyla kavrularak başarması ayrı bir taltifi hak ediyor.

Fakat bir taraftan da yeni sorumlulukları beraberinde getirmesi gibi bir durum da var. Okuyucu profilini genişletmek, bütün dinamik kesimlere hitap edecek hale gelebilmek, işçi, memur ve esnaf kesimle birlikte okuyan kesimin tecessüsüne de cevap vermek gibi mesuliyetleri de gündeme almak gerekiyor.

Gazete ne kadar geniş çevreye kendini açabilirse o denli beğeni ve eleştiri düzeyi yüksek bir zümreyi bünyesine katmış olacaktır.

Elli yılın sonunda bütün kesimleri yüksek duyarlıklarla bir arada tutacak ortak bir dili ikame etmek şarttır.

Bu, şu ana kadar bunun gerçekleşmediği anlamına gelmez.

Bilakis dönüşmeden değişip gelişen bir iradeyi güçlü kılmaya hizmet eder.

Galiba hayal kurma ve de rüya göre eksiğimiz var.

Bunun için kuytu köşeleri veya karanlık geceleri beklememiz gerekmez.

Her cümleye yeniden başlar gibi besmele çekerek.

Coşkuyla, heyecanla ve aşkla.