Yarı Başkanlık idare etmez mi?

Abone Ol

İktidarın bazı hamlelerini anlamakta güçlük çekiyorum. Çünkü işin mantığı yok. Her an değişen bir düşünce yapısına sahipler. Bir bakıyorsunuz öyle, bir bakıyorsunuz böyle hamle yapıyorlar. Bir siyasi taktik olarak bile değerlendirilse bazı adımları anlamak güç oluyor.

Nedir anlamakta güçlük çektiğim bu değişen tavır. Örnek olarak yeni anayasada yer alması istenen Tam Başkanlık sistemini ele almak istiyorum. Aslında Başkanlık Sistemi demek yeterlidir. Ama medya olayı böyle takdim etti.

Başkanın konumu ve yetkilerinin belirlenmesi hususunda iki sene önce bir anayasa değişikliği yapıldı ve bu değişiklik referanduma sunularak halktan oy aldı. Böylece bundan böyle Cumhurbaşkanını halk seçecek. Bu değişikliğe destek verenlerdenim. Çünkü Milli Görüş hareketinin lideri rahmetli Erbakan Hoca, Cumhurbaşkanını halkın seçmesini ilk defa siyasi gündeme taşıyan kişiydi ve bizde öyle olması gerektiğine inananlardandık. Dolayısıyla yıllardan beri savunduğumuz bir hususun AK Parti iktidarı tarafından ele alınmasına destek verdik. Ancak, bu anayasa değişikliği ile ortaya çıkan yeni duruma göre bir defa olsun halk Cumhurbaşkanını seçmedi. Önümüzdeki seçimlerde yani 2014de ilk defa halkımız Cumhurbaşkanını seçecekti. Şimdi birdenbire iktidar kanadı yeni anayasada tam başkanlık sistemini öneriyor. İyi de o zaman daha önce Cumhurbaşkanını halkın seçmesini esas alan anayasa değişikliğini niçin yaptınız, niçin değişikliği halkın oyuna sundunuz İki senede ne değişti de gündeme Tam Başkanlık sistemini getirdiniz Bunun kişisel bir takım ihtiraslardan başka mantıki bir izahı var mı Yarın da başkaları farklı değişiklikleri gündeme getirirler. Hâlbuki devlet yönetiminde sistem yap-boz tahtası değildir, olmamalı.

Bu bakımdan Cumhurbaşkanını halkın seçmesini öngören anayasa değişikliği hiç olmazsa bir dönem hayata geçirilmeli, uygulama görülmeliydi. Hiç uygulamadan yeni bir öneri ile ortaya çıkmak olsa olsa yeni anayasa çalışmalarını tıkamak anlamına gelir. Zaten bu ülkede partiler arası mutabakat sağlanması oldukça zordur. Bunun yanında iktidarın Tam Başkanlık önerisine TBMMde grubu bulunan CHP ve BDP peşin olarak karşı çıkıyor. Geriye bir MHP kalıyor. MHP ile mahalli seçimlerin 6 ay öne alınmasını öngören anayasa değişikliğinde işbirliği yapıldı ama sonuç alınamadı. Rica minnet Cumhurbaşkanı tarafından değişikliğin veto edilmesi sağlandı. Yani Tam Başkanlık sistemi konusunda istenen değişikliği Meclisten geçirmek zor görünüyor.

Bu arada halk tarafından seçilen Cumhurbaşkanı aslında şimdiye kadar uygulanmakta olan sitemin önemli ölçüde değişikliğe uğraması anlamına geliyor. Yani halkın oyları ile seçilmiş bir Cumhurbaşkanı eskisinden daha güçlü konumda olacaktır. Ancak, görünen o ki, Cumhurbaşkanının da Başbakanın da yetkileri toplansın, ülke tek kişi tarafından yönetilsin isteniyor. Bunun fayda ve zararları elbette tartışılabilir. Bazılarına göre iki başlılıktan tek başlılığa geçmenin ülke açısından çok daha yararlı olduğu söylenebilir. Şahsen iki başlılık değerlendirmesini doğru bulmuyorum. Doğru olsa bile o zaman, İki sene önceki anayasa değişikliğini niçin yaptınız sorusuna Tam Başkanlık sistemi isteyenlerin inandırıcı bir cevap vermesi gerekir. O zaman işin doğrusunu düşünememişiz şeklinde bir cevap inandırıcı olmaz.

Bu noktada şu sorunun da cevabının verilmesi gerekiyor... Ülkenin şu andaki ana sorunu başkanlık ya da yarı başkanlık sistemimi midir Yani yarı başkanlık sisteminden tam başkanlık sistemine geçildiğinde uzun yıllardan beri yaşanan sıkıntılar bundan böyle yaşanmayacak, insan hak ve özgürlükleri sadece tam başkanlık sistemi ile mi garanti altına alınabilecektir Böyle düşünülüyorsa 10 yıldır görülemeyen bu gerçek şimdi mi görülebilmiştir Eğer böyle ise ülke acemi yöneticiler elinde demektir. Yapa boza öğrenen talebelere terk edilmiş isek, daha çok benzer durumlarla karşılaşmaya hazır olmalıyız.