Yargıtay Başkanı'nın uyarısı ve siyonizm tehlikesi

Abone Ol

Yargıtay Başkanı Sayın Osman Arslan, adli yılın açılışı münasebetiyle yapmış olduğu konuşmada, diğer konuşmaları 2. plana atarak, öncelikle ülkemizdeki terör konusuna temas etmiştir.

Sayın Başbakan ezcümle "Bazı silahların terör örgütlerinin eline geçmesi karşısında önleyici tedbirler almayan ülkelerin, hukûki durumu Teröre açık destek vermekle eşdeğerdir" diyerek ilgili ülkeleri uyarmıştır.

Adli yılın açılış merasiminde, yapılmış olan bu önemli uyarı, bu konuda artık -bıçağın kemiğe dayandığı- anlamına geliyor.

Daha önce de eski Genelkurmay başkanlarımızdan sayın Doğan Güreş ABD nin gizli, âşikâr, terör örgütü PKK ya silah verdiğini beyan etmişti. Sayın Yaşar Büyükanıt paşanın müteaddid açıklamaları da eklenecek olursa, ülkemize karşı devâm ettirilen terörün, körün taşı misali, rasgele olmadığı işin arkasında, müttefikimiz dediğimiz ABD başta olmak üzere, çeşitli ülkelerin bulunduğu anlaşılır.

Ortaya çıkan bu belirtiler karşısında, sis perdelerini dağıtarak, artık net olarak karar vermemiz kaçınılmaz olmuştur. Çünkü Türkiyemiz, sinsice planlanmış olan ciddi bir siyonist kuşatması ile karşı karşıya bulunuyor.

ABD yi de etkisi altına alan bu tehlikenin odağında, SİYONİST-EVANGELİST ittifakı vardır.

Bu ittifak, ABD nin hem iktidar ve hem de ana muhalefet partisini avucunun içine almıştır. Bundan ABD nin geniş halk kitleleri de şikayetçidir.

Bu ittifak, beş altı bin sene evvel, yazılmış Kabbala gibi hurafelerin yeraldığı, bilim dışı, muharref metinlerden oluşmakta ve bu batıl itikadlara göre, öncelikle Fırat ve Nil vadilarinin işgal edilmesi öngörülmektedir.

Bu sebeptendir ki, kurulduğu günden beri Ortadoğu bölgemizde, terör estiren, kan dökmeyi kendisi için mübah sayan İSRAİL, ABD yi de peşine takarak Kuzey Irak ta bir Kürt devleti kurmaya başlamış ve bu kuruluşu tamamlamıştır.

İsrail ve ABD subayları bu sebepten peşmergeleri eğiterek karşımıza düzenli bir ordu teşkiline başlamıştır.

Görüldüğü gibi Türkiye nin bütün ısrarlarına rağmen PKK korunmaktadır, ona silah desteği sağlanmaktadır.

İki gün önce, İsrail ani olarak Suriye ye saldırmıştır. ABD desteği ile Suriye bertaraf edildiği taktirde ülkemizin güneyden kuşatılması tamamlanmış olacaktır.Hedef, ülkemizi de bölmek ve "arzı mev udu" ele geçirmektir.

Bizim bu konulardaki uyarılarımızı, kimileri "bunlar birer KOMPLO TEORİSİDİR", diyerek, gözardı etmeye çalışıyorlar. İnşaallah bu gafletimiz ülkemizin bir komploya kurban gitmesiyle neticelenmez.

ABD nin bile hem iktidar ve hem de anamuhalefet partilerini, etkisi altına alan siyonizm-evangelist ittifakını küçümsemeye kalkışmak son derece tehlikeli bir ihmaldir. Zirâ bu ittifakın arkasında, dünyanın bütün ülkelerini kaplayan gizli masonik örgütler mevcuttur.

Ne yazık ki, Atatürk ün kapattırdığı bu örgütler, bugün tamamen serbest bırakılmıştır. Bütün güçleriyle siyonizmin emellerine hizmet etmektedirler. Onlar için nihai gaye, (son amaç) hazırlanmakta olan gizli Yahudi devletinin kuruluşuna destek vermektir.

Dünyadaki bütün meşru hukuk sistemlerinde GİZLİ CEMİYET KURMAK suç sayıldığı halde, 33 gizli örgütün oluşmasından oluşan, masonik örgütlere ne gariptir ki, şimdiye kadar (Atatürk hariç) hiçbir resmi nitelikte müdahelede bulunulmamıştır.

Bu sebepten bu gizli örgütler, gerek bizim ülkemizde ve gerekse diğer ülkelerde siyasi partilere, sendikalara, hatta devlet kuruluşlarına sızmakta ve sızdıkları ülkelerin siyasi yönetimlerinde etkili olmaktadır.

Bu gerekçeler gösteriyor ki, ülkemiz, Siyonizm tehlikesine karşı bağışıklığı olmayan korumasız bir haldedir. Hileli yollardan sınırlarımızı TERÖRİST saldırılarla kuşatıldığı devamlı olarak tâciz edildiği ve tehlikeli gelişmelerin birbirini takip ettiği şu kritik durumda:

1- Önce bütün gizli masonik örgütlerden, devlet kuruluşlarımızın ve siyasi partilerimizin arındırılması gerekmektedir.

2- Bunun için bütün siyasilerimizin, Siyonizm, Evangelizm, Masonik ve onun yan kuruluşlarının hangi metodlarla çalıştıkları hakkında BİLİNÇLENDİRİLMELERİ gerekmektedir.

Şu beyan ettiklerimiz aynı zamanda "HİÇ BİLENLE BİLMEYEN BİR OLUR MU " meâlindeki ilâhi uyarının da veciz bir ifâdesidir.

Bu bilince sahip olmayan ve bu konuda bağışıklığa sahip siyasiler ve resmi görevliler bir robot gibi, kolaylıkla kullanılabilecek durumlara düşebilirler.