Kamuoyunun önemli bir kesiminde şok yaşanıyor. Balyoz davasından tutuklu 19 sanık geçen hafta serbest bırakılmıştı. 12‘nci Ağır Ceza Mahkemesi‘nin Nöbetçi Hakimi Oktay Kuban, sanıklar hakkında "kuvvetli suç şüphesi" bulunmadığı ve kaçma ihtimallerinin de olmadığı gerekçesiyle serbest bırakma kararı almıştı. 3 gün sonra tam tersi karar çıktı.
Aynı mahkemenin üç hakimi, savcıların itirazı üzerine toplandı ve oybirliğiyle, Nöbetçi Hakim Kuban‘ın takdir hakkını "sınırsız, sorumsuz ve keyfi" kullandığını belirtip, serbest bırakılanların tekrar tutuklanmasına karar verdi. Kuban‘ın daha önce serbest bıraktığı iki muvazzaf generalin de tutuklanıp cezaevine konulmasını istedi. Adalet Bakanlığı‘ndan, kim olduğu belirlenmeyen bir yetkilinin "Çetenin hakimleri de varmış" gibi bir söz söylemesi de, bütün bu gelişmelere tuz biber ekti. Bu insanlar neden bırakıldılar, şimdi neden tekrar tutuklandılar? Buna çifte standart denmez de, neye denir? Kamuoyu kime inanacak?
Demek ki, herkesin kendine göre bir hakimi var ve objektif değerlendirmelere göre değil, kim neredense ona göre kararlar veriliyor. Kamuoyundaki "bağımsız yargı" tartışması da, bu gelişmeden sonra farklı yorumlanacaktır. Anayasa değişikliği, yargı bağımsızlığını yok edecek deniyor. Peki bugün yargı gerçekten bağımsız mı? Ben inanmıyorum..