Yargı ve Ahlak

Abone Ol

Bismillahirrahmanirrahim

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a hamt, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.

Yargıda ahlâki ilkelerin belirlenmesi, önemli önceliklerden birisidir. Belirlenecek ahlâk ilkeleri; yargılama süreçlerinin adil, tarafsız ve etkili bir şekilde yürütülmesi yoluyla adalete olan güveni sağlar. İslam; insanlık için tek güzel din ve düzendir. İslam, adalettir. Adaletin tesisi için hâkimlerin uyması gereken ahlâk esasları yargılamanın temelidir. Buna göre hâkim; işinin ehli, tarafsız, bağımsız, adil, dürüst ve güvenilir olmalı ve toplum ve fert tarafından bu şekilde görülmelidir. Hâkim; haklının da haksızın da güveneceği bir hakem olmadıktan sonra onun yapacağı yargılamadan hayır gelmez. Adalet; mülkün temelidir. Yüzyıllar boyunca siyaset, ilim, ahlâk, hukuk gibi pek çok disiplin, adalete sıkça atıf yapmıştır. İnsan ise sadece adalet ile yaşatılır. Hak ve hukukun yerini bulması olarak tanımlanabilecek olan adalet; toplum içinde barış, uyum, eşitlik, haklılık ve kardeşliği sağlar. Adalet; izafi suçlar ile hakiki suçlar arasında da hakkaniyeti gözetir ve yargılama buna göre yapılır. Devletin görevi, zulüm yapmak değil, adaleti tesis etmektir. Hakları koruyucu niteliği nedeniyle devlet; adaleti sağlamakla yükümlüdür. Yargı adaletini gözetecek olan hâkimlerin, sahip olması gereken ahlâki özellikler konusunda toplumlar fikir birliği içindedirler. İnsanlar arasında hak ve adaletle hükmetmek, Allah katında en makbul davranışlardandır. Adil olan hâkimler, her zaman hakkı üstün tutarlar, hak ve hukuka göre davranırlar, hakka davet ederler, çıkan problemleri adaletle çözerler, yargılamayı hakkaniyetle yaparlar.

HÂKİMLER

Hâkimler; insan haklarına yönelik işlenmiş suçların cezalarını hükme bağlar, ihtilafları kaldırır ve hakları hak sahiplerine teslim eder. Hâkimler; görevlerini yaparken giydikleri elbise takva hırkası olmalıdır. İnancımızda yargılamanın meşruiyeti Kur’an ve sünnet ile bildirilmiş hak ve adalet esaslarıdır. Yargı kararlarına gönüllü olarak uyulması için hâkimin, adaletle hükmetmesinin yanında, dışarıdan bakan makul bir kişi tarafından da, tarafsız ve adil olarak görülmelidir. Bu güveni oluşturacak olan da tutum ve davranışlarıyla hâkimin kendisidir.

Hâkimlik görevinin önemi; “kim insanlar arasında hükmetmek üzere yargı görevi üstlenirse, bıçaksız olarak boğazlanmış gibidir” şeklinde ifade edilmiştir. Hâkimler; görevlerini adil ve tarafsız olarak yapmazlar ise; dünyada vicdan azabı, ahiret ise cehennem azabı çekerler.

Yargı görevi üstlenen hâkimler; her davada tarafsız ve adil kalabilmek için kendi zaaflarına karşı vereceği çetin mücadeleye de hazır olmalıdır. Tarihimizde, hâkimlik görevine yüklenen anlam ve üstlenilen sorumluluğun büyüklüğü dikkate alınarak pek çok âlim, bu görevi üstlenmekten kaçınmıştır. Şimdilerde ise gençlerin en önemli taleplerinden birisi de hâkim olabilmektir. Görevin zorluğuna rağmen hâkimlik görevini hakkıyla yapanlar ise övülmüştür.

YARGI AHLÂKI

A-Bağımsızlık: Yargı bağımsızlığı, insan haklarına ilişkin metinlerde, adil yargılanma hakkının temel unsurlarından birisi olarak görülmüştür. Bağımsız yargı, hak ve özgürlüklerin hiçbir etkiye maruz kalmadan, tamamen hukuki sınırlar içinde gerçekleşen adil bir yargılama sonucu, tarafsız bir biçimde tespit edilmesini sağlar. Bu nedenle bağımsızlık, hâkimler için sağlanmış bir ayrıcalık değil, hukukun adil ve tarafsız bir biçimde uygulanması için bir güvencedir.

B-Tarafsızlık: Yargı bağımsızlığı, tarafsız olmanın ön koşuludur. Başka bir deyişle, bağımsız olmayan hâkim, zaten taraftır. Ancak bağımsız olmak, tek başına tarafsız olmanın garantisi değildir. Bağımsızlık, hâkimin çevresel etkilere karşı korunması anlamına gelir. Tarafsızlık; hâkimin yargılama faaliyetini yürütürken kendi zihnindeki, vicdanındaki önyargılardan kurtulup, yürürlükteki mevzuatı ve müspet idari tasarrufları, somut olaya uygulamasıyla ilgilidir. Hâkimin tarafsızlığından bahsedilebilmesi için, davanın taraflarından herhangi birine karşı lehte veya aleyhte bir ön kabulü olmamalıdır.

C-Doğruluk: Tutarlılık ve dürüstlük ilkeleri, bu ilkelerin temel bileşeni, hâkimin hem özel hayatında hem de mahkeme ortamında her türlü yanlış işten uzak durmasıdır. Bu kapsamda hâkimden, meslek içi ve dışında hâkimlik mesleğine yakışır şekilde davranması, doğru ve dürüst kişiliği ve yaşam tarzı ile örnek olması, her türlü yalan ve yanlış işten uzak durması beklenilmektedir. Hâkimlik mesleğini yapacak kişilerde doğruluk ve dürüstlük bir sıfat değil, meslek için bir ahlâktır.

D-Eşitlik: Yargı ahlâk ilkelerine göre hâkim, toplum hayatındaki ırk, renk, cinsiyet, din, yaş, sosyal ve ekonomik durum gibi sebeplerden kaynaklanan farklılıkların idrakinde olmalıdır. Sosyal ve ekonomik statüsü ile eğitim seviyesi ve görevi ne olursa olsun hâkim, yargısal faaliyeti yürütürken, herhangi bir kişi ya da gruba karşı sözle veya davranışlarıyla önyargı ya da sempati beslediği yönünde bir kanaatin doğmasına sebep olmamalıdır. Hâkimin, adil yargılanma hakkının gerektirdiği usule ilişkin hakları, davanın taraflarına eşit şartlarda kullandırması, davanın taraflarına, savunma hakkının gereği olan tez ve delillerini açıklayabilmesi için yeterli zaman ve imkân tanıması, eşitlik ilkesinin bir gereğidir.

E-Ehliyet ve Liyakat: Hâkim, cehaletten bağımsız olmalıdır. Görev yaptığı mahkemede önüne gelen uyuşmazlıkları makul bir sürede çözebilecek kadar donanıma sahip olmayan hâkim tarafından yürütülecek yargılama faaliyetinin adil olduğunu söylemek, mümkün olmadığı gibi, verilecek kararın meşruiyeti de tartışma konusu olacaktır. Hâkimin liyakat ve ehliyetli olması, aktif olarak anlaşılmalıdır. Hâkim, yargılama sürecindeki tutum ve davranışları ile konusuna hâkim, ahlâki ilkelere karşı duyarlı, temel ve usule ilişkin hakların tanınması ve sürecin adil yargılanma ilkelerine uygun şekilde sürdürülmesi hususunda hassas olduğunu göstermelidir.

ADİL YARGI

Hukukun amaçlarından birisi, fertlerde oluşabilecek adaletsizlik duygusunun bertaraf edilmesidir. Adalete olan güvenin temel dayanağı, yargının her hâl ve şartta bağımsız, adil ve tarafsız olduğuna dair inançtır. Bu inanç; sadece Milli Görüş ile ortaya çıkar. Selam hidayete tabi olanlara…