Yardım savaşları!

Abone Ol

 Koronavirüs zuhur edip de millet evine kapanınca iktidar ile muhalefet arasında bir “sosyal yardım savaşı” başladı.

        İktidar kollarını sıvayıp kampanyalar düzenledi.

        Milletten bu kampanyaya destek olmasını istedi ve destekleri bir hesapta toplayabilmek içinde IBAN numaraları verdi.

        İktidar, “Biz bize yeteriz” derken muhalefette boş durmadı.

        Onlar da evlerine kapanıp kalanlar için yardım kampanyaları düzenlemeye başladılar.

        İktidar muhalefetin bu gayretkeşliğinden hiç hoşlanmadı ve yardım faaliyetlerini tekelinde tutabilmek için muhalefete yasaklar koymaya başladı.

   “Benden izinsiz yardım toplayamazsınız” havası estirildi.

        İktidar ile muhalefet arasında yaşanan “sosyal yardım savaşları” giderek “yapılan yardımın fiyatının tartışılmasına” yol açtı.

        İktidar sözcüleri muhalefetin verdiği yardımlarda yer alan maddelerin fiyatının çok yüksek tutulduğuna dikkat çekmeye çalıştı.

        Muhalefet tarafından hazırlanan yardım kolilerinin kendileri tarafından hazırlanan kolilerden hem daha pahalı hem de daha az olduğu iddiaları ortalığa atıldı.

        Yani bir bakıma muhalefetin “yardım yapıyoruz” ayağı ile kendine çıkar sağladığı ima edilir oldu.

   Üç kuruşluk mal için on beş kuruş toplayıp üstünün çarçur edileceği gibi bir izlenim oluşturulmaya çalışıldı.

        Niye böyle oldu?

   Bilemiyoruz!

        Bildiğimiz ve gördüğümüz en zor günlerde bile iktidar ile muhalefetin el ele veremediği ve birlikte hareket edemediği gerçeği!

        Bu arada aklımıza bir fıkra geldi.

   Yeri mi değil mi kestiremiyoruz ama anlatmadan geçemeyeceğiz.

        İki görme özürlü bir ziyafette buluşmuşlar.

   Aynı masada yiyip içiyorlarmış.

        Sofraya nefis yaprak sarmaları gelmiş.

        Görme özürlülerden biri diğerini “ikişer ikişer yeme” diye uyarma ihtiyacını hissetmiş.

        Uyarılan, “Yahu sen de benim gibisin ikişer ikişer yediğimi nereden çıkarıyorsun” diye itiraz edecek olmuş.

        Birincisi hemen onun lafını kesmiş.

        Ve “Ben öyle yapıyorum da” deyivermiş.

        Sanırız benzer günlerden geçiyoruz.

        Yine insanlar gözlerini hep başkalarına dikip kendi kusurlarını görmezden gelmeyi sürdürüyorlar. Belki o kusurları sadece kendilerinin işleyebileceğini düşünüyorlardır, kim bilir!