Yapmadıklarımızı düşünmek

Abone Ol

Şu bayram gününde yaptıklarımızı düşünüp mutlu olmak elbette hakkımız. Ancak işin bir başka yönü, madalyonun öbür yüzü de var... Yapmamız gerektiği halde yapmadıklarımızı düşünmek sanıyorum eksiklerimizi bilmek bakımından yararlı olacaktır. Sözgelimi Afganistan ve Irak ın yıllardan beri işgal altında oluşunda yapmamız gerektiği halde yapmadıklarımız ya da yapamadıklarımızın rolü var mıdır Filistin 50 yıldır işgal altında ve her gün Müslüman kanı akıyorsa yapmamız gerektiği halde yapmadıklarımızın bunda payı yok mudur

Bir Müslüman ülkesi olan yurdumuzda inancımızı gerektiği gibi  yaşayamıyorsak bunda bizim payımız ne kadardır En azından payımız var mıdır Yapmamız gereken neleri yapmadık, yapamadık İş başına getirdiklerimizin bizi temsil edip etmediğine ne ölçüde dikkat ettik Sandığa oyumuzu atmakla sorumluluğun bittiğini mi düşündük

Daha pek çok soru geliyor insanın aklına...

Bir takım uluslararası örgütler, emperyalist güçlerin Müslüman ülkeler üzerine hesapları  vardır... Olmasının yadırganacak yanı da yoktur... Ancak, kimileri tembellik ve şuursuzluktan, kimileri ise bu uluslararası güçlerin gücü karşısında bir şey yapılamayacağı duygusuna kapılmış olmalarından dolayı geliştirdikleri teslimiyetçi davranış ve politikalar sebebiyle adeta bükemeyeceğin bileği öpeceksin mantığına saplanıp kaldıkları için yapmaları gerekenleri ve yapabileceklerimizi bile yapmaktan uzak duruşumuzun bize ve İslam dünyasına nelere mal olduğunu  düşünmek durumundayız. Bununda ötesinde kendi korkaklık ve beceriksizliklerini karşılarındaki güç ile izaha kalkışanların  iktidar hırsları da devreye girince ülkemiz üzerinde hesapları olan güçlerle işbirliğine girmiş olmaları karşısında ne yaptığımız, neler yapmamız gerektiğini her halde düşünmeye mecburuz.

İçeride ve dışarıdaki güç odakları karşısında sergilenen teslimiyetçilik ister istemez lider ülke olma yerine uydu ülkeyi gündeme getirmektedir... Batıya duyulan  aşağılık duygusunu da içine alan  hayranlık sebebiyle din kardeşlerimizle birlik ve beraberlik oluşturmak yerine AB ye teslimiyeti, onlara benzemeyi ve uymayı öne çıkarıyor... Başkalarına benzeme ve uyum ise kimliksizliği ve kişiliksizliği, bu da zafiyeti meydana getiriyor.

Eğer 1.5 milyarı aşan  İslam dünyası, bir avuç Siyonist karşısında aciz ve güçsüz duruma düşüyorsa sanıyorum bunda yaptıklarımızdan çok yapmamız gerektiği halde yapmadıklarımızın payı var... Kendi topraklarında sürgün ve esir hayatı yaşayan Filistililer dönüp bize yapmamız gerekenleri niçin yapmadığımızı soracak olsalar ne diyeceğiz Sizin sorununuz bizi ilgilendirmez diyebilir miyiz Onlar bizim kardeşlerimiz değil mi

Biz Müslümanları kardeş bilmek ve edinmek yerine ABD yi ve AB yi kardeş kabul edersek her halde neler yapmadık diye uzun uzun düşünmeye gerek kalmaz.

Şu bayram gününde maksadım moralleri bozmak değil... Ancak, hiçbir gücün yenilmez olmadığını hatırlatmak istiyorum... İşte ABD, Afganistan ve Irak ta pek çok yandaşı ile birlikte bataklığa saplanmış vaziyette... İşte, İsrail Lübnan da bir avuç inanmış karşısında gerilemek zorunda kaldı.. Demek istediğim o ki, biz yaptıklarımıza bakarak kendimizi sorumluluktan kurtarma psikolojisini terk eder, yapmadıklarımızı düşünmeye ve hatırlamaya yönelir de onları yapmak için ayağa kalkacak olursa bayramlarımız çok daha mutlu ve huzurlu geçecektir. Yapmamız gerekenleri geleceğe ertelemeye devam ettiğimiz sürece etrafımızdaki kan ve gözyaşı sel olup akmaya devam edecek, korkarım bir gün gelip o sel yapmadıklarımız sebebiyle bizleri de boğacaktır.

Sadece kendimizden sorumlu olmadığımız, acı çeken tüm kardeşlerimizden sorumlu olduğumuzu, unutmadan Bayramımızı elbette kutlayacağız... Dileğim o ki, sıra bize gelmeden ateşi hep birlikte söndürelim... Kaldı ki, sıranın bize gelmediğini, yılanın bize dokunmadığını düşünmek ve sanmak da tam bir gaflettir.