YAPILANDIRILMIŞ ÇATIŞMA DİNAMİKLERİ

Abone Ol

Barış dininin mensuplarıyız. Savaş zaruret halinde kaçınılmaz bir gerçektir.  Açık savaşlar hangi nedenle olursa olsun insan fıtratına uygun olarak iki hasmı karşı karşıya getirir. Açıktan düşmanlık sergilemek,  entrikacı düşmanlığa göre bir dürüstlük örneğidir. Düşmanını yok etmek için kendi içinde yapılanmaya girişmek ise kirli bir savaş hilesidir. Bu minvalde düşmana galip gelmek için, onların içinden ‘kullanışlı organizasyonlar’  tertip etmek son döneme damgasını vurmaktadır.

Savaş tarihi kanlı bir tarihtir. Mesela Moğollar Hindistan’a ve Bağdat’a saldırdıklarında toplu kıyımlarda insanlık tarihinin en barbar örneklerini sergilediler.  İkinci dünya savaşında elli milyon insan hayatını kaybetti. Dünya gün görmedik nice zulümlere tanık oldu ve nice zalim diktatörler tanıdı. Son dönemlerde, Sırpların Bosna’ya yaptığı soykırım, Halepçe’de kimyasal bombayla yapılan toplu ölümler açık düşmanlık örnekleridir. 

Savaş ya da sistematik soykırım de olsa düşmanca tavrın açıktan sergilendiği çatışma örneğidir. Çünkü adına kısaca ‘fitne’ diyebileceğimiz bir yöntem var ki, insan donanımını virüs gibi sarmaktadır. 

Bugüne geldiğimizde uluslararası düşmanlıklar, çıkar ve güç kazanımları için uygulanan yöntem, düşman içerisinde kendi gücünü oluşturmak. Bunun için etnik ve siyasal heyecanları ve tutkuları kullanmak.  

Komplocu güçlerin insanlığa yeni armağanı da canlı bombalar mesela. İnsan kadar maliyeti ucuz bir silah. Bu kolay yöntemle, cepheye ordular sürmeden siyasal sonuç almak mümkün.  

Büyük düşman, maske takarak düşmanı arasında hayalet olarak girmektedir.  İmha etmek için önce yapılandırması gereken güç odakları arasına fitne sokmakta. Bu fitneler üç dinamik üzerinde yoğunlaşmaktadır; milliyet, mezheb ve meşrep yani görüş farklılığı.  

Her insanın sahip olduğu bu değerlerden biri milliyet yani ırktır. Kişi dünyaya gelirken cinsiyetini seçmediği gibi ırkını da seçemez. Kişinin kendi kavminden hoşlanması öğrenilmiş bir duygu olsa da kınanamaz. Ancak kendi kavmine olağanüstü bir değer atfetmesi bir sapma belirtisidir. Allah hiçbir kavmi üstün yaratmamıştır. İnsanlığın maruz kaldığı faşist eğilimlere baktığımızda, çeşitli sebepler belirir. Örneğin kavminin tarihsel başarıları kişide övünce sebep olabilir. Fakat bu duyguyu başka ırklara karşı hamasi bir üstünlüğe taşımadıkça milli bir duygu boyutunda kalır.

Komplocu küresel iktidar, küçük ölçekte mikro milliyetçilikten, Baas milliyetçiliğine, Turan, Ari ırkçılığına kadar her bölge için ırk potansiyelleri üzerinde kriz planları yapmaktadır. Toplumda henüz duygu taşkınlığına varmamış etnisite duygusunu kışkırtarak büyük çatışma planları her zaman masadadır.

İkinci kriz ögesi mezheptir. Kendi mezhebinden olmayanı hasım gören ve fakat bu yönde hasımlarını yok etmeyi düşünmeyen toplumlar bir şekilde rahatsız edilir. Küresel iktidar fitne tohumlarını sofistike yöntemlerle bu yapıların içine eker. Böylece fanatizm ortamı yapılandırılır. Hazır kıta bekleyen mezhep fanatikleri ve bunları destekleyen sözde ilmi çevreler bu oyuna gelir. Müslüman toplumların vakarlı duruşuna yakışmayan bir savruluş başlar. Mezheb kardeşliğini din kardeşliğine tercih eden ya da ifrat boyutunda mezheb muhipleri türemeye başlar. Siyasallaşmış Şia ve Selefi anlayışlar dinamik güçler olarak,  onların iştahını kabartmaktadır. İcra alanı olarak, Pakistan, Afganistan gibi heyecanı dorukta olan coğrafyalar hareket alanlarıdır.

Küresel iktidar, Afganistan’dan Hindistan’dan Yemen’e kadar İslam dünyasını kriz içinde tutmak için mezheb fanatizmini bir fitne yöntemi olarak seçmiştir. Bu kriz ögesini öylesine önemser ki,  her iki blok için destek birimleri ihdas eder. Bugün karşında durduğu ile yarın el sıkışabilir. Zayıf olanı güçlü kılar, o güçlendiğinde öbürünü destekler.

GÖRÜŞ AYRILIĞI İLE TEZGAHA GELMEK

Bir fitne dinamiği olarak meşrep yani görüş ayrılığı, küresel güçler için önemli çatışma dinamiğidir. Müslümanların farklı düşünmesi ve bu yönde görüş ayrılığı tıpkı mezhep ayrılığı gibi bir teamüldür. Fakat fitne yapılandırması bu alanda da kendini göstererek çatışma ortamı yapılandırır. Küresel fitne odakları,  görüş ayrılığının ümmet için bir çatışmaya dönüşmesi için çabalar. Bir kaç yöntemle bu yapıları desteklerken öte yandan fitneye düşmeyen yapıları da cuntalar yoluyla yok etmeye çalışırlar. Aşırı uçları desteklemekte fakat ümmetçi yapıları etkisiz hale getirmeye çalışmaktadır. Bu düzlemde  uç yapılar iki zıt karaktere sahiptir.

Birinci uç yapı, ılımlı İslam anlayışı geliştiren yapılardır. Kullanışlı olma nedenlerinden başlıcası, düşüncelerinde İslam dünyasının dışında hasım edinmekten kaçınmaktır. Temel felsefe güçle işbirliği yapmak ve risk almamak. Küresel güçle işbirliği yaparak, onların tehlikeli gördüğü yapıların çökertilmesinde rol alırlar. 

Kullanışlı olan öteki uç yapı, Müslümanların Batı karşısındaki yenilgi psikolojisini kırmak için çatışma yöntemini seçen yapılar. Temel düşünceleri ; “içimizdeki fasıklar nedeniyle yenilgi içindeyiz. Önce içerden temizlik yapılıp şiddet/infaz zoruyla Müslümanlara nizamat verilmeli. Sivrilen yapıları törpülemeli ve önümüze halk çıksa onu da ezeriz”

HEYECANIMIZ BİZDE KALSIN

Dine dayalı, üretilmiş bir kötülük gerçek aktörlerle bölgede sahnelenmekte. Heyecanlı gençler küresel otoritenin şiddet sarmalında rol almaktalar. Müslümanların yenilgi psikolojisi bu gençleri adı konulmamış bir duygusallığa itmekte. Küresel iktidar bir yanda şiddet sarmalında bu grupları desteklerken, öte yanda öteki uçta yer alan revizyonist yapıları diri tutuyor. Bugün için küresel iktidara yarayan Müslümanlar iki uçta yeralan yapılardır. Bir yanda kelle alma sahneleriyle çatışmacı grup, İslamofobi algısını güçlü kıldığı için işe yararken, öte yanda kült yapıları dünyaya örnek İslam anlayışı olarak takdim edilmektedir. 

Orta grupta, olan yapılar ise bir bir yok edilmeye çalışılmaktadır. Mutedil siyasal çizgiyi temsil eden Mursi derdest edilirken Erdoğan ise hedef tahtasının başında yer almaktadırlar. 

Din anlayışında itidal çizgiler, ümmet duyarlığı gösteren yapılar küresel otoritenin imha listesinin başında yer almaktadırlar. Uç söylemler, Müslümanları çeşitli sebeplerle karalayanlar,  şahsiyetsiz anlayışlarıyla dini itibarsızlaştıran kült yapılar, din hakkında şaibe oluşturan tartışmacılar, dergi baskını yapacak kıvama gelmiş heyecanlı gençler, İsrail’in Müslümanlara yaptıklarını ağızlarına almayanlar, tarikat ve tasavvufu münzevi bir nefsle mücadele anlayışına indirgeyen  yapılar, sünneti, hadisi ve Müslümanların birikimlerini delil yetersizliği yaftasıyla dillerinin ucuyla iki kelimede berhava edenler, bir şekilde küresel otoriteye, zımnen ya da doğrudan destek vermektedirler. 

Biyolojik farklılığımız ya da öteden beri gelen kimliklerimiz kavga için geçerli bir sebep değil. Yapılandırılmış bir kavganın gönüllü aktörü olmaktır sorun. Ekonomiden sinema sektörüne kadar tüm alanlarda gövde gösterisi yapan küresel iktidarın gücü aşılmaz değil. Bir vakte kadar soluk alabilmek için denenen komplolar halkların kardeşliği ve samimiyet siyaseti ile etkisiz kalacaktır. Türkiye’nin bugün taşıdığı misyon ve siyasal duruşu, İslam Dünyasının moralini ve umutlarını geleceğe taşımaktadır.