Yanlış dış politika, bizi vuruyor

Abone Ol

AKP iktidarı en büyük yanlışı dış politikada sergiliyor. Öylesine yanlış yapıyor ki, uyguladıkları politikanın alternatifi yokmuş gibi bir tavır sergiliyorlar. Nedir bu yanlışlık

AKP işbaşına geldiği günden itibaren dış politikasının merkezine ABD ve İsraili oturttu. Bu arada ABye sarıldı. İlk bakışta AKPnin ABye girme hırsı ile ABD yandaşlığının birbirine ters düştüğü gibi bir kanaat oluşsa da bu doğru değildi. Çünkü, ABD, Avrupa Birliğini İngiltere ve Türkiye gibi ülkelerle kontrol altına almak istiyordu. Bu bakımdan diyebiliriz ki ABD Türkiyeye AB içinde  ileri karakol görevi yüklemişti. İşin bu boyutu ayrı bir konu olduğu için şimdilik üzerinde fazlaca duracak değilim. Esas konumuz Türkiyenin dış politikasının merkezine ABD ve İsraili oturtmuş olmasına.

Türkiyenin ABDnin Büyük Ortadoğu Projiesinin eşbaşkanlığını üstlenmiş olması, İsrail uçaklarının Türkiye sınırları içinde eğitim uçuşları yapmasına imkan verilmiş olması gösteriyor ki Türkiye yüzyıllardan beri birlikte yaşadığımız, aynı kültürü ve inancı paylaştığımız ülkeler ve insanlara karşı ABD ve İsraili tercih etmiştir. Diyebiliriz ki, tercihimiz emperyalist ve sömürgecilerden yanadır. Onlarla işbirliği yapmanın ülkemiz açısından yararlı olacağına olan inanç Türkiyeyi bir bakıma ABD ve İsraile mecbur ve mahkum hale getirmiş durumda.

Bu mecburiyet ve mahkumiyetin sakıncalarına gelince, bunun için son iki günlük gazetelere yansıyan haberlere bakmak yeterlidir.

Öncelikli olarak ABDnin Iraka gönderdiği 400 bin civarındaki silahin önemli bir bölümünün PKKnın eline geçtiğini hatırlatalım. Yani, PKK Türk askerini ABD silahları ile vuruyor ABD silahlarının PKKnın eline geçmesinin ne yolla olduğu çok önemli değil aslında. Bu silahlar Kuzey Irakta kürt yönetimine verilmiş buradan da PKKya aktarılmış olması ile doğrudan Iraktaki ABD yöneticileri tarafından PKKya verilmiş olması neticeyi değiştirmiyor. Çünkü, her iki halde de ABDnin bilgisi dahilinde gerçekleşmiştir.

Bu gerçeği kayıt altına aldıktan sonra, üç gün önce gazetelere yansıyan bir haberde ABDsubaylarının Kandil dağındaki  PKK kampını sık sık ziyaret ettikleri belirtiliyordu.

Ne var bunda demeyin. Bu haber öncelikili olarak ABDnin PKKyı tanıdığını ve işbirliği halinde olduğunu gösterir. Bir başka ifade ile öyle görünüyor ki ABD, PKK terör örgütünü yeri geldiğinde kullanmak, başta Türkiye olmak üzere  bölge ülkelerine baskı yapmak üzere elinin altında tutmayı, bu sebeple de  her türlü desteği vermeyi çıkarına uygun buluyor.

Bu tespiti de yaptıktan sonra, önceki gün Ankarada patlayıcı yüklü bir kamyonetin etkisiz hale getirilmesinden sonro yakalanan malzemelerin  arkasından PKK ve Irakın çıktığı gerçeğidir. Patlatılması halinde Ankarayı kan gölüne çevirebilecek bir saldırının arkasında ABD desteğindeki PKK ve ABDnin işgali altında  Irakın çıkması hala bu ülkeyi dost ve müttefik olarak ilan etmemizin saçmalığını ortaya koymuyor mu

Yine son iki günlük gazetelerde yer alan bir başka habere göre iki hafta önce Ankarada  hazırlanmış olan  mutabakat metnine göre  Irak yönetimi PKK ile mücadele edeceği sözünü vermişti. Ne var ki, aradan çok geçmeden Irak Dışişleri Bakanı, Türkiyenin PKKya karşı işbirliği için önerdiği anlaşma metnini reddettiklerini açıklıyordu. Bunun sebebi de Türkiyenin Kuzey Iraktaki Kürt yönetimini yok saymasıymış.

Bu kararı ABDnin desteği olmadan Irak yönetiminin tek başına aldığını söylemek mümkün mü

Kısacası görünen o ki, ABD ve maşaları Türkiyeye karşı düşmanca tavır sergiliyorlar, yine Türkiye ABD izin vermediği için Kuzey Iraktaki PKK kamplarını vuramıyor ve buna rağmen bu ülkeyi yönetenler ABDnin dost olduğunda ısrarcılığını sürdürüyor.

Tüm gelişmeler dış politikamızın iflas ettiğini göstermiyor mu

YARIN

İsrailden dost olur mu