Ahmet Türk‘e saldırı üzerine sorulacak çok soru ve söylenecek, söylenmesi gereken çok şey var: İşe, Bulanık‘taki cinayet davasının neden Samsun‘a taşındığını sormakla başlayabiliriz. Kuşkusuz zanlıların can güvenliği gerekçe gösterilecektir. Ama yaşananlar bize, zanlılar korunurken mağdur ve müdahillerin sahipsiz bırakılmış olduğunu gösteriyor.
Rahatlıkla şunu söyleyebiliriz: Dün Ahmet Türk‘ü koruyamayan güvenlik güçleri, eğer bu dava Güneydoğu‘nun herhangi bir yerinde görülüyor olsaydı, zanlıları olağanüstü tedbirlerle pekala korurlardı. İkinci olarak, hiç kuşkusuz saldırgan (veya saldırganların) böylesi bir saldırıyı göstere göstere nasıl yapabildiklerini sorgulamamız gerekir. Çok sayıda kamera tarafından farklı açılarla kaydedilmiş bir saldırı nasıl olur da engellemez? Önceden yapılmış bütün uyarılara karşın güvenlik güçleri, Türk gibi önemli bir şahsiyeti nasıl olur da koruyamaz? Bu konuyu çok fazla uzatmanın anlamı yok. Bakalım Başbakan Erdoğan, İçişleri Bakanı Beşir Atalay ve diğer yetkililer ne derece hızlı hareket edecek ve sorumluları nasıl cezalandıracaklar.
BDP Lideri Demirtaş‘ın saldırı sonrası söylediği gibi bu saldırı gerçekten bir "çocuk oyuncağı" değil, olamaz. Organize olduğu yolunda derin kuşkular bulunan bu saldırının Türkiye‘yi çok kötü yerlere sürüklemeye yönelik bir provokasyon olduğunu söyleyebiliriz. Bu "kötü yerler" in ne olduğunu konuşup tartışmak bile başlıbaşına "kötü" dür.