Yan etkiler

Abone Ol

Ekonomik durumun vahameti, özellikle de idare edenler ve karar vericiler açısından o denkli yok sayılıyor ki, idarecilerin vatandaşı uygulanan acı reçeteye ikna etmeleri gerekirken, vatandaş idarecileri durumun çok sıkıntılı olduğuna iknaya uğraşıyor neredeyse.

Aynı konu ve 3 görüş, durum hakkında bir fikir verecek:

1- Katar Ekonomi Forumu'nda konuşan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, enflasyonla mücadele programının “sıcak para”ya dayanmadığını savunarak, “Her şey dezenflasyon için hazır ancak hiçbir tedavi yan etkisiz değildir. Bazı sektörlerde aksaklıklar olduğunun farkındayız.” dedi.

2- Ege Bölgesi Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar: “2024, sanayi sektörü açısından çok net olarak kayıp bir yıldı. 2024 yılı ihracatçılarımızın içeride mevzuat bariyerlerine ve kur baskısına takıldığı, dışarıda vize almada sorunlar yaşadığı bir yıl olmuştu.”

3- Triko Sanayicileri Derneği Başkanı Mustafa Balkuv: "Galiba artık sözün bittiği yerdeyiz. Ülkemiz, neredeyse dünyanın en pahalı ülkesi haline geldi. Üretim gücümüz hızla erozyona uğruyor. Firmalar küçülmeye gidiyor. İki yıl sonra üretim yapacak şirket kalmayacak. Sadece ayakta kalmak için üretim yapıyoruz. Mevcut ekonomi programı ihracatçıyı taşıyamayacak noktaya getirdi. Üretim olmayan programda, yük tamamen ihracatçının sırtına yüklenmiş durumda."

Ortada ciddi bir sıkıntı olduğu konusunda artık su götürmez bir gerçek olduğu noktasına da mutabakat var gibi. Ancak ekonomi yönetimi biraz da yarım ağızla durumun vahametini kabul eder gibi gözükse de “yan etkiler olabilir” diyerek yaşanan realite yerine iyimser beklentilere atıf yoluna gidiyor.

“Yan etkiler” sadece imalatçılar veya ihracatçılar için söz konusu değil çünkü. Onlar örgütlü olduğu için ve seslerini medya vasıtasıyla duyurabildikleri için ve belki de daha önemlisi sermaye kesiminde yer aldıkları için, programın yegane “yan etkisi” döviz kurunun baskılanmasına indirgeniyor.

Halbuki, işçiler, memurlar, emekliler, emekçiler, ücretli çalışanlar, sermaye kesimi kadar etkili şekilde seslerini duyuramadıklarından ve organize olamadıkların olsa gerek, esas sıkıntıyı çeken kesimler olduklarını bile kabul ettirebilmiş değiller siyasilere. Enflasyonla mücadele programını küresel ve yerel sermayeye anlatmak ve bu kesimleri ikna etmek için siyasi iktidarın harcadığı çabanın onda biri, yüzde biri vatandaşa programı anlatmak ve halkı ikna etmek için harcanmadı. Oyda, bu programın taşıyıcı kolonu ve acı ilacı bizzat içmekte olan halkın ta kendisidir.

Enflasyonun yegane sorumlusu vatandaşın tüketim harcamaları gibi ters bir algılayış ve anlayışla hazırlanan program, 80’lerden, 90’lardan iyi bildiğimiz “kemer sıkmak” dışında ortaya bir şey koymuyor. Halihazırda yaşanan yüksek enflasyonla zaten alım gücü eriyen, hayatta kalabilmek için gerekli olanların dışında ilave bir harcama yapabilme yetisi kalmayan milyonları, bir de enflasyonla mücadele adı altında iyice sıkboğaz etmek ve bunu da bir ekonomi programı diye nitelemek de aslen bir “yan etki”dir.

Bakan Şimşek, uygulanan programın yani vatandaşa içirilen acı ilacın yan etkilerini kabul ediyor ancak bunların adını koymuyor. Hastalık geçecek belki ama bu hastanın iyileşmesi yoluyla mı yoksa tamamen kötüleşerek kaybedilmesiyle mi sağlanacak, bu belirsiz. Yan etkileri saymadan “hiçbir tedavi yan etkisiz değildir” demek, meseleyi geçiştirmektir. O yan etkiler şayet kalıcı bir fakirleşme ve reel gelirde geri dönülmez bir erime, toplumsal sınıflar arası servet transferi, orta direğin yok olması gibi kalemlerden müteşekkilse, “hiçbir tedavi yan etkisiz değildir” denilerek işin içinden çıkılamaz. “Hastalıklı hücreleri iyileştireceğiz” diye hastayı hayattan kopartmak, hastalığı bertaraf etmek değildir.

Hiç gündeme gelmeyen bir husus ama mesela 6,7 milyon “ev genci” ne okuyor ne çalışıyor, evde oturuyor! Nüfus artış hızı, kritik eşik yani nüfusun kendini yenileme oranı olan yüzde 2,1’in çok altında, yüzde 1,48’e kadar gerilemiş durumda ve son 8 yıldır sürekli düşüşte. Bunlar ekonomi politikalarından bağımsız hususlar mıdır? Bunlar bile “yan etki” değil midir?

Yan etkileri, sadece sermaye kesimi açısından değerlendirip de geniş halk yığınlarının çektiği sıkıntıları “yan etki” kapsamında yok saymak da yanlış bir politika uygulamasıdır.