Yalova Üniversitesi

Abone Ol

Her ilde bir üniversite, bazı illerde birden fazla olmak üzere 130 civarında bir sayı sözkonusudur bugün. Bu sayıya bakarak üniversitenin şu veya bu gerekçeyle açılıp açılamıyacağını tartışmanın havanda su dövmekten öteye gitmeyeceği söylenebilir. Ayrıca üniversitelerin kendilerine özgü süregiden sorunlarının daha bir ağırlaşacağı savı da ileri sürülebilir. Öğretim elemanlarının nicelik yetersizliği, daha önceleri bir kaç yazımızda ifade edildiği üzere maaşların düşüklüğünden (ki son artırmanın yasak savma kabilinden oluşu zaten açıktır), fiziki mekan ihtiyacı, öğretimin niteliği, idari yetkilerin merkezde tolanmasının doğurduğu sıkıntı vb. eklemek mümkündür.

Fakat üniversitelerin dağ gibi sorunlarını sıralayarak tekrarlamanın, bir başka açıdan tüm sorunları yeterince kavrayamama gibi bir engel oluşturduğu, sanıyorum, ilk dikkat edilecek bir konu olmalıdır. Olmuştur da, denebilir. Oysa bilimsel araştırma, özü gereği, soruna yöneliktir, dahası sorunu kurgulamak bilimin varlık nedenidir. Ne var ki, bilimin sorun kurgulama yeteneğini kendi mecrası dışında aramaya başlandığı için, üniversite adeta amacından boşaltılmış gibidir.

Demek istediğim, üniversite, bilimin doğal yansıması olarak, bir anlamda sorun üretebildiği ölçüde canlılık ve dinamizm ya da etkinlik sağlayabilir. Mesele sorunun olması ya da çıkartılması değil, sorunun çözümü üzerinde düşünebilmek, yetersiz kalan yöntem yerine yenisini getirebilmektir.

11 Ekim Cumartesi günü İstanbul daki resmi ve vakıf üniversitelerinin bazılarından davet edilen bir grup öğretim elemanıyla Yalova Üniversitesi nde tanıtım toplantısına davetliydik. Bir deniz otobüsünü doldurduk. Yani 300 e yakın davetli vardı. Bir günü Yalova da geçirdik. Başta üniversitenin çiçeği burnunda Rektörü Prof. Dr. Niyazi Eruslu ve Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Hüseyin Yıldırım olmak üzere Yalova Vali ve Belediye Başkanıyla mülki erkan üniversiteyi heyecanla kurma gayretini yaşamaya başladıklarını ev sahipliklerine yansıtmış gözüküyorlardı. Sayın Rektör Eruslu sinevizyon gösterisinde, sorunları, dolayısıyla yoksunlukları sergileme yerine, bilim temelinde nasıl bir üniversite olmalı konusunu, "ideal ruhunu" dayanak olarak hissettirdi. İyi bir maya tutturulacağı umut ve kanaatini, kendi payıma edindim.

Aslında, yeni bir il olmasına rağmen, Yalova, İstanbul un tıknefes kentliliğinden azade, yerleşik, kendine yeten ve gelişmeye açık bir kentlilik kültürünü içselleştirmiş bir yerleşim yeridir. Dolayısıyla bilim ve sanatın ihtiyaç duyduğu kültürel birikime sahiptir, denebilir. Bu üniversite ortamının hem oluşmasında, hem de oluşturabilmesinde önemli bir birikim ve kazanımdır. İktisadi ve ticari faaliyetin, sanıyorum, tarıma dayalı olsa da, sözkonusu tarımsal faaliyet teknik bir düzeyde gerçekleştirilmektedir. Mesela seracılık. Kimliksiz ve kültürsüz bir turizm furyası değil, "sayfiye" yeri olmaktan damıtılan bir yerleşik kültür Yalova nın dikkate değer bir diğer özelliği olmalıdır.

Yalova Üniversitesi, Rektör ve Yardımcısı Eruslu ve Yıldırım gibi (diğer görevlilerin isimlerini ne yazık not alamadığım içni anamıyorum) kendi alanlarında önemli araştırmalar, çalışmalar yapmaları yanında, erdemli kişilikleri, içten ilişkileri, bu ülkeye ve insanına gönülden bağlılıklarıyla temayüz etmişlerdir. Yalova Üniversitesi nde örnek oluşturacak bir çalışma içinde olacaklarına inancım tamdır. Can û gönülden başarılar dilerken, üniversiteye azımsanmayacak katkı sağlayacaklarını, ufuk açıcı olacaklarını hem diliyorum, hem sanıyor ve umuyorum.

Kolay gelsin dostlar! İşleriniz asan olsun.