Yalnızlık zamanı

Abone Ol

Hayatın hem kolay hem de zor tarafları var.

Sıradan yaşamak için, hiçbir şeyi umursamadan yaşamak

insanın hayatını bir yanıyla kolaylaştırıyor. Bu durum insanın sorumluluktan

kaçması, hayatın ve günün koşullarına göre tavır almasını sağlıyor. Bu insan

tipleri kendilerine özgü birer kişiliktirler. Aslında kişilik edinme anlamına

gelmez bu durum. Bu tipler duruma göre rahatlıkla savrulabilirler. Hep gölge

insanlar olurlar. Güçlü olanın yanında yer alma zorunda görürler kendilerini.

Bir anlamda oportünisttirler. Sıradan insanlar için uyum sağlama, bir yere

tutunma bir zorunluluk. Onların bir hedefi de olmaz. Varmak istedikleri yer

çıkarlarıyla sınırlı. Onlarda bir ideal aranmaz. Bilinç yoksunluğu da

denilebilir onların bu tutumları için.

Bilinç seçkinlik ve hedef belirlemedir.

Bir Müslüman, yaşama bilincini ve hayata olan bakışını

keskinleştirmedikçe, doğrultusunu belirlemedikçe özgün kişilik edinemez. Bu,

kimi zaman en aykırı bir durum bile gerektirebilir. Toplum katında veya ortama

egemen olana uymadan ilkeleri doğrultusunda yol alma bilinci bir kişilik ve bu

insanı diğerlerinden özgün kılar.

Yaşadığımız dönem ve koşullar yanılsatıcı. Bu, insanı

özellikle savrulanlar anlamında ifade edersek, bilinçsizlik üzere yaşanıyor. Ya

da kimi insanlar bunun farkındadırlar fakat çıkarları uğruna kişiliksizliğe

razı oluyorlar. Asıl olmaları gereken yerde olamıyorlar. Yanlış bir yol

üzerinde olmaya kendilerini zorunlu görüyorlar. Böyle olunca da bu grupta yer

alanların durumu daha vahim.

Toplumları yöneten sultanlara itiraz edemeyen aydınlar

aydın özgünlüklerini bir yana bırakıyorlar. Aydınlara çok iş düşüyor oysa.

Kişilik bulma ve bunun üzerine var olma bilinci yüz

yılımızın en özgünlüğü. Çünkü insanı yanılsatan ve yoldan çıkaran o kadar çok

neden var ki.

Özgün ve kişilik sahibi kimseler savrulma ve kurban olma

tehlikesinden kendilerini koruyorlar. Ellerinden geldiğince yalnız kalmayı ve

bir başına olmayı ilke ediniyorlar. Bu da o insanlar için bir onur.

Onurlu insanlara özlem büyük.

İnsanlar insanları yanıltıyorlar. Yanlışlarını yanlış

bakışlarla düzeltme yolunu tutuyorlar. Yüzyılın karabasanından kurtulmak adına

öz olanı değil öz gibi davrananın yanında yer alıyorlar. Onlar istikametleri

hakiki olmadığından istenilen sonuca insanı vardırmaz.

İnsanların yüz değiştirmesi o kadar da zor değil. Kimi

yanlışlar İslâm ve Müslümanlar adına yapılıyor maalesef.

Zalimlerle birlikte olma hayatın bir bakışı maalesef. Bu

da insanı ürkütecek bir hayat anlayışı getiriyor.

Müslümanlar bir sırattan geçiyorlar. Bu da onların bir

sınavı. Geri dönülmeyecek bir yol üzerindedirler. Sıratı aşmanın tek yolu

sağlam bir yönelimi sahibi olmada geçiyor. Sağlıklı bir düzleme

eriştirilmedikçe istenilene varılamaz. Bütün bu sorunların üstesinden gelmenin

tek yolu Müslüman ca özgün kişiliğin edinilmesi, bilinç taşınması ve korunması.

Bu dönemde kişiliği korumak da başlı başına bir sorun.

Müslümanlar erdemli olmak zorunda bu da bir sorumluluk.

Kaygan bir düzlemden kaçınmak ayakları sağlam basan bir düzleme ermek.

Her birey bir başınadır. Ve her birey önce kendisinden

sorumlu. Kendi bilinci ekseninde kendi benini kurtarma, ardından da sorumlu

olduğu yakınlarını koruma ve kollama, onları yol üzerinde tutma, ardından da

çevresine ve insanların geneline örnek olma. Bütün bunlar bilinç gerektiriyor.

Yanlış bir kişilik ve duruş başkalarının da yanılmasına neden olur. Emin olma,

güvenilir olma en etkili kişilikli duruştur. Bunun en somut örneği Sevgili

Efendimizdir.