Gitar dersi almayan, gitar çalmasını bilmeyen başörtülü kızımızın Beyoğlu nda omuzuna bir gitar takarak gezmesinin anlamı ne
Evinde eline almadığı batılı bir yazarın kitabını sokakta gezerken elinde taşıması neyin göstergesi İki sene aynı dairede çalıştıkları halde iki müdür muavininin ikisinin de birbirinden gizli namaz kılması neyi ifade eder
Akşam dini sohbetlere katılıp, gündüz kulağına küpe takma nereden çıktı
Eski mücahitlerin kırpılıp kırpılıp müteahhit olmaları ne ile açıklanabilir
En üst makamdakilerin hâlâ emrindekilerin gözüne bakarak iş görmeleri nasıl izah edilir
Bütün bunlar çağımızın hastalığı değildir. Her çağda davasına yürekten bağlanamayan, kendine, kültürüne, imanına güveni olmayan, düşman göründüğü düşünceye içten içe hayranlık duyan bir ruh halinin veremli yüzünün dış görüntüsüdür. Yanlış anlaşılmasın. Benim burada karşı olduğum şey, iki yüzlülüktür.
Yolcu, bu dünya yolculuğunda tarlada, yolda, dükkanda, dairede, kışlada, karakolda, üniversitede her nerede olursan ol, yürüyüşün esnasında sana bakan dost ve düşmanların dışından içini görebilsinler. İçinde kin değil dinin parıldadığını görsünler.
Midende haram lokma olmadığını bilsinler. Kula kul olmadığını, Allah a kul olduğunu herkes anlasın.
Rabbimiz, A raf suresinin hemen ikinci ayetinde insanlık ailesinin bu hastalığını tedavi ediyor. Bu Kur an a iman etmen ve onu yaşaman birilerini rahatsız edecekse, ondan tehdit gelecekse, bu yolda ayıplanacak, aşağılanacaksan bile sakın yüreğinde bir sıkıntı, daralma olmasın buyuruyor Rabbimiz.
Amerikalılar ancak aya gidebildi. Onların üzerine çıkmayalım diye Mi racı inkar eden din profesyonellerimiz türedi. Bütün bunlar aşağılık kompleksinin uyuz hastalığı gibi dıştaki kaşıntı sesleridir.
A raf suresinin 3 üncü ayetinde Rabbimiz, indirilen Kur an a uymamızı ve onun dışındaki aykırı düşüncelere uymamamızı emreder.
İnsan can ve tenden meydana gelmekte. Ten üzerinde, kan üzerinde, gen üzerinde oynanabilir ama can üzerinde cambazlık yapılamaz.
Yediklerimiz davranışlarımızı etkiler. Karadenizliler çokça mısır yediğinden kafası kızınca patlayıveriyor. Konyalılar buğday yerler, tavada yanarlar da ses çıkarmazlar. Sarhoşlar meyhanede içerler, meydanda nara atarlar.
Tenimizin gıdasını alırken biz helal olanlara dikkat edeceğiz. Hz. Adem yasaklanan meyveyi yiyince bedende bozulma oldu.
Rabbimiz, temiz ülke (Nur 61), temiz hayat (Nahl 97), temiz evler (Tevbe 72), temiz nesiller (Ali İmran 38) ve onların gönlünde ve dilinde temiz kelimeler -Kelime-i Tevhid- (İbrahim 24) den bahsediyor.
Yani dünya yolculuğumuzu can ve tenimizle yapıyoruz. Tenimizde haram lokma olmadığı gibi canımızda da şirki, inkarı, isyanı çağrıştıracak manevi gıdalara yer vermeyelim.
Her gün televizyonlarda yanan yürek, ağlayan gözlerle izlediğimiz haberlerin baş aktörü adam kasabı Apo, Kur an ın bir tek ayetini anlayabilecek durumda değilmiş. Ama bu adam beş yıl ilkokul, altı yıl orta öğretim, dört yıl siyasal bilgiler fakültesinde okumuş. Hiç sınıfta kalmamışsa tam on beş yıl laik demokratik eğitim görmüş.
Oğlum çocukken kum yemeye başladı. Doktora götürdüm, bir tek şurup verdi ve kum yemesi geçti. Sonra doktora durumunu sordum. Doktor: "Çocukta demir eksikliği var. Şurup o ihtiyacı karşıladı ve bıraktı" dedi. Bu eğitimde bir değil birçok gıda eksikliği var. Ve bu gıda da özellikle verilmiyor. Bunun üzerine katil, soyguncu, eşcinsel, mafya, köşe dönücü, tecavüzcü sayısı her geçen gün artmakta ve medeniyetin göstergesi haline gelmekte.
Bu düşüş ve aşağılıktan kurtulmak için canımızın ve toplum bünyemizin gıdası Kur an dan doya doya içelim.
A raf suresinin tefsirini "Şifa tefsiri" cilt 3/205 den 215 e kadar okuyuverelim.