Yalnız değiliz: Evlerimizdeki görünmeyen misafirler

Abone Ol

Bismillah. Elhamdülillah vessalatü vesselamü ala Resulillah.

İnsan çoğu zaman kendisini yalnız zanneder. Bir evde yaşayan aile fertlerini sayarken “Ben, eşim ve çocuklarım” diyerek yalnızca gözle görünenleri hesaba katar. Oysa iman eden bir mümin için hayat bundan ibaret değildir. Çünkü Müslüman’ın dünyasında sadece insanlar değil, melekler ve şeytanlar da vardır. Her insanın sağında ve solunda görevli melekler bulunur. İnsanın yaşadığı ortamın niteliğine göre o mekânı kuşatan manevi bir atmosfer oluşur. Bu nedenle “Kaç kişiyiz?” sorusunun cevabı sadece fiziksel varlıklarla sınırlı değildir.

İman bize, insanın hiçbir zaman tamamen yalnız olmadığını öğretir. İnsan ya meleklerin desteğiyle ya da şeytanın vesvesesiyle hayatını sürdürür. Bu hakikati unutan kişi, yalnızlık hissine kapılabilir. Oysa insan kendisini yapayalnız hissettiğinde önce şu soruyu sormalıdır: “Ben neden etrafımdaki melekleri görmezden geliyorum?” Çünkü kötülüğün bulunduğu yerde şeytanların etkisi olduğu gibi, iyiliğin bulunduğu yerde de meleklerin bereketi vardır. Dünya, meleklerle şeytanların insan üzerindeki etkilerinin hissedildiği bir imtihan alanıdır.

MELEKLERİN VARLIĞINI HAYATIN HER ALANINDA HİSSETMEK

Bu gerçek sadece savaş meydanlarında veya büyük olaylarda geçerli değildir. Evde, iş yerinde, camide ve günlük hayatın her anında meleklerin varlığı söz konusudur. Bir aile, sadece karı kocadan ibaret değildir. Eğer o evde Allah’ın rızasına uygun bir hayat yaşanıyorsa, o yuvada meleklerin huzuru ve bereketi de vardır. Huzurlu bir evin manevi temelinde yalnızca sevgi değil, aynı zamanda Allah’ın rahmetini çeken bir atmosfer bulunur.

İnsan, bazen camide bile melekleri kaybedebilir. Çünkü meleklerin bulunduğu ortamı belirleyen şey sadece mekân değildir; niyet, ihlas ve Allah’a yöneliştir. Eğer kalp Allah’ı aramıyor, ibadet gösterişe dönüşüyorsa, melekler sadece yapılan hataları kaydetmek için orada bulunurlar. Bu nedenle Müslüman, her zaman niyetini sorgulamalı ve yaptığı işi Allah’ın rızası için yapıp yapmadığını düşünmelidir.

YALNIZLIK HİSSİNDEN KURTULMANIN YOLU

Modern insanın en büyük problemlerinden biri yalnızlık hissidir. Oysa iman eden bir mümin için gerçek yalnızlık mümkün değildir. Çünkü Allah’ın yardımını ve meleklerin desteğini hisseden bir insan, kendisini daima güçlü hisseder. Müslüman, sadece maddi gücüne güvenmez; ekonomisini, siyasetini, çalışmasını ve planlarını önemserken aynı zamanda manevi desteğin farkında olur.

Bir ders halkasında birkaç kişi oturuyor olabilir. Ancak ihlasla yapılan bir sohbet, meleklerin katılımıyla manevi anlamda çok büyük bir topluluğa dönüşebilir. Önemli olan, sayıların çokluğu değil, ortamın Allah’ın rahmetine uygun hale getirilmesidir. İnsan meleklerin bulunabileceği bir ortam oluşturduğunda, bulunduğu yer bereketlenir; huzur, güven ve manevi güç artar.

MELEKLERİN GİREBİLECEĞİ ORTAMLAR İNŞA ETMEK

Müslüman’ın temel hedefi Allah’ın rızasını kazanmak ve cennete ulaşmaktır. Eğer bu hedef gerçekten hayatın merkezindeyse, evlerimiz, dostluklarımız, iş yerlerimiz ve sohbetlerimiz de buna uygun olmalıdır. Çünkü melekler temiz, huzurlu ve Allah’ın anıldığı ortamlarda bulunurlar.

Bu yüzden her Müslüman, kendisine şu soruyu sormalıdır: “Benim yaşadığım ortam, meleklerin bulunmak isteyeceği bir ortam mı?” Eğer cevap evetse, o insan aslında kendisini sadece görünen insanlarla değil, Allah’ın rahmet elçileriyle birlikte yaşamaya hazırlıyor demektir.

Sonuç olarak mümin, hayatı sadece maddi gözle değerlendirmemelidir. İnsan bazen küçük bir topluluğun içinde otururken bile manevi anlamda milyonlarla beraber olabilir. İhlas, niyet ve salih amel, meleklerin desteğini çeken en büyük sebeplerdendir. Müslüman’ın görevi de bu bilinçle yaşamak, yalnız olmadığını hatırlamak ve hayatını Allah’ın rahmetine uygun hale getirmektir.

Allah Teâlâ, bizleri meleklerin eşlik ettiği bir hayat yaşamaya, insanlık onurunu hissederek Rabbimize kavuşmaya muvaffak eylesin. Amin.