Sanki “sözün bittiği” noktadayız!
Yok, yok belki de “sözün yeni başladığı” bir noktaya geldik!
Zira kürsülerden, minberlerden, gazetelerdeki köşelerinden bize, “Yalan ile iman bir arada durmaz” diye fetva verenlerin “kuyruklu yalanlar” söylemeye başladığı bir noktaya gelmiş bulunuyoruz.
Geçmişte Milli Görüş saflarında hep birlikte siyaset yaptığımız kimi insanlarla sonradan yollarımız ayrıldı!
Onlar farklı bir siyaset anlayışı sergilemeye başladılar.
Ve bu farklılık nedeniyle de geçmişte birlikte siyaset yaptıkları bizleri küçük görmeyi alışkanlık haline getirdiler!
Bizlerden söz ederken “particik” demekte bir beis görmediler.
“Tabela partisi” diye akılları sıra dalga geçtiler!
Ama gün geldi tükürdüklerini yalamak zorunda kaldılar.
Küçük gördükleri, burun kıvırdıkları Milli Görüş camiasının desteğine muhtaç hale geldiler.
Bu desteği arkalarına alabilmek için geçmişte Milli Görüş camiası içinde yer almış bazı isimleri bir araya getirtip açıklamalar yaptırtmaya başladılar.
Açıklama yapanlardan bir kısmı camia içinde hayli güven kaybına uğramış isimler.
Camianın artık güven duymadığı bu isimler kendi söylediklerine kimsenin inanmayacağını bildikleri için olsa gerek Milli Görüş camiasının sevilen ve sayılan isimlerinin de aynen kendileri gibi düşündüğü yalanını söylemekten çekinmediler.
Saadet Partisi tabanını böylelikle kandırabileceklerini sandılar.
Ama kullandıkları silah ters tepti!
Ve adları böylesine büyük bir yalana alet edilen Milli Görüş camiasının sevilen ve sayılan isimleri “kimseye böyle bir açıklama yapmadıklarını” ilan ettiler.
Yani daha düne kadar, “Yalan ile iman bir arada durmaz” diye köşe yazıları yazanlar söyledikleri yalanlarla karşımıza geçtiler.
Şimdi bu dostlarımıza(!) sormak istiyoruz:
Hani yalanla iman bir arada durmazdı?
Yalanlarınız açıkça ortaya çıktığına göre imanınız hakkında ne düşünüyorsunuz?
Yazılarında, “Benim ümmetim her günahı işleyebilir ama asla yalan söyleyemez” diye Sevgili Peygamberimizden örnek verirken şimdi kendileri kuyruklu yalan söyler hale gelmişlerse “iman durumlarını” ciddi bir şekilde gözden geçirmeleri gerekmez mi?
Evet, sanki “sözün bittiği” yerdeyiz.
Belki de “sözün yeni başladığı” bir noktaya gelmiş bulunuyoruz.
Yani insanlara “sakın yalan söylemeyin” diye nasihatte bulunanların “yalan söylemeye” başladıkları bir durumla karşı karşıyayız!