Bismillahirrahmanirrahim
Hamdımız âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Cenabı Allah’adır. Salâtımız ve selâmımız ise Peygamberimiz, âli ve sahabeleri içindir.
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Erdoğan’ın, bir konuşmasında sarf ettiği; “yalanı leblebi çekirdek yer gibi yiyenler var” sözü dikkatimi çekti. Yalan; muhataplarını aldatmak için bildiği doğruların tersini söylemek ve bunu hareket ve davranışlarla ifade etmektir. İslam; yalan söylemeyi çok çirkin bir davranış olarak görmüş ve onu inkârcıların ve münafıkların özelliği olarak belirtmiştir. NAHL 105: “Yalanı, yalnızca Allah’ın ayetlerine inanmayanlar uydurur. İşte onlar yalancıların ta kendileridir.” MÜNAFİKUN 1: “Münafıklar sana geldikleri zaman: ‘Biz gerçekten şahadet ederiz ki, sen kesin olarak Allah’ın elçisisin’ dediler. Allah da bilir ki sen elbette O’nun elçisisin. Allah, şüphesiz münafıkların yalan söylediklerine şahitlik eder.” Müslüman’ın en önemli özelliği, doğru ve hak söz söylemesi, yaşaması ve güvenilir bir kimse olmasıdır. Müslüman; “Faiz haramdır ve en büyük kötülük ve zulümdür” dedikten sonra, bu kötülükle mücadele eder. Yalan ile iman bir arada bağdaşmaz ve Müslüman asla yalan söylemez. Yalanı inkârcılar ve münafıklar söyler. Mesela ABD; uydurduğu yalanlar ile ülkeleri, kentleri, beldeleri yıkmış, milyonlarca insanı öldürmüştür. Mesela münafıklar; İslam’ın içini boşaltmaya ve inanç esaslarını bozmaya çalışmakta ve yalana ve talana hizmet etmektedir. Peygamberimiz (S.A.V.) şöyle buyurdular: “Dört huy vardır ki bunlar kimde bulunursa o kişi tam bir münafıktır. Kimde de bu huylardan biri bulunursa, onu terk edinceye kadar o kişide münafıklıktan bir sıfat bulunmuş olur: 1. Kendisine bir şey emanet edildiği zaman ona ihanet eder, 2. Konuştuğunda yalan söyler, 3. Söz verince sözünden döner, 4. Düşmanlıkta haddi aşar ve haksızlık yapar.” (Buhari ve Müslim) Yalan konuşmayı, yalanla iş yapmayı beceri ve başarı sayanlar, bu hadisi iyice düşünmelidirler. İzzet, şeref ve saadet, İslam’ca bir ahlak ile elde edilir. Peygamberimiz (S.A.V.) alım satımla ilgili olarak şöyle buyurmuştur: “Satıcı ve alıcı pazarlığı bitirdikten sonra birbirlerinden ayrılmadıkça, alış verişi bozup bozmamakta serbesttirler. Eğer onların her biri karşılıklı olarak doğru söyler malın ve paranın durumunu olduğu gibi açıklarlarsa, alış verişleri bereketli olur. Yok, eğer gizler ve yalan beyanda bulunurlarsa, alış-verişlerinin bereketi kalmaz.” (Buhari ve Müslim) Devlette vatandaşını aldatarak gelir elde edemez. Ederse zalim olur. Mesela devlet; “piyango” çekilişleri, “altılı ganyan ve iddaa” oyunları ile vatandaşı ümitlendirip aldatıyor ve gelir elde ediyor. Devleti ve AK Parti’yi birlikte temsil eden Erdoğan, “Yalanı leblebi çekirdek yer gibi yiyenler var” sözüyle herhalde bu haram ve yalan işleri ifade etmek istiyor!
2019 YILI BÜTÇESİ
Bütçe bir hükümetin kimliğidir. Ekonomi anlayışının aynasıdır. O zaman Erdoğan iktidarının 2019 bütçe rakamlarına bir göz gezdirelim; bütçe beklentisi olarak; 880,4 milyar lira gelir, 961 milyar lira da gider öngörülmüş. Bütçe, 81 milyar liralık “açık” ile bağlanmış. Bu açık “yüksek faizli borçlanma” ile kapatılacak demektir. Bütçede en dikkat çekici rakam 2019 yılında faize ödenecek miktardır. Erdoğan iktidarı, Cumhuriyet tarihinin en yüksek faiz ödemesi rekorunu bu yıl kırmaya niyetli görünüyor. 2018’de faiz lobisine ödenecek miktar 71,7 milyar lira olarak belirlenmişti. Bu rakam 2019 yılı bütçesinde ise 117 Milyar lira olarak belirlenmiş. Bütçede faize ayrılan pay 117 milyar lirayken, yatırımlara ayrılan pay, sadece 54 milyar lira olmuştur. Tarıma ayrılan destek payı ise 16,1 Milyar lira olarak belirlenmiştir. Bu rakam tarım kanununa göre en az 40 milyar lira olması gerekiyor idi. Buna göre, tarım ve hayvancılık öldürülmeye devam edilecektir. Bu bütçeye, israftan değil üretimden, tarım ve hayvancılıktan tasarruf bütçesi diyebiliriz. Bu bütçe, bir ezen-ezilen bütçesi olarak, acı reçete bütçesidir. Bu bütçede “adalet ve kalkınma” yoktur. Bu bütçe ile “milletimiz” daha fakir, “beyaz AK Partililer” daha zengin hale gelecektir. Bir yerde yalan aranacaksa, 2019 yılı bütçesinde aranmalıdır. Çünkü bu bütçenin, bir “aldanma ve aldatma” bütçesi olduğu açıktır.
SAADET VE YEREL SEÇİMLER
Ürettikleri yalanlar ile seçim kazanmayı alışkanlık haline getirenler, Saadet Partisi’ne karşı yeni bir karalama kampanyası başlattılar. Uydurulan yalan, “Saadet, CHP, İyi Parti ve HDP ittifakı” yalanıdır. Bu dört partinin bayrakları yan yana konularak bir algı oluşturulmaya çalışıyorlar. Bunu yapanlar; kendilerini “muhafazakâr, milliyetçi demokratlar” olarak tanımlıyorlar. Bunlar “yedi düvelle savaştıklarını” söylüyorlar ama bu yedi düvelin başkanlarıyla -bir savaş anısı olarak olacak- ailecek hatıra fotoğrafı çektirmekten geri durmuyorlar. Kitabımız Kelam-ı Kadim “yalana kulak verenler” diye tanımladığı bir gruplardan şöyle bahseder. MAİDE 41: “Ey Resul, kalpleri iman etmediği halde ağızlarıyla «inandık» diyen kimselerden ve Yahudilerden küfür içinde koşanların (hali) seni üzmesin. Onlar durmadan yalana kulak verirler ve sana gelmeyen (bazı) kimselere kulak verirler; kelimeleri yerlerinden kaydırıp değiştirirler… Onlar, Allah’ın kalplerini temizlemek istemediği kimselerdir. Onlar için dünyada rezillik vardır ve ahirette onlara mahsus büyük bir azap vardır.” Saadet Partisi’ni karalamaya çalışanlar, bu ayet-i kerimeyi tefsiriyle birlikte okusunlar ve Allah’ın gazabından ve azabından korksunlar. Geçek şudur ki Saadet Partisi, 1398 seçim çevresinde, her seçim türünde kendi adayları ile seçime girecek ve bir ittifak arayışı içinde olmayacaktır. Saadet Partisi, benimsediği uzlaşma siyaseti gereği, gösterdiği adayların kazanması ve kutuplaşmanın azaltılması için her kesim ile konuşabilmeyi önemsemektedir. Allah, “Adil Düzen ve yönetim” yolunda yürüyenlerin yardımcısıdır. Selam hidayete tabi olanlara…