Kemalist proje Türkiyede batılılaşma-modernleşme yönündeki
programını icraya koyarken, Türklüğü, dil ve kültür alanında tanımlı bir
kavmiyetçi (ulusçu) eksenine oturtmaya çalıştı. Dine ve bu kökten
beslenip serpilmiş kültürel-sosyal-tarihsel görünümlere karşı radikal
bir tutum içinde yaklaşarak bunları kamusal alandan gayretle tasfiye
etmeye koyuldu.
Dinle olmuyor...
Dinsiz olmayacağı da biliniyor. Çünkü bu milletin milliyeti diniyle özdeş bir mana taşımıştır..
O halde bu güçlü ve tehlikeli muhalifi devlet denetiminde düzenlemek
gerekecek ve İslam yeniden tanımlanarak, laiklik Türkiyenin özel
şartları çerçevesinde ülkeye uyarlanmaya çalışılacaktır.
1925-26 Medeni Kanun, Ceza Kanunu, Borçlar Kanunu vb. batıdan kanun
transferi yoluyla hukuksal yeniliklerin, festen batı tipi şapkaya
geçişin, Türk harflerinin kaldırılıp latin harflerinin kabulü ve
dil-tarih alanlarındaki yenilik girişimlerinin vb. tüm reformların yeni
bir toplum inşa etme arzusu açıktır.
Bu tarihten itibaren Türkiyede eski olanın kötülüğü ve yeni olanın
iyiliğine dair yaygın bir kanaat oluş(turul)muştur. Arık eskiden tevarüs
edilen ne varsa reddedilerek, batılı-modern ne varsa ithal edilerek
"muasır ve medeni" olunabilecektir. O arap harfleri nedeniyle cahil
kalan millet latin harfleri ile ve Arapça-Farsça
kelimelerden-terkiplerden kurtularak bilginin aydınlık (!) dünyasına
erişecektir. Ne mutludur yeni Türkçe okuyup yaza-bilenlere!...
Bu arada geçen yazıda işaret ettiğimiz ılımlı bir muhalefet
partisinin 1930 yılında Paris büyükelçisi olan Fethi Okyar eliyle ve
Mustafa Kemalin telkinleriyle kurulduğunu biliyoruz. Yalovadaki
buluşmalarından Fethi Bey istediği teminatı basın üzerinden alarak
partiyi kurar. Serbest Cumhuriyet Fırkasının bir sürelik serbestliği
onu iki hafta içinde 130 bin üyeye ulaştırır. İzmir mitinginde yaklaşık
50 bin kişinin katılımı bir diğer sürpriz olur. Milletin burada ve
memleketin pek çok yerinde gösterdiği teveccüh, nihayet Halk Fırkası
tarafından mutad üzere "irtica"ile yorumlanır. Mahalli seçimlerde Halk
fırkasının mazbataları teslim almak vb. hileleri Fethi beyin
şikayetlerini Mustafa Kemale iletmesine sebep olur. Şikayet sonuç
vermediği gibi Yunus Nadiye dikte ettirdiği yazıyla Mustafa Kemal Halk
Fırkası ile irtibatını vurgular. Nihayet Serbest Fırka doksan dokuz gün
sonra kapanır. .
1930-1946 yılları memleketin tek partili yılları olarak bilinir. Oysa
cılız ve bir süre sonra önü kesilen girişimlerle önceki devre de farklı
değildir. Belki bu yeni döneme damgasını vuran, parti devlet
eşitliğinin resmen ilan edilerek il başkanlarının vali, parti genel
sekreterinin içişleri bakanı olduğu düzenlemeler ve Mustafa Kemalin
ölümü (1938) sonrası İnönü ile belirginleşerek sürdürülen baskıcı idare
olmuştur. Dönemin Almanya, İtalya ve Rusya modellerinin ilham verdiği
söylenirse de kanaatimce devletin bu ilhama ihtiyacı yoktur.
Yaşanan bu devrelerde müslümanların tepkileri ve vaziyet alışlarına dair birkaç örnek üzerinden haftaya bahsedelim inşallah.