Yalancı dil dersleri 6

Abone Ol

Kemalist proje Türkiyede batılılaşma-modernleşme yönündeki

programını icraya koyarken, Türklüğü, dil ve kültür alanında tanımlı bir

kavmiyetçi (ulusçu) eksenine oturtmaya çalıştı. Dine ve bu kökten

beslenip serpilmiş kültürel-sosyal-tarihsel görünümlere karşı radikal

bir tutum içinde yaklaşarak bunları kamusal alandan gayretle tasfiye

etmeye koyuldu.

Dinle olmuyor...

Dinsiz olmayacağı da biliniyor. Çünkü bu milletin milliyeti diniyle özdeş bir mana taşımıştır..

O halde bu güçlü ve tehlikeli muhalifi devlet denetiminde düzenlemek

gerekecek ve İslam yeniden tanımlanarak, laiklik Türkiyenin özel

şartları çerçevesinde ülkeye uyarlanmaya çalışılacaktır.

1925-26 Medeni Kanun, Ceza Kanunu, Borçlar Kanunu vb. batıdan kanun

transferi yoluyla hukuksal yeniliklerin, festen batı tipi şapkaya

geçişin, Türk harflerinin kaldırılıp latin harflerinin kabulü ve

dil-tarih alanlarındaki yenilik girişimlerinin vb. tüm reformların yeni

bir toplum inşa etme arzusu açıktır.

Bu tarihten itibaren Türkiyede eski olanın kötülüğü ve yeni olanın

iyiliğine dair yaygın bir kanaat oluş(turul)muştur. Arık eskiden tevarüs

edilen ne varsa reddedilerek, batılı-modern ne varsa ithal edilerek

"muasır ve medeni" olunabilecektir. O arap harfleri nedeniyle cahil

kalan millet latin harfleri ile ve Arapça-Farsça

kelimelerden-terkiplerden kurtularak bilginin aydınlık (!) dünyasına

erişecektir. Ne mutludur yeni Türkçe okuyup yaza-bilenlere!...

Bu arada geçen yazıda işaret ettiğimiz ılımlı bir muhalefet

partisinin 1930 yılında Paris büyükelçisi olan Fethi Okyar eliyle ve

Mustafa Kemalin telkinleriyle kurulduğunu biliyoruz. Yalovadaki

buluşmalarından Fethi Bey istediği teminatı basın üzerinden alarak

partiyi kurar. Serbest Cumhuriyet Fırkasının bir sürelik serbestliği

onu iki hafta içinde 130 bin üyeye ulaştırır. İzmir mitinginde yaklaşık

50 bin kişinin katılımı bir diğer sürpriz olur. Milletin burada ve

memleketin pek çok yerinde gösterdiği teveccüh, nihayet Halk Fırkası

tarafından mutad üzere "irtica"ile yorumlanır. Mahalli seçimlerde Halk

fırkasının mazbataları teslim almak vb. hileleri Fethi beyin

şikayetlerini Mustafa Kemale iletmesine sebep olur. Şikayet sonuç

vermediği gibi Yunus Nadiye dikte ettirdiği yazıyla Mustafa Kemal Halk

Fırkası ile irtibatını vurgular. Nihayet Serbest Fırka doksan dokuz gün

sonra kapanır. .

1930-1946 yılları memleketin tek partili yılları olarak bilinir. Oysa

cılız ve bir süre sonra önü kesilen girişimlerle önceki devre de farklı

değildir. Belki bu yeni döneme damgasını vuran, parti devlet

eşitliğinin resmen ilan edilerek il başkanlarının vali, parti genel

sekreterinin içişleri bakanı olduğu düzenlemeler ve Mustafa Kemalin

ölümü (1938) sonrası İnönü ile belirginleşerek sürdürülen baskıcı idare

olmuştur. Dönemin Almanya, İtalya ve Rusya modellerinin ilham verdiği

söylenirse de kanaatimce devletin bu ilhama ihtiyacı yoktur.

Yaşanan bu devrelerde müslümanların tepkileri ve vaziyet alışlarına dair birkaç örnek üzerinden haftaya bahsedelim inşallah.