Yalana bilimsel kılıf

Abone Ol

Son yıllarda tüm dünya Küresel Isınma tehdidi ile yaşıyor. Daha doğrusu  bilimsel gerçek(!) kılıfına sarılmış bir iddia ile insanlık geleceğe korku ile bakıyor. Nasıl korkulmasın ki, Kutuplardaki buzullar eriyormuş !.. Hava sıcaklıkları tüm dünyada hızla artmaya devam ediyormuş. Bunun sonucu olarak yeryüzünü su sıkıntısı ve kuraklık bekliyormuş. Tehlike bundan da ibaret değil, kutuplardaki buzulların erimesi denizlerde 10 metreyi aşan yükselmelere yol açacak demekmiş. Ülkemizi göz önüne alacak olursak etrafımızı çeviren denizlerin 10 metre yükselmesi demek yüzlerce hatta binlerce yerleşim biriminin yok olması anlamına geliyor. Yani tam bir felaket. Bir başka ifade ile küresel ısınma demek,  dünyanın pek çok yerinin sular altında kalması, diğer yandan yeryüzünü bir kuraklık dalgasının sarması ve susuzluk tehlikesi demek.

İşte tam bu noktada gazetelere, "Küresel ısınma tarihin en büyük yalanıdır" başlığı ile yansıyan bir haber dikkat çekiyordu.  İddianın sahibi dünyaca ünlü hava durumu kanalının kurucusu John Coleman. İsterseniz Colemanın konu ile ilgili sözlerini kısaca aktaralım:

"Birkaç bilim adamı politik hedeflerini gerçekleştirebilmek  için iklim  verilerini taraflı şekilde yorumlayarak böyle bir fenomen olduğunu ileri sürdü. Washingtondaki  dostlarından büyük araştırma fonlarını da bu şekilde almayı başardılar. Küresel ısınma dedikleri şeye insanların yol açtığı da büyük bir aldatmacadır."

Colemanın bu açıklaması üzerinde sanıyorum durup düşünmeye değer. Çünkü, insanlık sık sık bazı iddialarla kandırılıyor. Bunu yaparken iddialarını bilimsel bir kılıf içinde sunmayı da ihmal etmiyorlar. Söz gelimi Evrim Teorisi de bir takım bilim adamlarının kendi tanrı tanımazlıklarını güçlü kılmak, buna karşılık Yaratılışı esas alan vahye dayalı dinlere karşı şüphe uyandırmak için ortaya atılmış değil mi Uzun yıllar ülkemizde de okullarda ders kitaplarında bilimsel bir gerçek gibi yer verilen, çocuklarımıza okutulan  Evrim  Teorisinin tamamen yalan olduğu, bazı bilim adamlarının ideolojilerini desteklemek için ortaya attıkları onların iddiaları çürütülerek isbat edilmiş durumdadır... Kısacası insanlık bir takım bilimsel(!) yalanlarla kandırılmakta, belli yerlere sürüklenmeye çalışılmaktadır. Bu arada bazı ülkelerin istihbarat örgütleri de bilimi, bir takım yalanları propaganda vasıtası olarak kullanmaktan geri durmuyorlar.

Hatta ülkeleri işgal gerekçesi olarak uydurdukları yalanları kullanıyorlar. Bazen piyasaya  yeni sürülen bir ilacın satışını sağlamak, bazen bir ülke ya da ülkeleri korkutup sindirmek için bir takım yalanlar ortaya atılıyor. Çoğu zaman da istenen sonuç elde edilebiliyor. İşin aslı öğrenildiğinde ise iş işten geçmiş oluyor. Son zamanlarda göçmen kuşlar vasıtasıyle dünyaya yayıldığı ileri sürülen Kuş Gribi salgını iddialarının da bir gizli amaca hizmet ettiğini düşünenlerdenim. Çünkü, bu hastalık bahane edilerek ülkemizde kırsal kesimdeki tüm tavuklar imha ettirildi. Bir başka ifade ile köylünün sahip olduğu birkaç tavuğunu da ortadan kaldırdılar. Bu iddianın arkasında yabancı istihbarat örgütleri mi yoksa bir takım tavuk çiftliği sahipleri mi vardı, bilemiyorum. Kuş Gribi ilk gündeme geldiğinde öylesine abartılı bir şekilde topluma aktarıldı ki, tavuklardan insanlara geçebildiği ileri sürüldü. Bu durumda kısa bir süre içinde 10 binlerce insanın hayatını kaybedebileceği söylenip yazılarak topluma müthiş bir korku salındı.

Ama bir anda da tüm bu iddialar gündemden düştü. Kuş Gribi denen  illet sanki kuş olup uçup gitti.

Kısacası ortaya atılan iddialar karşısında şüpheci olmak gerekiyor. Yoksa her iddiayı doğru kabul edip ona göre hareket edecek olursak bir takım merkezlerin oyununa gelmiş, amaçlarına hizmet etmiş oluruz. Hatta, inancımızla bile ters düşeriz.