İşgal kuvvetleri ile ilk defa silahlı mücadeleye başlayan
Doğu Cephesi nin efsane ismi Kâzım Karabekir Paşa, İstiklâl Harbi ni kimin
başlattığını, şahit, zaman ve yer göstererek şöyle açıklıyor; ...İsmet Bey
dinledi ve sonra bu mücadelenin gereksiz olacağına hükmederek bana; Kâzım Bey
kardeşim, bitti, her şey bitti. Anadolu daki birkaç köylü ile olacak şey
değildir bu iş. Her ikimiz de emekli olalım. Adana dan toprak alalım ve
ziraatla uğraşalım. Sen Kâzım Ağa ol, ben de İsmet Ağa cevabını verdi.
Kurtuluşun ancak silahlı bir mücadeleden geçtiğini ilk olarak ortaya atan
bendim (1) Kâzım Karabekir Paşa
Bugün 26 Ağustos. Yani kirli ayakları ve pis mevcudiyeti
ile bu mukaddes toprakları örseleyen İngiliz, Fransız, İtalyan, Yunan ve bir
sürü haysiyetsiz topluluklardan oluşan düşmanın mağlubiyeti ile sonuçlanacak
olan Büyük Taarruz un başladığı günün 91. yıldönümü. Bugün kazandığımız bu
milli zafer hepimizi sevindirir ve gözlerimizi nemlendirir elbette. Fakat
ortada ciddi bir sıkıntı var. Şöyle ki; millet olarak canımızı dişimize takarak
taşla, sopayla, kürekle, kazmayla, kağnıyla, çarşaflı Elif nineyle, sakallı
Abdurrahman dedeyle kazandığımız bu zafer kimin Yani bir kişi mi kazandı bu
koca zaferi, yoksa içinde ümmetin gizli olduğu kocaman bir yürek mi Bu soruya
vereceğiniz cevap tarihe nereden ve hangi açıyla baktığınızı da ele verecektir.
Tarihimiz, bilhassa yakın tarihimiz Yalan Tarih Yalan
Devler ile doludur. Biz sistemin bize uydurduğu yalan tarihi gerçek zannederek
büyüyen zavallı nesilleriz. Bizlere doğru olan ve yaşanılan tarihi değil
hadiseleri ve karakterleri sonradan masa başında üretilen yalan bir tarih
öğretildi. Meselâ bu yalanlardan birinin üstünü hafifçe açalım mı O halde
buyurun bugünün önemine binaen uydurulan yalan tarihi deşifre etmeye
başlayalım
Bizlere daima ve her okul sınıfı düzeyinde, millî
mücadeleyi başlatmak için Anadolu ya ilk geçen ve hatta bırakınız geçmeyi
köhne, pusulası bozuk ve su alan bir taka ile Anadolu ya gizlice kaçan ilk ve
tek paşa olarak Mustafa Kemal Paşa gösterilmedi mi .. Hâlbuki bu bilginin
yanlış olduğunu anlamak için derinlemesine bir tarihi araştırmaya girmek değil
birkaç tarih kitabı kurcalamak yeterli olacaktır.
Nitekim bugün Türkiye de yaşayan herkes tarafından Milli
Mücadele nin tek kahramanı ve mimarı olarak bilinen Mustafa Kemal Paşa, 19
Mayıs 1919 Pazartesi günü Samsun üzerinden Anadolu ya geçti. Fakat Doğu
Anadolu da Ermenilere karşı başlatılan cihadın destansı kahramanı Kâzım
Karabekir Paşa ise, Sultan Vahideddin Han dan resmen Millî Mücadele yi
başlatmak için yani bu ismi kullanarak 1919 un Nisan başlarında izin aldı ve
Trabzon üzerinden Anadolu ya geçti. Daha sonra Mersinli Cemal Paşa, Ali Fuat
Paşa, Cafer Tayyar Paşa ve daha nice paşalar 19 Mayıs a kadar, yani Mustafa
Kemal Paşa dan daha önce Anadolu daki yerlerini almıştı ve en nihayet
Anadolu ya en son Mustafa Kemal Paşa geçti.2 Yani Anadolu ya geçen ilk değil
son paşa Mustafa Kemal Paşa dır. Bize yutturulmaya çalışılan tarihle hakiki tarih
ne kadar farklı değil mi
Memleketin düşman işgalinden kurtulması için ordu, saray
ve bürokrasi üçgeninin
seçtiği ve Anadolu ya gönderdiği Mustafa Kemal Paşa nın
16 Mayıs Cuma günü Cuma namazını kıldıktan, Sultan Vahideddin Han ın elini
öptükten ve Kur an-ı Kerim üzerine elini koyup bağlılık yemini ettikten sonra
Bandırma ya binip yola çıktığı gün için sarayda vazifeli olan Başkâtip Ali Fuat
Bey hatıralarında şöyle bahseder;
...Mayıs ayının ortalarına kadar Anadolu ya sürekli
rütbeli subay ve paşa akışı devam etti. Ve en son Mustafa Kemal Paşa geçti. 16
Mayıs 1919 Cuma günü Sultan çok sevinçliydi. Bu sevincin sebebini kendisine
sorduğumda ise bana;
Kâtip çok sevinçliyim, zira Satranç tahtasındaki Şah ı
da bugün gönderdim. Tahta artık tamamdır cevabını verdi... 3
Elimizdeki resmi belgelerden anlıyoruz ki, Mustafa Kemal
Paşa, Samsun a varır varmaz, Sultan Vahideddin Han ın bizzat kendisine,
Sadrazam Damat Ferid Paşa ya, Milli Savunma Bakanı na, Genel Kurmay Başkanı na
ve İç İşleri Bakanı na birer telgraf gönderir. Bu telgrafların içeriğinde paşa,
kendisinin Samsun a ayak bastığını buradaki halkın milli etiketli bir
mücadeleye hazır olduğunu kendisinin de görevlendirildiği vazifeleri yapmaya
başladığını bizzat bildirir.4 İyi ama rejimin kalemşorluğunu yapan devrim
tarihçilerine şu soruyu sormanın zamanı geldi; beyler, Mustafa Kemal Paşa hani
görevlendirilmemişti, hani kendisi kaçmıştı Bunun böyle olmadığını bizzat
paşanın kendisi Samsun dan İstanbul daki en yetkili insanlara gönderdiği
telgraflarla ifade ediyor. Yani, üzgünüm ama sizi bizzat paşa yalanlıyor.
İşgal kuvvetleri ile ilk defa silahlı mücadeleye başlayan
Doğu Cephesi nin efsane ismi Kâzım Karabekir Paşa, İstiklâl Harbi ni kimin
başlattığını, şahit, zaman ve yer göstererek şöyle açıklıyor;
İstiklâl Harbi ni başlatmak, kurtuluşun ancak silahlı
bir mücadeleden geçtiğini ilk olarak ortaya atan bendim. Bu savaşın daha sonra
Mustafa Kemal Paşa tarafından da benimsenecek siyasî ve askerî esas planlarını
ben hazırladım. Bu planlardan ilk önce 1918 in sonlarında İstanbul Zeyrek teki
ağabeyimin Süleymaniye Camii ni gören evinin bahçesinde, konuyu İsmet Bey e
(İnönü) açtım ve onunla tartıştık. İsmet Bey dinledi ve sonra bu mücadelenin
gereksiz olacağına hükmederek bana;
Kâzım Bey kardeşim, bitti, her şey bitti. Anadolu daki
birkaç köylü ile olacak şey değildir bu iş. Her ikimiz de emekli olalım.
Adana dan toprak alalım ve ziraatla uğraşalım. Sen Kâzım Ağa ol, ben de İsmet
Ağa cevabını verdi. 5
Ne tuhaf değil mi Milli Mücadele nin muzaffer kumandanı
ve Batı Cephesi nin eşsiz kahramanı diye bizlere anlatılan İsmet Paşa meğerse
emekli olmayı, toprak alıp ziraatla uğraşmayı ve vatanı öyle düşman çizmeleri
ile ezilirken bırakmayı düşünüyormuş. Bize anlatılan ve öğretilen İsmet Paşa
ile hakiki İsmet Paşa arasında dağlar kadar fark varmış. Bu arada laf aramızda
İsmet Paşa, milli mücadele tarihinin zaferi olmayan, girdiği her savaşta mağlup
olan ve memlekete acı faturalar çıkartan galibiyetsiz tek paşadır
Şimdi bu satırları okuyan okuyucular arasında Millî
Mücadele yi kimin başlattığı mühim değil diye düşünenler olabilir. Fakat
Karabekir Paşa nın kumandası altında bulunan Doğu daki 15. Kolordu, Mondros un
7. maddesine rağmen varlığını koruyup, Ermeni ordularını perişan ettiği halde,
Batı daki kolorduların darmadağın olması ve parça parça gerilla harekâtına
dönüşmesi yüzünden askerlerinin silahlarıyla beraber dağa çıkıp eşkıyalık
yaptığı veya köylerine geri dönüp bir daha cephelere gitmemek için
saklandıkları herkesçe malumdur.
Doğu da yapılan savaşlar sırasında, Ermeni ordusunu
perişan edildikten başka, Sarıkamış, Kars, Ardahan, Artvin, Bakü ye kadar bütün
Doğu topraklarının ele geçirildiğini, fakat Batı da, Yunan ordusunun Eskişehir
önlerinden Ankara önlerine geldiğini, Meclis te görüşmeler yapılırken top
seslerinin milletvekillerince duyulduğu gerçeği okuyucunun önüne yazılmamış bir
gerçek gibi sunmak gerekir.
Bugün Milli Mücadele tarihi içerisinde satır aralarında
gizli ve bilinmesi gereken ama pek bilinmeyen çok önemli bir husus daha var. O
da Milli Mücadele nin beyin takımı diye addedilen grubun içinde yer alan ve
bizlere kahraman diye anlatılan kişilerin oluşturduğu birinci Meclis te,
sonraları başbakanlık makamına kadar çıkacak olan Rauf Orbay ların başını
çektiği ve Halide Edip Adıvar tarafından desteklenen bir grubun Amerikan
Mandası fikrini savunduğu gerçeğidir.6 Sizler okuyucu olarak bu güya
kahramanların Türkiye yi Amerika nın kucağına atmaya çalıştığını biliyor
muydunuz İşte gerçek tarihle anlatılan tarih arasındaki korkunç fark!..
Görülüyor ki tarihteki basit insanlar bizlere kahramanlar
şeklinde tanıtılırken kahramanlığın lügat manasını ifade eden ve bu kavramın
içini dolduran destansı karakterler ise ya bize hain olarak anlatıldı ya da hiç
anlatılmadı. Meselâ, çadırında ayı beslediği için Ayıcı Arif olarak bilinen
tarihimizin hakiki ve dev kahramanlarından Albay Mehmet Arif Bey i bu yazıyı
okuyan kaç kişi tanır veya ismini hayatı boyunca bir kez duymuştur 7 Ya da
Halit Karsıalan ı nam-ı diğer Deli Halit i kimler bilir 91 sene önce tam
bugün başlayan Büyük Taarruz da Yunan Başkomutanı General Trikopis i çadırı ve
mahiyetindekilerle birlikte esir aldı ve Yunan kuvvetlerini başsız bıraktı
adeta felç etti. Savaşın yönünü bu hareketi ile belirledi ve zamanını
kısalttı.8 Peki, bu yiğit insanların akıbeti ne oldu dersiniz Ayıcı Arif
1926 de İzmir Suikastı nda parmağı bulunduğu iddiasıyla idam edildi, Deli Halit
ise 1925 de Meclis binasında Kel Ali tarafından hunharca katledildi. Evet,
tarihin ender gördüğü, bu yiğit ve mert insanları savaştığı onlarca cephede düşman
öldüremedi, ama Türkiye de bir zamanlar aynı cephede savaştığı arkadaşları
öldürdü.
Mustafa Kemal Paşa nın idare ettiği birinci TBMM de
muhalif kanadın liderlerinden ve yapılan tuhaf devrimlere karşı gelen dönemin
Trabzon Milletvekili Ali Şükrü Bey in, bizzat Mustafa Kemal Paşa nın koruması
Topal Osman tarafından öldürüldüğünü, hatta daha sonra kendisini bu konuda
savunmayan Mustafa Kemal Paşa yı da öldürmek için Çankaya Köşkü nü kuşattığını,
sonra ekibiyle beraber karşı bir baskınla öldürüldüğünü elbette bilirsiniz.
Fakat Mustafa Kemal Paşa nın, kendisine ait bir taka ile hiç durmadan ve
tehlikelere de aldırmadan Anadolu ya sürekli silah kaçırdığı için Nutuk ta
bizzat övgülerle andığı büyük insan, büyük kahraman balıkçı Yahya Kaptan ı
öldürttüğünü, hiçbir yerlerde okudunuz ya da duydunuz mu 9 Cevap hayır değil
mi Ne yazık ki hayır. Duymadınız. Duyamazsınız. Çünkü bu tür bilgiler
söylenmesi, yazılması, anlatılması, duyulması yasak olan bilgilerdir. 1920
senesinin Mart ında Doğu da eksi 30 derece soğuklarda, fırtınalar göz
açtırmazken Kâzım Karabekir Paşa ya Ermenilerin üzerine yürümesi emri
verildiğini, fakat Mayıs ayında ortam elverişli duruma gelince, harekatın
yapılmasına izin verilmediğini, buna rağmen paşanın inisiyatif kullanarak bir
başına tüm sorumluluğu yüklenip Ermeniler üstüne yürüdüğünü; Kars Kalesi ni ele
geçirdiğini ve düşmanı Bakü ye kadar kovaladığını biliyor muydunuz 10
Karabekir Paşa, Mustafa Kemal Paşa dan çok saygılı bir
dille söz ediyor. Fakat olayların yansıttığı Mustafa Kemal Paşa, Tek Adam
kalmak için her çareye başvuran bir kişi portresi çizgisini aşamıyor! Bunun
sebebi ne acaba Mustafa Kemal Paşa Erzurum da Dokuzuncu Ordu Komutanlığı
görevinden istifa edince yerine İstanbul tarafından Kâzım Karabekir Paşa
atanır. Karabekir Paşa da yine İstanbul un gizli bir emri ile gider sivil olan,
askeri her türlü görevlerinden sıyrılmış olan Mustafa Kemal Efendi ye tabi olur
ve;
Emrindeyim Paşam, ben, askerlerim ve kolordum
emrindeyiz 11 der. İlerleyen zaman
içinde Mustafa Kemal Paşa Karabekir Paşa ya bu hadiseyi hatırlatarak der ki;
Paşam, her türlü yetki size verilmişken ve siz birinci
adam konumuna yükselmişken neden bana tâbi oldunuz ve ikinci adamlığa rıza
gösterdiniz
Karabekir Paşa nın kendisine sorulan bu soruya verdiği
cevap çok manidar ve hadisenin özetini çıkartacak cinstendir. Şöyle der
Karabekir Paşa;
Paşam, her birinci adamın sırtını dayamak için çok güvenmesi
gereken ikinci adamlara ihtiyacı vardır. Siz birinci adam olursanız bana
güvenebilirsiniz. Fakat ben birinci adam olursam güvenebileceğim ikinci adam ne
yazık ki etrafımda yok. Ne çok şey anlatıyor bu cevap esasında öyle değil mi
Ayrıca Cumhuriyet tarihi açısından başka bir sıkıntı da
şudur; Cumhuriyet in kurulmasından hemen sonra ortaya çıkan ve her resim
karesinde Mustafa Kemal Paşa nın etrafında görülen ve Milli Mücadele tarihinin
hiçbir tarafında en küçük hizmet ve varlıkları olmayan Recep Peker, Şükrü Kaya,
Yunus Nadi ve taifesinin Millî Mücadele de katkısı nedir acaba Memleketin
düşman işgali altında inlediği sıralarda hiçbir yerde adından bahsedilmeyen bu
adamlar ne oldu da Cumhuriyet in kurulmasından sonra bütün köşe başlarını
tuttular Savaş yılları ile Cumhuriyet yılları arasında geçen üç beş senelik
zaman dilimi içinde yaşanan bu kabuk ve kadro değişimini 2013 leri yaşayan ben
nasıl anlamalıyım
Vesselam
KAYNAKLAR:
1) Kâzım
Karabekir; İstiklâl Harbimiz, Sf; 38
2) Enver Behnan
Şapolyo, M. Kemal ve Millî Mücadele Tarihi, Sf; 328
3) Ali Fuat
Türkgeldi; Görüp İşittiklerim, Sf;146
4) Ahmet Anapalı,
Kurtuluşun Faturasını Ödeyen Adam, s. 216-222, istanbul 2011
5) Kâzım
Karabekir; İstiklâl Harbimiz, Sf; 38
6) Atatürk,
Nutuk, s.53
7) Miralay Mehmet
Arif Bey, Ayıcı Arif in Anıları Anadolu İnkılabı Milli Mücadele Anıları,
İstanbul 1992
8)
http://biyotarih.wordpress.com/2008/01/21/halit-pasa-nagm-i-diger-deli-halit/#more-47
9) Ahmet Kabaklı,
31 Ekim 1992 tarihli Türkiye Gz. Köşe Yazısı
10) İsmet Bozdağ, Paşaların Hesaplaşması, Sf; 13.
11) Ahmet Anapalı,age,s.242-245