Yaktığınız her yürek sizin aydınlanmanıza sebep olur

Abone Ol

Batı, bizim gözlerimizi açıyor.

Şems, Konya ya gelmemiş olsaydı, Celaleddin-i Rumi yi

şimdi biz ve dünya tanımıyor olacaktı.

Mevlana Celaleddin-i Rumi, Medrese eğitimini

tamamladıktan sonra hoca arkadaşlarıyla sohbetler yaparaktan, Mermiyyün

kelimesi aslında Mermuyün idi. Ya harfi illet müteharrik... diye devam eden

i lallerle ömrünü bitirecek, çağında çok ün yapacak, saman alevi gibi ölünce

zihinlerde kaybolup gidecekti.

Selahaddin-i Eyyubi, çok zeki bir medrese öğrencisi iken

akranlarına hava atan bir hoca haline dönüşmüş ve parmakla gösterilmiş hale

gelir.

Arap edebiyatının en kapalı kabul edilen şiirlerini

çözmekte ona müracaat edilir, çözünce de ülke fetheden bir komutanın gönül

rahatlığına kavuşurdu.

Bir gün amcası ona bu eğitimin harfleri, kelimeleri,

beyitleri, hadisleri ve ayetleri, dünyayı Allah ın istediği şekilde düzenlemek

içindir der ve onu hayatın içine alıverir.

Değişen bir şey yok.

Gençlikteki hizmetlerini sevdiğim bir profesörümüzü ben

tanıtırken Bir zamanlar Mücahid idi, İlahiyat kampına aldılar ve şimdilerde

Tefsir Profesörü oldu diye tanıttığımda bıyık altından gülmüştü.

Dört tane din profesyoneli olarak yetiştirilen

insanlarımızı televizyona alıp üç saat birbirleriyle çarpıştırıyorlar ve

çarpıştıkları konuda başkaları malı götürürken çıkardığı sesin duyulması

engelleniyor.

Ayet ve Hadise inanmayan programcı, Ayet ile Hadis

çatışırsa ne yapılacak diye soruyor ve din profesyonelleri birbirlerini dil

kılıcıyla yaralayıp yere sererken programcı gülüyor.

Selahaddin-i Eyyubi, amcasının dediğini tutar,

Mermiyyün kelimesinin hedeflediği yere atışını yapar ve Kudüs ü fetheder.

Batılıların aç gözlülüğü nedeniyle aç ve biilaç bırakılan

Afrika halkı, çalınan mallarının peşine düştü.

Hintli ticaret erbabı yolda bir fil yavrusunu kesip

yerler ve yola koyulurlar.

Evine gelince yavrusunu bulamayan fil, kokuyu takip

ederek onları gece yarısı ormanda uyku halinde yakalar ve hepsinin ağzını

koklayarak yavru kokusu geleni öldürür.

İçlerinden bir tanesi yemediği için onu öldürmez.

Avrupa ve Amerika ya Yunan gemileriyle taşınan

Afrikalılar, bilinçli gitmiyorlar ama kokuyu takip ediyorlar. Çoğunluğu

Müslüman olan bu insanlar, dinleri için ölürler ama dinlerinin ne dediğini

bilmezler.

Şimdilerde zalim despotları destekleyerek sömürüye karşı

duran Müslümanları öldürerek yok etmeye çalışan batılılar, İslam için iyi bir

hizmete de vesile oluyorlar.

O eğitimsiz Müslümanların doldurduğu batı başkentlerinin

sokaklarında ne yapacaklarını bilemeyen insanları yönlendirecek Mısırlı

mücahitlerin akın etmesine sebep oldular.

Zalimler kendi günah yüklerini artırırken, kafirler

cehennemdeki ateşlerini bu dünyadaki evlerine düşecek ateşlerini artırırlar.

Sevgili peygamberimiz buyurur:

Allah, bu dini facir (Kâfir ve günahkâr Müslümanla da

güçlendirir (Buhari Sahih, K. Cihad, Bab 178, K. Kader, bab 4)

Hadiste Facir kelimesi geçmiştir.

Allah a başkaldıran, günahları açıktan yapan manasına

gelir.

Her kafir facirdir, ama her facir, kâfir değildir.