Yakışmadı be Yalçın abi!

Abone Ol

Önce o yazıyı okuyalım…

“Peruklar fora!.. Cumhuriyet döneminin kanayan yarası türbana nihayet son nokta konuldu, yükseköğrenim kurumlarında akademik ve idari personel de artık `türban’ takabilecek.

İlk önce öğrenciler türbanlı olarak derslere girebiliyorlardı.

Şimdi de öğretim üyeleri.

Artık peruklar atılıyor.

Milli Görüşçüler, “Biz türbanla derslere giriyoruz, bunun yolunu türbanın üzerine peruk takarak bulmuştuk” diyerek, bir anlamda iktidara göndermede bulunuyorlardı…

Üniversitelerimiz artık daha `bilimsel’, daha `özgür’ ve daha `demokrat’ çalışma ortamına sahip olacaklar!

Bakalım öğretim elemanı kadınlarımız, iktidarın `türban açılımı’na ne ölçüde katılacaklar

Bu da `mahalle baskısı’ndan sonra yeni bir `kampus baskısı’na dönüşebilir mi

Türbanlı kız öğrenciler `türbansız’ hocalarını `ihbar’ ederler mi ”

Bu satırlar Hürriyet’ten Yalçın Bayer’in dünkü köşesinden…

Yalçın Bayer’i genellikle dik duruşundan, yolsuzlukların üzerine giden tavrından, eğilmeden bükülmeden yazdıklarından dolayı takdir ederim..

Ama bazen öyle cümleler döktürüyor ki, okuduklarıma inanamıyorum..

Yukardaki yazı da öyle bir yazı işte..

Sevgili Yalçın Bayer; `mahalle baskısından’ söz ediyorsun, ya!

Öncelikle şu soruların cevabını ver de görelim;

- Sevgili Yalçın Bayer; bu ülkede üniversite kapılarında ikna odaları kurularak başörtülü genç kızların başları zorla açtırılmaya çalışıldı. Özgürlükleri savunan biri olarak o zaman neredeydiniz

- Bu ülkede –kamu alanı dahilinde değil- dışarda başörtüsü taktığı için sürüm sürüm süründürülen okul Müdür/Yardımcıları oldu. Madem özgürlüklere bu denli meftunsunuz; o zaman neredeydiniz

- Haberiniz oldu mu bilemiyorum; bu ülkede 28 Şubat adında bir tür darbe yaşandı. On binlerce memur yerlerinden edildi, sürüldü, sicilleriyle oynandı. Özgürlükleri çok önemsediğinizi biliyorum. İyi de o zaman neredeydiniz

- Bu ülkede seçimle, halkın oylarıyla, hakkıyla, alın teriyle işbaşına gelmiş, Başbakan olmuş Prof. Dr. Necmettin Erbakan antidemokratik yöntemlerle Başbakanlık görevinden zorla istifa ettirildi. Sizin baskılara boyun eğmeyen yanınızı gayet iyi biliyorum. İyi ama o zaman gıkınız bile çıkmadı, hatta alkış tuttunuz. Peki, ama bu ne iştir

- Bu ülkede yine seçimle işbaşına gelen bir iktidarın Başbakanı ve bazı Bakanları ipe gönderildi, boyunlarına yağlı ilmek geçirildi.

Özgürlükleri sahiplenen, antidemokratik yolları benimsemeyen bir gazeteci olarak köşenizde bu durumu hiç tel’in ettiniz mi, acaba

- Bizler daha kısa donlu, sizlerin yetişkin olduğu dönemlerde İmam Hatip okulları kapatıldı. Sizin bir itirazınız oldu mu buna “Ya tamam, ben bu okulların açılmasını istemiyorum ama halk benimsiyor, halkın görüşüne saygı göstermemiz lazım.” dediniz mi

- Daha yakın zamana kadar İmam Hatip Liseleri mezunlarının üniversiteye girişleri `katsayı ucubesi’ ile engelleniyordu. Siz hürriyetperver bir gazeteci olarak bu yasağın karşısında esaslı bir karşı duruş sergilediniz mi

- Yazınızda `Milli Görüşçüler’i de ağzınıza dolamışsınız... Bence hemen kalkıp bir abdest alın. Zira, bu alanda en çok mağdur olan kesimin Milli Görüşçüler olduğunu, en az adınızın Yalçın olduğunu bildiğiniz kadar biliyorsunuz…

İyi programcı olmak için altın öğütler…

- Zaman zaman kokteyllere, toplantılara katılıp Kurum Genel Müdürü’nün ya da sorumlu ismin yanına kadar sokulup, “Ben sizin elemanınızım, biliyorsunuz değil mi ” triplerine girmek..

- Twitterde kurumunuza eleştiri getirenlere hemen karşı salvolar geliştirerek, “Sen kahraman mı olmak istiyorsun..” türünden şirinlikler sergilemek… Bunu da bir yolla kurum yetkililerine duyurmak, iletmek…

- Görev yaptığın kurumun üst düzey yetkililerine, onlarla iyi ilişkiler içinde bulunduğu bilinen isimlerle zaman zaman `selam’lar göndermek, “Biliyorsun değil mi, feşmekan şu şu saatler arasında harika işler çıkarıyor.” dedirtmek…

- İş yaptığın Kurum’un siyaseten bağlı olduğu makamlara zaman zaman selam çakmak, olumsuzluklarını hiç görmemek, yıkamak, yağlamak…

- Kurumun üst düzey yetkililerine zaman zaman `ince’ sürprizler yapmak… Mesela, geleceklerinden önceden haberdar olduğunda havalimanına kadar giderek onlara eşlik etmek…

- Ve… Olmazsa olmazı… Mutlaka ve mutlaka seninle benzer işler yapan programcıları gerekli makamlara jurnallemek, ispitlemek… Ey programcılar; yukardaki altın öğütlere uyduğunuzda bilesiniz ki önünüz sonsuza kadar açıktır…

Bülent Arınç’ın sesi neden çıkmıyor

Tekrar etmekten asla ve asla imtina etmeyeceğim;

- Ülke çapına yayılan ve sanıyorum sayıları 70 kadar olan Vakıflar Talebe Yurdu’nun kapısına 28 Şubat sürecinde `irtica’ bahane gösterilerek kilit vuruldu.

- Aynen camilerde olduğu gibi hayırseverler tarafından arsaları bağışlanan ve yaptırılan yurt binaları Milli Eğitim Bakanlığı’na devredildi.

- 28 Şubat sürecinin uygulayıcısı Mesut Yılmaz Hükümeti, darbeyle gelen askeri yönetimden daha acımasız ve gaddar çıktı...

- Maddi durumu yeterli olmayan zeki ve ahlaklı Anadolu çocuklarının ücretsiz barındıkları bu yurtlar tarihe gömüldü...

- Kim ki bir vakıf eserine, vakıf malına kem gözle şöyle bir nazar dahi etse onun hayatı mantar olur... Aynen yetim malı yemek gibi... 28 Şubat sürecinin ardından yılların köklü partisi ANAP’ın çil yavrusu gibi dağılmasının arkasında biraz da bu icraat yok mu

NOT: Bugün 11 Şubat 2013 Pazartesi. İktidar ve TBMM’de grubu bulunan partiler, 2012 yılında yeni ve sivil anayasa vaadini yerine getiremedi. Sınıfta kaldı. Umutlar bu yıla sarktı. Du bakali n’olacak Takipçisiyiz…