İsim vermek istemiyorum.
Önemli bir siyasi kişilik.
Uzun süredir “aktif” politika ile ilgilenmiyordu.
Ama aslında her daim siyasetin içinde…
Şimdilerde ne yapacağını, atacağı adımları herkes merak ediyor.
Siyasi öngörülerine güvendiğim yakın arkadaşlarımdan birinin, “O bir harekete geçerse, taşlar tamamen yerinden oynayabilir…” cümlesini bir kenara not etmişim, nedense…
Çok konuşulan, üzerinde planlar, programlar yapılan bir portre, hâsılı.
Son birkaç sene içinde zaman zaman konjonktürel manada “çelişkili” açıklamalar yapsa da bazı kesimlerin kendisi hakkında “geleceğe dair” beklentileri var. Ama bu açık açık da dile getirilmiyor.
“Kapalı kutu” vaziyeti var, anlayacağınız.
Sanıyorum, kimi, hangi ismi kastettiğimi anladınız…
İşte bu isim hakkında bazı spekülatif haberler ve bilgiler bugünlerde fısıltı gazetesi yoluyla yayılıyor.
***
Geçenlerde bir dostum aradı:
-Bugünlerde Türkiye’nin hemen hemen her bölgesinde bazı nabız toplantıları yapılıyor, haberin var mı dedi.
-Yooook! dedim.
Biraz daha ayrıntı verdi;
-Çevrelerinde muhafazakâr, sevilen ve dürüst olarak bilinen bazı isimler aranarak bazı toplantılara davet ediliyor. Bu toplantılarda konuşmaları talep ediliyor…
***
Dostum, bu toplantıların yukarda ismini vermek istemediğim, “Önemli bir siyasi kişilik”le alakalı olabileceğini dile getirdi.
Ama sormayın. Dedim ya, isim yok…
NECMETTİN ERBAKAN FABRİKALAR AÇTI, YA DİĞERLERİ!..
Yıl; 1977…
Kürsüde, Milli Görüş Lideri, önceki Başbakan Prof. Dr. Necmettin Erbakan.
Ağır Sanayi Hamlesi’ni anlatıyor;
“Milletimiz ağır sanayini kurup dünyanın en ileri ülkeleriyle boy ölçüşmeye karar vermiştir. 1975 yılında dünya milletleri arasında 25. noktada iken, sadece bir plan devresinde 15. noktaya zorlamak, 10 sene içerisinde de bütün dünyadaki ilk 10 ülke arasında yer almak milletimizin kararıdır ve bütün bu çalışmaların hedefidir.”
“Bütün bu çalışmalar Türkiye’de aynı zamanda büyük bir ulaşım şebekesiyle beraber yürüyecektir. Önümüzdeki yakın yıllarda 16 bin kilometre yüksek standartlı yollara sahip bir ülkeyi önümüze bir hedef olarak almış bulunuyoruz… Bu yolların arasında sadece 1975-1982 arasında yapılacak olan 200 büyük sanayi tesisi huzurlarınızdadır.”
“Bütün bu plan ve projeler bir araya geldiği zaman 18 çimento fabrikası, 16 gübre fabrikası, 14 şeker fabrikası, 23 Sümerbank fabrikası, 6 SEKA fabrikası, 77 büyük sanayi tesisi, 63 organize sanayi bölgesi ve 250 küçük sanayi sitesi. Bütün bunlara ilaveten 7 demir çelik tevsiat ve yeni kuruluşlar, 32 ağır makine fabrikası ve MKE’nin makine sahasında yeni büyük atılımları, 4 takım tezgâhı fabrikası, 10 motor sanayine ait tesis, 11 elektromekanik sanayine ait tesis, 3 araştırma merkezi, 4 elektronik sanayine ait tesis, telekomünikasyon sanayine ait 1 tesis, 1 tane de uçak olmak üzere 72 adet ağır sanayi kuruluşu sadece 5 yıl içinde yani 1982 yılına kadar başlanıp bitirilmek üzere hedefe alınmıştır. Bütün bunların hepsi 462 tane tesis için 239,5 milyar lira, takriben 240 milyar lira.”
***
Bilmem, farkında mısınız
Bu ülkede fabrika temeli atmayalı kaç yıllar oldu, acaba
ABDULLAH GÜL NE YAPACAK
Abdullah Gül…
Cumhurbaşkanlığı görevini Recep Tayyip Erdoğan’a devrettikten sonra sesi soluğu kesildi.
Desem de inanmayın.
Siyaset bulaşıcı bir hastalık, aynen gazetecilik gibi…
Siz bırakmak isteseniz bile hiç beklemediğiniz, hiç ummadığınız bir yerde karşınıza çıkar ve sizi tekrardan alır içine…
***
Abdullah Gül neler yapıyor, peki
Batı’nın nabzını iyi tuttuğu bilinen Zaman gazetesi yazarı Joost Lagendijk son derece ilginç bir “Abdullah Gül” analizi yaptı, önceki gün köşesinde.
Dikkatle okudum, makaleyi.
Çok açık olmasa bile satır aralarında çarpıcı mesajlar var. Okuyalım mı
“2015’te Türkiye’de neler olup biteceği üzerine kafa yorarken, Abdullah Gül’ün akla gelmemesi mümkün değil.”
“On yılı aşkın bir süredir Gül ülke içindeki önde gelen siyasetçilerden biri, Türkiye’nin dünya karşısındaki imajı açısından da çok önemli bir şahsiyetti. Fakat Ağustos’ta cumhurbaşkanlığı görevini devrettikten sonra neredeyse sırra kadem bastı, sadece birkaç kez ortalıkta göründü. Gül ne yapıyor, ne düşünüyor ve en önemlisi, ne planlıyor ”
“Konuya hâkim gözlemciler, Erdoğan’ın otoriter tarzı ve İslamcılığın ve Batı karşıtlığının giderek ağırlık kazandığı söylemiyle, Gül’ün uzlaşmacı tavrı, Batı ve reform yanlısı kanaatleri arasında ciddi farklılıkların mevcut olduğu konusunda hemfikir. Birçoğu eski cumhurbaşkanının Erdoğan ve AKP içindeki sadık destekçileri tarafından siyaseten bertaraf edilme biçiminden dolayı son derece gayr-ı memnun olduğunu tahmin ediyor.”
“Pek çok insan Gül’ü, AKP içinde, partideki ve ülkedeki mevcut tek adam tahakkümüne karşı çıkabilecek yegâne isim olarak görüyor.”
“Gül’ün bugüne kadar böyle davranmayı reddetmesinden dolayı hayal kırıklığına uğrayan birçok destekçisi, Erdoğan’a karşı çıkacak eski cesarete sahip olmadığından veya birlikte kurdukları partide bir bölünmeye yol açmaktan fazlasıyla çekindiğinden korkuyor. Bazıları ise Gül’ün sadece müdahale etmek için doğru zamanı beklediğini, zira şu an dokunulamaz durumdaki Erdoğan’a karşı hiçbir şansı olmadığını gayet iyi bildiğini iddia ediyor. Ya da şöyle bir ihtimal de söz konusu: Gül, siyasetten yaka silkti ve akademide yeni bir başlangıç yapmak veya New York gibi bir yerde prestijli bir görev üstlenmek istiyor.”
“Bu çetrefilli sorulara cevap bulmak için, Exeter Üniversitesi profesörlerinden Gerald MacLean’in geçenlerde yayımlanan Abdullah Gül ve Yeni Türkiye’nin Kuruluşu’ adlı kitabını okumaya karar verdim… MacLean, Gül’ü, kendisini çoğunlukla, inandığı türden reformcu politikaları tam ve doğrudan uygulamaya muktedir olmayan bir konumda bulan bir siyasetçi olarak niteliyor. Fakat aynı zamanda geçici bir gerilemeyi sineye çekecek ve ileri doğru hamle edecek zamanı iyi bilen ve ilkeleri olan sabırlı biri o.”
***
Sizce de ilginç satırlar değil mi
Herhalde şunu söylemek mümkün; 2015 yılında siyaset arenasında konuşulacak konulardan biri de Abdullah Gül olacak.
Ama nasıl
İşte en önemli soru bu…
NOT: Bugün, 5 Ocak 2015, Pazartesi… 1) Emekliler yılda 15–20 TL zamla, hâlâ sürünmeye devam ediyor. 2) An itibariyle asgari ücretli “nasıl geçineceğim ” diye feryat ediyor. 3) Bu parlamento ve mevcut AKP iktidarı, 2011’den bu yana verdiği yeni ve sivil anayasa sözünü yerine getiremedi. 4) 28 Şubat darbesi döneminde kapatılan, yoksul-zeki Anadolu çocuklarının barındığı Başbakanlığa bağlı Vakıf Öğrenci Yurtları hâlen kilitli. Otur, sıfır!