Yakın Uzaklar

Abone Ol

Hayır, başlıkta bir terslik yok; terslik yaşadığımız

hayatın içindedir. O kadar yakınız ki birbirimize; birbirimizi hiç görmüyoruz.

Herkes kendince bir yol tutturmuş gidiyor. Hiç kimsenin etrafına bakmaya vakti

yok. Vakti yok derken aslında vakti var ama işine gelmiyor. Herkes paçasını

kurtarma derdinde. Herkes keçeyi sudan çıkarma derdinde. Paçasını kurtaranlar

bir daha ömür billâh etrafına bakmıyor. Keçesini sudan çıkaranlar bir daha

kimseyi görmüyor. Kime baksak çok kalabalık görünüyor ve o kalabalıktan

baktığımız insanı göremiyoruz. Ya da şöyle; baktığımız insan o kadar kalabalık

görünüyor ki bakmaya cesaret edemiyoruz. Cesaretimizi toplayıp baktığımızda ise

kalabalık kişinin kalabalığından kendisine ulaşamıyoruz; kendisi de bizim

kalabalığımızdan bize ulaşamıyor. Bakan da bakılan da kalabalık olduğu için ne

o bakanın ne de o bakılanın kıymeti var. Bakan da bakılan da kalabalık olduğu

için bakışın da bakılışın da bir anlamı olmuyor. Çünkü anlam esas varacağı

yere varmıyor. Varamıyor. Anlam kalabalıklarda kayboluyor.

O kadar yakınız ki birbirimize; birbirimizi hiç görmüyoruz.

Şiir yazıyoruz en yakınımızdaki insanlar okumuyorlar. Köşe yazısı yazıyoruz en

yakınımızdaki insanlar okumuyorlar. Dergi çıkarıyoruz en yakınımızdaki insanlar

satın almıyorlar. Yayınevimiz var ya da yeni bir yayınevi kuruyoruz en

yakınımızdaki insanların kitaplarını basmıyoruz. Kitap yayımlıyoruz kitabımızı

en yakınımızdaki insanlar okumuyorlar. Şiirlerimizi daha dergide yayımlanmadan

önce okuyan insanlar şiir kitabımız üzerine bırakın donanımlı ve tafsilatlı

yazılar yazmalarını iki paragraf yazı dahi yazmıyorlar. Şiirlerini dergilerde

yayımlanmadan önce şiir olmuş mu olmamış mı diye bize okutan insanlar

dergilerinde, gazetelerindeki köşelerinde bırakın bizi değerlendiren yazılar

yazmasını adımızı bile anmıyorlar. Bütün bunlar günümüzde şiir yazan şairler,

hikâye yazan hikâyeciler, deneme yazan denemeciler, roman yazan romancılar,

edebiyatçı köşe yazarları, edebiyatçı yayınevi sahipleri ve genel yayın

yönetmenleri, dergiler ve gazetelerin edebiyatçı yayın yönetmenleri, editörleri

hepsi ama hepsi için geçerlidir. Hiç kimse bu söylediklerimizin hiçbirini

yaşamadım veya da yaşatmadım diyemez. Diyen şair ve yazarlar varsa bize yazılı

olarak bildirsinler biz onların da kendilerinden başka şair ve yazarlara burada

söylediklerimizin aynısını yaptıklarını, ya da başka şair ve yazarların

kendilerine burada söylediklerimizi yaşattıklarını yani kendilerinin de aynı

şeyleri yaşadıklarını ispatlarız. Bütün şair ve yazarları kastediyoruz; bu

söylediklerimizi herkes üzerine alınsın. Yetmişine merdiven dayamış hikâyeciler

ve şairler de, daha yirmi yedisindeki genç şairler ve yazarlar da. Herkes şöyle

bir etrafına baksın. Çıkarsız olarak Benim yanımda kimler vardı ya da kimler

var, kimler yoktu ya da kimler yok diye bir baksın. Kimlerle oturup kalkılmış,

kimlerle çaylar sigaralar içilmiş, kimlerle yemekler yenilmiş, kimlerle

buluşulmuş sohbetler edilmiş, kimlerle uzun ya da kısa görüşülmüş, kimler

ziyaret etmiş ya da edilmiş, kimler az ya da çok sevilip sayılmış, kimlerle

merhaba edilmiş, kimlerle aynı evde kalınmış, kimlerle bir gece dahi olsa aynı

evde yatılmış bir baksın Hepimizin birbirimiz üzerinde hatırı var, yoksa da

olmalıdır.

Bir başka tuhaflık da şu; geçmişte şair ve yazar olarak

önem verdiğimiz isimlere şimdi önem vermiyoruz. Bunun tersi de var; geçmişte

şair ve yazar saymadıklarımızı şimdi şair ve yazar sayıyoruz. Birçok şair ve

yazardan şu şu isimleri önemsemediğini defalarca kendi ağızlarından duyduğumuz

halde aynı şair ve yazarların dergilerinde hep o isimlere rastlıyoruz,

gazetelerdeki köşe yazılarında hep o isimleri görüyoruz, yayınevi olanların

yayınevlerinden hep o isimlerin kitapları yayımlanıyor. Geçmişte önem vermediği

isimler kendini geliştirmiş olsa adam kendini geliştirdi o yüzden önem veriyor

diyeceğiz ama öyle bir durum yok; yeteneksizler halen yeteneksiz. Geçmişte

değer verip de şimdi değer vermediği isimler yeteneğini kaybetmiş olsa adam

yeteneğini kaybetti o yüzden değer vermiyor deriz ama öyle bir durum yok;

geçmişteki durumundan daha iyi bir durum ve yetenekte. Şimdi bu nedir yani; kim

kimi kandırıyor. Sevgili şair ve yazarlar hiç kimse bir başka kimseyi

kandıramaz; eğer birileri birilerini kandırdığını sanıyorsa o kişi kendi

kendini kandırıyordur. Gelin birbirimizi kandırmayalım. Herkes kendi gerçeğiyle

kendisi olsun

O kadar yakınız ki birbirimize; birbirimizi hiç

görmüyoruz. Kitap okumayan, kültürsüz, kaba saba insanlar bir araya geliyor bir

dernek kuruyor, bir vakıf kuruyor, bir kooperatif kuruyor, bir işyeri kuruyor.

Hatta yayınevi kuruyor. Gazete çıkarıyor, dergi çıkarıyor. Futbol kulübü kuruyor,

sendika kuruyor. Hiç kitap okumayan, hiçbir kültürel birikimi olmayan insanlar

parti kuruyor yahu, parti kuruyor! Düşünün ülkeyi yönetecekler. Ülkedeki

milyonlarca kültür kalemini kültürel bir şekilde yönetecekler ama ömürlerinde

ders kitabı hariç hiç kitap okumamışlar. Bütün bu insanlar bir araya geliyor,

gelebiliyor. Sorumuz şu; neden şair ve yazarlar bir araya gelemiyor

Etrafındaki sayılı müritleriyle bir araya gelenler lütfen

şair ve yazarların bir araya geldiğini söylemesin. Buna karnımız tok. Hatta o

kadar tok ki karnımız ağrıyor, gülmekten. Birkaç tane edebiyatçı derneğinde bir

araya gelenler lütfen bir araya geldiğimizi söylemesinler. Kişiye özel

dernekler kimseyi bir araya getirmiyor. O derneklere üye olanlar partilerin

üyeleri gibi başkan koltuktan inse de koltuğa ben otursam diye gözleri dört

dönen insanlardır. Başkanın koltuğunda gözü olmayanlar da derneğin verdiği

ödülü belki bana verirler diye çıkar duygusuyla o derneğe yakınlık

gösteriyorlar. Hepsi bu.

O kadar yakınız ki birbirimize; birbirimizi hiç

görmüyoruz. Bu yazıda (durumlarımızı) durumlarını iç yakıcı bir şekilde tespit

edip ortaya koyduğumuz yakınlarımız, büyük ihtimal bu yazıyı okumayacaklardır