Yakın Tarihimizde Büyük Hatalar (6) Selanik, bir hain yüzünden tek kurşun atılmadan teslim edildi

Abone Ol

Selanik 470 yıllık İslâm yurduydu. Bu İslam beldesi bir hain yüzünden 8 Kasım 1912’de tek kurşun atılmadan Yunan’a teslim edildi. Bu elim hadiseyi her okuyuşta gözlerimden yaş gelir. Bu ihanet karşısında dişlerimi sıkarım. Buyurun tarihimizin bu hazin sayfasını birlikte okuyalım.

Hasan Tahsin Paşa (1845-1918) isimli bu adam Birinci Balkan Savaşı’nda da görev almış bir Osmanlı subayı idi. Sözde Arnavut idi. Ancak sonradan ortaya çıkacaktı ki kökeni Rum’du. Yanya’da Rum lisesinde okumuştu. 1908-1910 yılları arasında Yemen Valiliği’nde bulunmuştu. Birinci Balkan Savaşı başladığı sırada Selanik’teki 8. Kolordu Kumandanı olarak görev yapmaktaydı. Balkan savaşının en kritik bölgesi Selanik’ti. Buradaki Osmanlı ordusunun mevcudu 26 bindi. Yunan askerlerinin mevcudu ise 12 bindi. Selanik ev ev korunsa Yunan askerleri bir santim ilerleyemezdi. Kaldı ki düşman şehrin dışında karşılansa da perişan edilirdi. Cephane ağzına kadar mühimmat doluydu.

Tuhaftır Hasan Tahsin Paşa düşmanla çarpışmak yerine, görüşmeyi tercih etti. Görüşme neticesinde de “askerlerimizin bir daha Yunanlılarla çarpışmayacaklarına dair yemin etmeleri” karşılığında teslim olmayı ve şehri teslim etmeyi kabullendi. Böyle bir zillet Osmanlı tarihinde görülmemişti. Anlaşmaya göre bütün cephane ve askerlerimizin silahları da teslim edilecekti. Askerlerimiz bir müddet esir tutulacak sonra peyderpey serbest bırakılacaktı.

8 Kasım 1912 tarihimizin en kara günlerinden biriydi. 470 yıllık İslam diyarı olan Selanik tek kurşun atılmadan Yunanlara teslim ediliyordu. Hasan Tahsin Paşa, şehirdeki Beyaz Kule’nin önünde esas duruşa geçti ve Prens Konstantin’e, “Şehir sizindir ekselans” dedi. 12 bin Yunan askeri, başlarında Konstantin olduğu halde, “Yaşasın Helenizm! Yaşasın ordumuz!” haykırışları arasında Selanik’e girdi. Böylece bu şehirdeki 470 yıllık Osmanlı hâkimiyeti bitti. Beyaz Kule’deki ay-yıldızlı bayrağımız indirildi, yerine Yunan bayrağı çekildi. İlk yapılan işlerden birisi şehrin en büyük camisini Ayios Dimitrios adıyla kiliseye çevirmek oldu. Burada hemen yortu yaptılar. Daha sonra Kasimiye, Eski Cuma, Hortacı Sultan, İsmail Paşa, İki Şerefeli, Sultan Murat camilerini de kiliseye çevirdiler.

Çarpışmadan teslim olan 26 bin askerimizin silahları toplandı. Askerlerle birlikte 100 subay esir alındı. Bu askerlere yiyecek verilmedi. Yüzlercesi açlıktan hayatını kaybetti. Anlaşmada Müslüman ahaliye dokunulmayacağına dair söz verilmesine rağmen, korkunç bir çapul, soygun ve katliam oldu. Talan, katliam ve ırza geçme hadiseleri yaygınlaştı. Çeteler civar köylerdeki Müslümanlara yapmadıklarını koymadılar. Çok sayıda göçmen açlıktan ya da süngü altında can verdi.

Osmanlı Devleti’nin gözbebeği bir yurdu tek kurşun atmadan Yunanlara teslim eden Hasan Tahsin Paşa gıyabında Divan-ı Harp’te yargılandı ve vatan haini olduğu gerekçesiyle idama mahkûm edildi. Ancak ne fayda. Bu hain adam, Selanik’i teslim ettikten sonra, önce Fransa’ya, sonra İsviçre’ye gitti. 1918 yılında Lozan’da öldü ve oraya gömüldü. Yunanlar kendilerine büyük hizmette bulunan bu hainin mezarını 1937 yılında Selanik’e taşıdılar. Balkan Savaşı sırasında ve Selanik’in teslimi zamanında emir subaylığını yapan oğlu Kenan Mesare Yunan vatandaşı oldu. Diğer oğlu Kemal Mesare Arnavutluk’a taşındı ve sonra Arnavutluk’un Yunanistan Büyükelçisi olarak görev yaptı.

Bu büyük ihanetin mağdurları o bölgenin Müslümanları oldu. Yunanlar Müslümanların evlerini yağmaladılar, ellerine geçirdikleri Müslümanları işkencelerle öldürdüler, kadınlara tecavüz ettiler. Anadolu’ya kaçanların bir kısmı yolda açlıktan hayatını kaybetti.

Bu ibretli kıssadan alınacak çok hisse var. Bu hadise de göstermektedir ki bir hain bir memleketi harap edebilir, düşmana satabilir, milyonlarca insanın canına sebep olabilir. Onun için devlet hizmetinde bulunanlara, bulunacaklara çok dikkat etmek gerektir. KPSS’de veya başka imtihanlarda başarılı olmaları, diploma sahibi olmaları, zeki olmaları yetmez. Devlet hizmeti hayatî bir vazife mahallidir. Bu hizmette bulunacakların yedi sülalesi, karakteri, ahlakı, huyu, suyu, zaafları iyice araştırılmalıdır. Koca Osmanlı Devleti işte bu zaaflar yüzünden, hainleri zamanında tespit edememesi yüzünden yıkıldı. Tarihteki nice devletler gibi… Selanik’i tek kurşun atmadan kaybettik. Bu ihanet kulağımıza küpe olmalı. Böylesi hainlere karşı uyanık olmalıyız…