Yakan Yanar

Abone Ol

Dünyanın her yerinde yangınlar çıkaranlar, konutlarından başkanlar kaçıranlar, gözyaşı dökenler, kan akıtanlar, ocaklar söndürenler, çocukları analarının bağrında süt emerken boğazını sıkanlar iyi bilsinler ki, bu yaptıkları kendi başlarına geri döner.

Atalarımız, “Eden, kendine eder.”

“Halka ğadr eyleyenin âkıbeti hayr olmaz” demişler.

Yani halka ihanet edenler, geçici bir zaman içinde kazandıklarını zannetseler de eninde sonunda ihanetin cezasını çekerler.

Rabbimiz, İsrail oğulların işi ihanet olanlarına şöyle buyurmuş:

“Eğer iyilik yapar­sanız, kendinize iyilik yapmış olursunuz. Eğer kötülük yaparsanız, kendinize (kö­tülük yapmış olur­sunuz). (O iki boz­gunculuktan) sonuncusunun zamanı geldiğinde (öyle kullarımızı gön­deririz ki) yüzlerinizi kara etsinler, ilk kez girdik­leri gibi yine mes­cide (Kudüs'e) girsinler ve yen­dik­lerini mah­vetsinler.” (İsra Süresi ayet 7)

Halkının dili olan, adı sanı bilinmeyen “La edri” denilen bir şair de bu atalar sözünü:

“Sanma kim gaddar berhurdar olur

Ya kesilir başı ya berdar olur” şeklinde şiirin kalıbına döküvermiş.

Yani, gaddar adamın mutlu olacağını sanma, onun ya başı kesilir veya asılır” deyivermiş.

Balinalar bir günde tonlarca balık yutarlar ama nesli tükenmeye başladı ama hamsiler her sene milyonlarca.

Kartallar günde çok kuş yerken kartallar yok olmaya, serçeler çoğalmaya başladı.

Başkalarına tuzak kuranlar, fırıldak çevirenler, dalavereciler, üçkâğıtçılardan bugüne kadar onan olmamış.

Ğaddar hilekârlar on tane ocak yıkmadan kendi ocaklarını yapamazlarmış, ama sonunda kendi ocakları da bir yangında yanar gidermiş.

“Hile ile onsaydı fare onardı” demişler.

Seyyid Mehmet Emiri de:

“Bir kişi tâ yıkınca bin haneyi

Şehr edemez olduğu viraneyi” diyor.

Yani, bin haneyi yıkarak kendine bir hane yapmak isteyenler, kendi viranelerini tamir edip şehirleştiremezler.

“Zalim bulur elbette bu dünyada belasın

Ettikleri kalmaz biliriz ruz-i cezaya” (Sümbül Zade Vehbi)

Dünya devletlerinin her birinin sahip oldukları en değerli mallarını elde etmek için canlarını alarak kendilerini ayakta tutmaya çalışırken yıkılıp giden bir adacığa sıkışıp kalan İngiltere krallığı bunun canlı örneğidir.

Başkalarının anasını ağlatarak insanlar gülemezler. Gülerlerse önce kendi akıllarını kaçırmışlar ve kendilerine zarar vermişler demektir.

Sevgili Peygamberimiz buyurmuş:

Üç şey var ki sahibine döner:

“Mekr” (Hile, tuzak, dalavere, komplo) yapanlar kendileri de zarar görürler” dedi ve şu ayeti okudu: “Yeryüzünde büyüklük taslamaları ve kötü tu­zak kurmaları sebe­biyle (nefretleri arttı). Hâlbuki kötü tuzak sahibini yakalar.” (Fatır Süresi ayet 43)

“Bağy” (gaddarlık, ısyan, taşkınlık, bağilik) yapanlar kendilerine zarar verirler” dedi ve şu ayeti okudu: “… Ey in­sanlar, taşkınlığınız kendi aleyhinizedir.” (Yunus Süresi ayet 23)

“Neks” (Allah’a verilen sözden dönmek veya insanlara verilen sözden dönmek) yapanlar kendilerine zarar verirler” dedi ve şu ayeti okudu: “Kim sözünden dönerse kendi aleyhine dön­müş olur.” (Fetih Süresi ayet 10)

(Ebu Nuaym, Hatıb ve Deylemiden naklen Âlusi, Ruh-ül Meani, 11/100, Yunus süresi 23’üncü ayetin tefsiri)

Gaddarlığı, komployu, dalavereyi, ihaneti, dönekliği kendinde toplayan Firavun ve onun güçlü devletinin yerle bir olduğunu Rabbimiz şöyle haber verir:

“Azap üzerlerine çökünce "Ey Musa, sana verdiği söz üze­rine, Rabbine bi­zim için dua et. Eğer sen, bu azabı bizden gide­rirsen, sana iman edece­ğiz ve İsrail oğullarını seninle beraber gönderece­ğiz" dediler.

Onlara gelecek olan azabı bir müddet kaldı­rınca, hemen sözlerin­den cayar­lar.

Ayetlerimizi yalanlamaları ve onlardan gafil olmaları sebe­biyle biz de onlar­dan intikam aldık ve denizde boğduk.

O daha önceleri müstez'af haline getirilen kavmi, mübarek kıl­dığı­mız yerin doğusuna ve batı­sına vâris kıldık. Sabretmeleri sebe­biyle Rabbinin güzel sözü İsrail oğullarına tamamlandı. Fira­vun ve kavminin yaptığı ve yükselttiğini yerle bir ettik.” (A’raf Süresi ayet 134-136)

Harpte dahi haddi aşmayan,

Düşmana bile verdiği sözden dönmeyen,

Haddini bilen,

Haklının hakkını veren,

Hakkını yedirmeyen ecdadımızın yürüdüğü İslâm yolunda yürümeye devam.

“Sonuç, müttakilerin lehine olacaktır.”