Yahudi bir belâdır, yetmiş bin tane yalan söyler!

Abone Ol

Son birkaç yazımda, Filistin’i haritadan silme operasyonu olan, “yüzyılın dayatması” sözde anlaşmasına pek sessiz kalan Rusya-İsrail ilişkilerini irdeledim.

Alanında en iyilerden biri olan ve yıllarca Kudüs ve Rusya’da araştırmalarda bulunmuş Prof. Dr. Hikmet Tanyu’nun, Yahudiler ve Türkler isimli eserine de atıfta bulundum, alıntılar yaptım.

Konya’dan Tevfik Kılınç aradı, bir de not iletti; “Ali Ulvi Kurucu hatıratında Said Şamil’den naklen 30 kişilik Rusya Devrim Konseyi’nden 29’u Yahudi, tek Stalin Gürcü, onun da karısı Yahudi…” diyor.

Peki, hayatının önemli bir kısmını mübarek beldelerde geçiren Ali Ulvi Kurucu, söz konusu Nurlu Belde’de Elli Yıl adlı hatırat/eserinde konu hakkında nelerin altını çiziyor? Bakalım mı?

“Yahudi bir beladır. Onunla harbe girerseniz arkasındaki büyük devletlerle savaşırsınız. Haydi üç beş günde savaş bitti diyelim. Fakat sulh müzakereleri üç sene, beş sene bitmez. Yetmiş bin tane yalan söyler. Her gün yeni bir şart koşar. Uzata uzata karşısındakini o hale getirir ki, ‘Allah belasını versin, ne olacaksa olsun da şu işten kurtulalım yahu!’ dedirtir. Müzakerelerin başında topunu birden reddettiğiniz şartları, kabul etmek zorunda kalırsınız. Müzakereden çekilmezsiniz ama devam da edemezsiniz. Öyle bir beladır!”

“Amerika’ya ne oluyor? Neden bu kadar İsrail’e destek çıkıyor diyorsunuz. Bunda şaşacak bir şey yoktur. Daha önce de söyledim. Amerika Birleşik Devletleri, İsrail’in bir vilayetidir. Geçen asrın baş belası İngiltere, onun emrinde idi; bu asırda da Amerika’yı kendilerine hizmetçi yaptılar.”

“İki asrın arasında başını çektikleri Rusya komünist ihtilalini de unutmayınız. Komünizmin Rusya’da ilk hükümet kurduğu günlerde de Rusya’yı idare eden otuz kişinin yirmi dokuzu Yahudi idi. Bunlardan tek gayri Yahudi olan Gürcü Stalin’in de karısı Yahudi’dir.”

***

İslâmiyet’i yaşayan, öğretmek ve yaşatmak için çalışan ve İslâmî uyanışın öncüsü olan, mücahit âlimler ailesine mensup Ali Ulvi Kurucu hatıratında çok önemli başka hususlara da yer vermekte. Vakti zamanı gelince o değerli görüşleri de burada sizlerle paylaşırım, inşallah…

 “YÜZYILIN SAFSATASI”

“Bildiğiniz gibi Yüzyılın Anlaşması isimli plan, ABD Başkanı Donald Trump tarafından açıklandı. Sözlerimizin başında, açıklanan bu süreci tamamıyla “Yüzyılın Safsatası” olarak değerlendirmenin daha uygun olacağını belirtmek istiyorum.

Planın detaylarına baktığımızda Kudüs'ün tamamının Siyonist işgalci İsrail'e bırakılması ve Batı Şeria'daki işgalci Yahudi yerleşim birimlerinin büyük bölümünün varlığını sürdürmesi gibi detaylar, meselenin özünü ortaya koyması bakımından yeterlidir. Ancak diğer ayrıntılara baktığımızda da bu planın mevcut işgalin varlığını koruma altına alacağı ve Filistin topraklarındaki işgali daha da artıracağı bir gerçektir.

Şu anda kendi öz vatanlarından uzakta yaşamak zorunda kalan 6 milyonluk Filistinli kardeşlerimizin dönüş imkânlarına hiç değinilmediği anlaşılan bu plan, vicdan sahibi hiçbir insan tarafından da muteber değildir.

Bu güne kadar gelinen süreçten anladığımız kadarıyla Siyonist işgalci İsrail’in günümüzdeki uygulamalarına hizmet eden Yüzyılın Anlaşması’nı ABD Başkanı’nın çevresindeki evanjelik kadro hazırlamıştır. Planın hazırlayıcıları olarak Trump’ın damadı Jared Kushner ile Trump’ın Uluslararası Müzakereler Özel Temsilcisi Jason Greenblatt’ın isimleri, bizlere bazı çağrışımlar yapmamızda yardımcı oluyor.

Amerika Birleşik Devletleri Başkanı’nın eliyle 2 milyarlık İslam dünyasına dayattırmaya çalışılan bu planın, ne tarihle, ne mevcut gerçeklerle, ne de uluslararası hukukla bağdaşan herhangi bir yanı yoktur.

Başta Kudüs ve mübarek Mescid-i Aksa olmak üzere Filistin toprakları üzerinde söz söyleme hakkı, başta Filistinli kardeşlerimize ve tüm Müslümanlara aittir. Bugün kendilerini Kudüs'ün sahibi sananlar, yarın arkasına saklanacak ağaç dahi bulamayacaklarını bilmelidirler. Hele hele Kudüs ve mübarek Mescid-i Aksa üzerindeki hâkimiyetin zerresi bile bizim açımızdan tartışılması gereksiz bir konudur.” (İbrahim Kara, Trabzon Kudüs Kardeşlik Derneği Başkanı)

KUDÜS FOTOĞRAFLARI SERGİSİ

Uluslararası Kudüs Eğitim Kültür ve Araştırma Derneği (UKEAD) tarafından düzenlenen sergide, “Sınır Arkası; İNSAN” konulu fotoğraflar, 1 Şubat 2020’den itibaren, İstanbul Bağımsız Sanat Vakfı’nda gezilebilecek. Sergideki fotoğraflar, birçok dalda ödül almış olan Filistinli gazeteci, foto muhabir Hosam Salem’e ve AA Kudüs foto muhabiri Faiz Abu Rmeleh’e ait.

Sergi, Ankara Cad. No:3 Fatih/İstanbul adresinde bulunan Bağımsız Sanat Vakfı’nda, 15 Şubat 2020 tarihine kadar 15 gün süreyle ziyarete açık olacak.

BU NE PERHİZ, BU NE LAHANA TURŞUSU!

Zaman zaman TRT’nin farklı kanallarına bakıyorum.

Hele göreyim, bizden kesilen paralarla neler yapıyorlar diye…

Geçen Pazar günü TRT Müzik’e takıldım, biraz…

Programın adı, “İki Ses.” Ekranda iki ünlü şarkıcı... Aaa, bir de ne göreyim; şarkıcılardan biri, “Anılarla doldu taştı boş odam / Andıkça kanadı içimde yaram / Bir hayalim vardı bir de sigaram / Seni içtim durdum sabaha kadar…” şarkısını söylüyor…

Ben mi yanlış biliyorum; bu ülkede sigara ile mücadele devletin en üst düzeyinde verilmiyor mu?

O halde nasıl oluyor da devletin TV kanalında sigarayı özendiren bir parça seslendirilebiliyor.

TRT yetkilileri bana inanmıyorsa, geçtiğimiz Pazar günü yayınlanan “İki Ses” programında okunan parçalara bakabilirler!

Sahi, bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu!