Damdaracık hücre penceresinden dışarıyı görmek için başımı uzattığımda, görünen sadece havlandırmanın gri renkli duvarları olurdu.
Günlük dayak ve işkence faslından kurtulmak için hayallere sığınırdım… Allah’ın merhameti umudum olurdu. Güneşi görmesem de, şavkının yüreğime değeceğine inanırdım.
Yağmur yağardı. Uzaktan seyre dalardık… Tanecikleri zar zor seçerdik.
Yağmur altında yürümeyi, sallapati adımlamayı düşlerdik. Aslında tek başına ve işkenceden azade, yağmurla buluşmak özgürlüktü, bedensel özgürlük…
Referandum sürecinde sözler havada çarpışırken, insanlar kamplara ayrılırken, Ankara’da yağmur yağıyordu.
Sisli ve puslu, yağmurlu Ankara gününde, ıslanmak pahasına sokakları dolaştım.
Sular iliklerime kadar inince rahatladım.
Aklıma, damdaracık yerde, demir parmaklıklara yaslanarak konuştuğum arkadaşlarım geldi… Şu an kimileri hayatta değil.
Bazıları darbede idam edildi, bazıları işkencelerde öldü.
Hüseyin Kurumahmutoğlu… Bafralı idealist bir gençti… Başında takkesiyle namaz kılarken, Mamak mahpushanesinde copla dövülerek öldürüldü.
Bekir Bağ… Daha on yedisinde iken, hücreye düşmüştü… Sabaha kadar dövülerek öldürüldü.
Akıncılar davasından içeri düşmüş, Şehmuz Durgun… Çok okurdu, çok düşünürdü.
Onunla ayrı koğuşlarda kaldık Çanakkale mahpushanesinde… İki koğuşun duvar dibinden geçen su arkında konuşurduk… Delikten sesimiz birbirimize ulaşırdı. Okuduğumuz kitapları, vardığımız düşünceleri paylaşır, tartışırdık…
O da bizim gibi kimsesizdi.
Onun da üç yıl hiç ziyaretçisi gelmemişti, benim de… Onun da parası yoktu, benim de…
İdarenin kütüphanesinden aldığımız kitapları bitirme yarışına girmiştik… Kitap delisi olmuştuk.
O hastalandı… Konuşmalarımız azaldı. Yaşı yirmi beş, otuzdu. İçine dönmüştü…
İyi bir Müslüman’dı.
İslam’ı idrakte epey yol kat etmişti.
Bir gece… Mahpushanede öldü, dediler… Şehmuz öldü, dediler, dizlerim kırıldı.
Yanına varamadım, elini tutamadım, cenazesine katılamadım…
Gitti…
Ankara’da yağmur yağıyor. Yağmur gri ve kül renginde iniyor aşağıya.
Dünün inanmış ve mücadele insanları… Çoğu yoklar.
Günlük düşünüp, günlük ölenler çoğaldı… İslam davası… Adalet davası… İnsanlık davası… Az insanın dilinde.
Çaba... Gayret etmek gerek… Ölümlü dünyanın yağmurlarına katışıp gitmemek lazım.
Kötülüklere, zulümlere direnmek sorumluluktur…
Gerçekten, inandığımızın gereğini yapabilseydik, yeryüzünde, zulümler devam etmezdi.
Böyle inanıyorum…
Camiye… Cami minaresine yürüyorum yağmurla beraber…