1- İmam; insanlara, günahlarından tevbe etmelerini,
çeşitli iyilik, hayır ve sadakalar yolu ile ALLAH Teâlâ ya yaklaşmalarını,
varsa yaptıkları zulmü bırakmalarını ve üzerlerindeki hakları sahiplerine
ödemelerini emreder. Çünkü bu şekilde olması duaların kabulü için daha çok ümit
vericidir.
Günah ve zulümler kıtlığın ve yağmur yağmamasının
sebebidir. Takva yani ALLAH Teâlâ dan korkmak ise bereketin sebebidir. Çünkü
ALLAH Teâlâ şöyle buyuruyor:
O peygamberlerin gönderildiği ülkelerin halkı iman edip
küfür ve isyandan sakınmış olsalardı, elbette onların üstüne gökten ve yerden
nice bereket kapıları açardık, fakat yalanladılar, biz de ettikleri yüzünden
onları yakalayıverdik.
Demek ki insanlar, peygamberlerinin davetini ve ALLAH
Teâlâ nın türlü ikazlarını yeterince değerlendirip iman etseler ve
kötülüklerden sakınsalardı ALLAH Teâlâ, el¬bette onların üzerine gökten ve
yerden nice bereket kapıları açacaktı. Şu halde iman ve takvanın sonu
berekettir, bolluktur; mutluluk ve esenliktir.
Tefsirlerde: Gökten gelen bereketler , yağmur, yerden
gelen bereket de ziraî mahsuller ve hayvansal ürünlerdeki bolluk diye
açıklanmışsa da buradaki bereketlerin, her türlü maddî ve manevî hayırları
kapsadığını düşünmek âyet-i kerimenin maksadına daha uygun düşer.İmam yine
cemaate istiska namazından önce üç gün oruç tutmalarını emreder. Böylece
insanlar son gün yahut dördüncü gün sahraya doğru oruçlu olarak yağmur duasına
çıkarlar. Çünkü oruç yağmurun inmesine vesiledir. Ebu Hureyre (R.A.) den
rivayete göre Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz şöyle buyurdu
Üç dua mutlaka kabul edilmiştir. Bunlar da: Oruçlunun
duası, yolcunun duası ve mazlumun, haksızlığa uğramış bir kişinin duası.
buyurdu. İmam cemaate sadaka vermelerini de emreder. Çünkü sadaka, insanların
ALLAH tarafından kendilerine acınmasına vesile olacak rahmeti ihtiva
etmektedir. Yine imam cemaate aralarındaki kin ve düşmanlıkları bırakmalarını
da emreder. Çünkü düşmanlık insanları kötülüklere ve iftiralara düşürür ve
hayırların inmesine engel olur.
2- İmamla birlikte insanlar peşpeşe üçgün açık araziye
yaya olarak çıkarlar. Bu, müstahaptır. Çünkü Hz.Aişe (R.Anha) validemizden
rivayete göre insanlar Resûlullah (S.A.V.) Efendimize kuraklıktan şikâyet
ettiler. Bunun üzerine Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz, bir minber konulmasını
emretti ve musallaya kendisi için bir minber konuldu. Yağmur duasına çıkacağı
günü ahaliye bildirdi. Kararlaştırılan gün gelince Hz.Peygamber (S.A.V.)
Efendimiz güneşin kaşı yani ilk ışınları görününce gidip minberin üzerine
çıktı, tekbir aldı. ALLAH azze ve celleye hamdetti, sonra:
Siz memleketinizin kuraklığından ve yağmurun ilk
zamanından geciktiğinden şikâyet ettiniz. Halbuki ALLAH azze ve celle size,
kendisine dua etmenizi emretti ve duanızı kabul edeceğini vaat etti. buyurdu.
Sonra da şöyle devam etti:
Hamd, âlemlerin rabbi, rahim ve rahman, kıyamet gününün
tek hâkimi olan ALLAH Teâlâ ya mahsustur. ALLAH Teâlâ dan başka ilâh yoktur. O
dilediğini yapar. Ey Rabbiın! Sen ALLAH sın, senden başka ilâh yok. Sen
zenginsin biz muhtacız, bize yağmur indir. İndirdiğini bize kuvvet ve bir
zamana ulaştıracak azık kıl.
Sonra Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz ellerini kaldırdı. Bu
kaldırışa koltuklarının beyazı görününceye kadar devam etti. Bilâhare sırtını
cemaate döndü, cübbesini ters çevirdi. Bunlan yaparken elleri hâlâ kalkıktı.
Daha sonra insanlara doğru döndü, minberden inip iki rekât namaz kıldırdı.