Yok yok öyle girmeyeceğim yazıya...
Yani şu kadar ayrı kalmıştık, bu kadar birbirimizi
özlemiştik sıradanlığından uzak... Biz zaten hep beraberdik. Biz zaten
kopmamış, sadece karşılıklı olamamıştık.
Ne kadar zaman mı geçti Vallahi saymadım. Zaten ben Milli
Gazete sütunlarına düştüğümden, maddeten uzaklaştığım, ama yürekten bağlı
kaldığım süreci de hiç hesaplamamıştım. Bu nedenle ilk yazımda fazlaca duygu
yüklü olmak yerine son dönemin gündeminde saklı kalan, kimsenin değinmediği
maddelere dalacağım. Kimbilir belki de bir iki gün böyle devam ederim. Zaten lig
de yok, kupa da hafta sonuna denk gelecek.
O zaman hemen girelim... Futbolumuzun gündeminden hiç
düşmeyen Aziz Yıldırım’la başlayalım. Bir yıllık tutukluluk halinden sonra
salıverilen Aziz Bey, nedense, Metris’te iken de sık sık diline doladığı, “Bir
konuşursam yer yerinden oynar. Kimseyi sokağa çıkartmam” yaygarasını hayata
geçiremedi. Oysa insan içerde iken kurtulmak adına konuşmaz mı Anlatmaz mı
Haaa anlatacak bir şeyi yoksa böyle atar tutar. Hâlâ bekliyorum, tık yok. Haaa
pardon var! Dediler ki geçenlerde, “Tarihte sadece Fenerbahçe teşvik primi
almamıştır...” Lafa bakın! Bu muydu, Metris yaygaranızın arkasındaki sır
Dahası da siz Fenerbahçe’nin tarihini nereden bilirsiniz ki O kadar
uzaktasınız ki o tarihten, 2500 Avro’ya satılan 20 kilo ağırlığındati 1907
Derneği kitabında tam tamına 42 tarihi hata vardır. Ben atıyorsam, bu 42
hatının birinde yanıldığımı ispatlayın, mesleği bırakayım. Ya böyle işte... Ben
konuşursam böyle olur...
İsterseniz biraz da Galatasaray’a geçelim. Demirören
Federasyonu işbaşına gelir gelmez, “Kurtarma operasyonu” çereçevesinde, tuttu,
105. madde diye bir icadda bulundu. Buna göre, Disiplin Kurulu’nun verdiği bazı
cezalar erteleme isteği karşısında ileri bir tarihe atılabilecekti. Vay sen
misin Galatasaray, böyle bir maddenin Türk Futbolu’na zarar getireceği
gerekçesi ile yangın çıkardı. Ama gelin görün ki, bu maddeye ilk sığınan da
Galatasaray oldu. Fatih Terim, play-off öncesi hakeme hakaretten beş maç
yiyince, Galatasaray, 105. maddenin kendilerini için çalıştırılmasını talep
etti. Ve Terim’in cezası ertelendi. Eeee ne demişler, “Düşmez kalkmaz bir
Allah...”
***
Dedik ya, kimsenin eleştirmediği ya da geniş biçimde gündeme
oturtmadığı ama, hayati önem taşıyan gelişmeleri dile getireceğiz...
Beşiktaş’ın A.Ş kongresinde üyelerin neredeyse tamamına yakını Yıldırım
Demirören döneminin hesaplarını ibra etmediler. Yani Beşiktaş ayağa kalkıyordu.
Ben para işlerini pek bilmem ama, öğrendiğime göre önümüzdeki Şubat ayında bu
ibra edilmeme olayı ile ilgili Demirören aleyhinde dava açılıcakmış. Kimse
üstüne gitmedi bu önemli gelişmenin. Neden mi Eh, adı geçen şahsın iki
gazetesi var beyler! Neyse, Beşiktaş “Feda dönemi”nde hâlâ nefes alıyor. Yaşam
belirtileri aydınlık geleceğin habercisi gibi geliyor bana... Ama işe bakın ki,
Türkiye’nin ilk kulübünü dibe vurduran kişiyi Türk Futbolu’nun başına getirdik.
Acaba bu işte payı olanlar aynayla hesaplaşabilecekler mi Adres mi Başkente
doğru yollanın derim.
***
Malum, Trabzonspor, “Kupa da kupa” deyip duruyor. Ben
diyorum ki, yapmayın, etmeyin. Bu ülke, futbolun en büyük ayıbının üstünü
örttü. Sayın Başbakan çıkıp da, “Kulüplerle şahıslar ayrı tutulmalı” demedi mi
Yanındaki UEFA Başkanı Platini de, “Bence de öyle olmalı ama, bizim
kuruluşumuzdan bu yana ikisi birarada değerlendiriliyor” şeklinde sanki karşı
çıkmadı mı Sonuç mu Skandal! Sayın Demirören kongre salonuna girmeden Sadri
Şener’e, “Koltuğa oturur oturmaz kupanı vereceğim” süzünü vermiş. Sonra mı Eh,
dün dündür, bugün de bugün... Trabzonsporlulara hep şunu tavsiye ettim: “Bu kupayı
unutun. Önünüze bakın. Elinizde iyi bir kadro var. Ama aklınız kupada
olduğundan sahayı bozuyorsunuz...” Sonuç mu Trabzonspor hâlâ eskide...
***
Sırada ne mi var Varoğlu var... Evelallah bizde malzeme
tükenmez.