Sayın Başbakanın Davosa hareketinden önce Cüneyt Zapsunun eşinin başı açık ve karışık cuma namazı kılması ile ilgili olarak bir soruyu cevaplandırırken söylediği sözler bize göre Beyza Zapsunun davranışından çok daha vahimdir. Çünkü, Başbakan olayı bir ailenin iç meselesi olarak ele alıp yapılan yayınları yuva yıkmaya dönük gelişmeler olarak nitelendirmiş. Bir olay ancak bu kadar saptırılabilir ve bir toplumun inancına karşı bayrak açmak ile alay etmek anlamına gelen bir davranışı aile içi bir olay gibi takdim ederek işi hafife indirgemek ve hedefinden saptırmak anlamına gelmektedir.
Hemen belirteyim ki, meslek hayatımda 37 yılı geride bırakmış ve bu süre içinde hemen hemen sürekli yazı yazmış olmama karşılık siyasileri eş ve çocuklarının davranışlarından dolayı hedef tahtası haline getirmedim. Bunu doğru da bulmadım. Ancak, geçen bu süre içinde pek çok siyasinin siyasi hayatının çocukları ya da eşlerinin bir takım davranışları sebebiyle sona erdiğine şahit oldum. Hele hele bir takım uluslararası planlarla bağlantısı olduğu izlenimi veren bir hareketin içinde bulunuluyorsa bu kişiler bir de iktidar partisi kurmaylarından birinin eşiyse bu konuyu gündeme getirenleri aileyi huzursuz etmekle suçlamak yanlışın da ötesinde anlamsızdır. Yapılan iş ile bir yandan ılımlı İslam anlayışı ülkemizde hakim kılınmaya çalışılırken, öbür yandan toplumun çok büyük bir bölümünün inancına ters düşülmüştür. Gerçek bu iken Başbakan bir ailenin huzursuz edilmesinden söz edecek, bunu anlamak mümkün mü İşin garip tarafı Cüneyt Zapsu eşinin başıaçık ve kadın erkek karışık karma cuma namazı kılmasından rahatsızlık duymazken, Başbakanın yapılan yayınları aile huzurunu bozucu bulmasıdır.
Bu noktada Başbakan Erdoğanın konuyla ilgili açıklamasını aktarmak istiyorum:
"Bazıları, kendileri için benim danışmanım olan arkadaşımın eşiyle ilgili olayı alıp bunu AKPye mal etme gayretleri içine giriyorlar. Bu da çok yanlış bir şey. Bu bir ailenin kendi hukukunu adeta zedeleme yoludur, çok çirkindir."
Bir partinin kurucusu ve Başbakanın danışmanının eşi İslam anlayışı ile adeta dalga geçecek bu ayıp ve çirkin olarak nitelendirilmeyecek, bu çirkinliği eleştirmek Başbakan tarafından çirkin olarak nitelendirilecek, dense dense buna bu memleketin çivisi çıkmış denilebilir.
Beyza Zapsunun davranışı ile AKP arasında bağlantı kurulmasına gelince; bunda da yadırganacak bir taraf yoktur.. İster istemez Beyza Hanim gündeme gelince ve eleştiri oklarının hedefi olunca eşi Cüneyt Zapsunun gündeme gelmesi kaçınılmaz oluyor. Dolayısıyla da AKPnin kurucusu ve Başbakanın danışmanı oluşu gündeme geliyor. Bunu önlemek mümkün olabilir mi
Bu noktada Başbakan Erdoğan ailenin huzursuz edilmesinden çok böyle bir davranışın doğru ya da yanlış buluşunu açıklamalı değil miydi Bir yandan konu ile ilgili olarak Diyanet İşleri Başkanlığının görüşünün geçerli olduğunu söyleyecek, ardından da ailenin huzursuz edilmesinden üzüntü duyduğunu belirtecek, bu çelişki değil midir
Kaldı ki, AKPiçinde bu olay vesilesiyle başlayan tartışmada taraf olanlar Başbakan ile aynı görüşü paylaşmıyorlar. İktidarda biraz daha kalabilmek adına düne kadar söylediklerinin aksini söylemek, yanlışların ailenin korunması gibi göstererek savunulması AKPdeki değişimin başkalaşıma dönüştüğünü gizlemeye yetmiyor. Değişim başkalaşıma dönüşmemiş olsaydı toplumun hukukunu koruma durumunda olanlar, danışmanı koruma adına toplumun hukukunu bir yana bırakabilirler, buna vicdanları razı olur muydu