Burhan Kuzu nihayet kararını vermiş gözüküyor; TBMM Başkanlığı’na aday olacağını açıkladı. Ankara ’nın “kulağı delik” gazeteci yazarlarından Abdulkadir Selvi, Burhan hocanın, bu kez “kararlı” olduğunu yazdı. Ama bu acaba yeterli mi?
Geçenlerde bu köşede şunları kaleme aldım; “Esasen, Burhan Kuzu’nun hedefi bakanlık değil, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanlığı… Yıllardır bu hedefe kilitlendiği yakın çevresince epeydir dillendiriliyor. İşte tam da burada Burhan hocaya kötü bir haberim var; zira siyasi kulislerde bir sonraki TBMM Başkanlığı’na eski Başbakan, Konya milletvekili Ahmet Davutoğlu ’nun hazırlandığı konuşulmaya başlandı. Ateş olmayan yerden duman çıkmaz! Gelen son haberlere göre Ahmet Davutoğlu ekibini kurmaya başlamış bile. Şayet bu haberler doğruysa, İsmail Kahraman’dan sonra Ahmet Davutoğlu, TBMM Başkanlığı koltuğuna oturacak.
Burhan hoca açısından buradan şöyle bir sonuç çıkıyor; bu koltuk da gitti…”
***
Anlaşılan, Burhan Kuzu, bu türden yazı ve haberlerden etkilenmiş olacak ki, vakit kaybetmeden, kolları şimdiden sıvadı! Ama elbette bu yeterli değil; arkasında partisinin desteği olmadan ne yapabilir ki, aday olsa dahi!
Alır belki 3-5 milletvekilinin oyunu ama bu da Burhan hocaya yakışmaz! Baştan bağlaması lazım. Zaten mesaisi Külliye’de geçiyor; Başdanışman sıfatıyla…
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ’la görüşüp, 1) Adaylık desteği isteyebilir, 2) Genel Başkan olarak tarafsız kalmasını, herhangi bir ismi işaret etmemesini, Grubu serbest bırakmasını talep edebilir. (Bu arada, TBMM Başkanlığı seçimleri gizli oyla gerçekleştiriliyor.) İkinci şık, Erdoğan’ın bugüne kadar alışılagelen çizgisine çok da uygun bir tarz değil, elbette. Ama yine de deneyebilir, Burhan hoca.
Ne diyelim; siyasette neyin ne zaman, nasıl olacağını kestirmek zor! Sizce de öyle değil mi?
*Yapılacak bir işten önce fazla bir seçeneğin kalmaması durumunda söylenen söz!
GÖNÜLLER VE KARDEŞLİK KÖPRÜSÜ
Suffe Medresesi, Diyarbakır’ın en büyük medresesi… Geçtiğimiz günlerde önemli konukları vardı; Din-Bir-Der Genel Başkanı Muhittin Yıldırım hocanın da yer aldığı Trabzon’dan gelen 50 kişilik Doğu Karadenizli âlimler…
Doğu Karadenizli âlimler burada, 50 müderris ve 500 talebe ile sevgi gösterisi ile karşılandı…
Medresenin baş hocası Tayyip Elçi…
Aynı zamanda Medrese Âlimleri Vakfı Başkanı olan Tayyip Elçi hoca, Güneydoğu ile Doğu Karadeniz arasındaki kardeşlik köprüsünün nasıl kurulduğunu anlattı, burada: “İslam ortak paydasında Türk-Kürt kardeşliği, yeni başlamadı. Bin yıldan beri devam eden bir kardeşlik bu. Fakat son yıllarda emperyalistlerin çalışmaları ile zaafa uğratılmaya çalışılmakta bu kardeşlik. Ama bizim çalışmalarımızla ve Muhittin hocamızın katkıları ile yeniden kurulmasına çalıştığımız ve sizin de Doğu Karadeniz’den buralara kadar gelerek katkı verdiğiniz çok değerli bir gönül köprüsüdür. Biz bu küllenen köprüyü gönüllerde kurarak yeniliyoruz...” Güzel, yapıcı, onarıcı, bağ kuran bir konuşmaydı.
Ziyaretler sırasında, buna benzer başka yapıcı, hoş konuşmalar da yapıldı.
Bölgede diğer iller ve ilçeler, medreseler, resmi makamlar ziyaret edildi.
Özellikle İslam kardeşliğine vurgu yapıldı.
Diyarbakır Müftüsü Burhan İşleyen, Trabzon Kur’an Kursları Federasyonu Başkanı Ahmet Öztürk hoca, Diyanet İşleri Başkanlığı Başkanlık Müşaviri Abdürrezzak Ateş, Müderris Ali Özgüç hoca, Mardin Müftüsü İsmail Çiçek, Diyarbakır Bismil ilçesi Işıklar köyünde ikamet eden Hacı Muhammet Aslan (Hamo Ağa) ve ailesi, Vali Ahmet Deniz, Müderris Abdülkerim Tanrıkulu, Molla Burhanettin El Mücahidi, kaymakamlar ve öteki yetkilileri de burada anmak lazım…
***
Çok önemsedim şahsen bu geziyi.
Bence yıllardan beri ihmal edilen, mutlaka ama mutlaka diğer bölgeleri de içine alacak biçimde yaygınlaştırılması gereken bir ziyaret bu…
Çalışmalarını takip ettiğim Din-Bir-Der Genel Başkanı Muhittin Yıldırım hocayı ve organizasyonda görev alan diğer isimleri bu çaba ve gayretinden dolayı tebrik ediyorum.
İyi ki varsınız…
HASTALARI SEVK SİSTEMİ ZAMAN KAYBI
Muhterem Adnan Bey;
Sağlık sistemiyle alakalı yazınıza bir hususu ilave etmek istiyorum.
Sevk sistemi zaman kaybından başka bir şey değil. Sağlık gibi önemli bir konuda niye insanlar prosedürlere tabi olsun?
Öte yandan hastalıklara teşhis konulmasında hastaneler, hekimler nezdinde çok ciddi yanılgılar, farklılıklar var. Birinin ak dediğine diğeri çok rahatlıkla kara diyor.
Bu durumda insanlar hastane ve hekim çeşitliliğine yöneliyor. Sağlık sistemindeki sorunun %5 i ancak hasta, vatandaş kaynaklıdır. Selam ve saygılarımla… (TURAN HACIMEMİŞOĞLU)
DEMEK Kİ OLABİLİYORMUŞ!
“Güvenli Okul Projesi”…
Ne demek bu?
Şu demek;
* Lisedeki öğrencilerin giriş ve çıkışları kartlı sistemle izleniyor.
* Turnike sistemiyle öğrenciler, okula giriş ve çıkışlarında kartlarını okutuyor.
* Sistemle, öğrencinin okula giriş yaptığına ilişkin velisine mesaj gönderiliyor.
* Öğrenci haftalık ders programına göre okula giriş çıkış yapabiliyor. Dersi varsa çıkamıyor.
* Sistem, öğrenciye ulaşabilme, öğrencinin takibi, velinin anında bilgi edinmesi açısından önemli.
* Yabancıların okula girmesi engelleniyor.
* Öğrencilerin güvenliği sağlanıyor
***
Nasıl, güzel değil mi?
Peki, iyi güzel de böyle bir uygulama var mı?
Var!
Erzincan, Fatih Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde bu uygulama an itibari ile yürürlükte.
Demek ki istenirse oluyormuş… Helal olsun…
Darısı diğer tüm okulların başına…