KAMALAK, PARTİSİNİN DÜZENLEDİĞİ İKİ GÜNLÜK KAMPIN İLK GÜNÜNDE KÖŞK SEÇİMLERİ İLE İLGİLİ KONUŞTU…
Bayrak olayını şiddetle telin ederken, ülkeyi acziyete düşüren hükümeti de şiddetle kınıyorum. Bu aziz milletimiz, bu şehitler diyarı bu duruma müstahak değil.
Kamalak, Köşk seçimleri öncesi partilerine yönelik gelebilecek eleştirilere şimdiden cevap verdi. Kamalak, “Hiç şüpheniz olmasın birkaç güne kalmaz bize diyecekleri şu? “Tayyipçi misin çatıcı mı?” İşte bir kez daha cevap veriyoruz. Biz ne şucuyuz ne bucu… Biz Milli Görüşçüyüz arkadaş Milli Görüşçü. Çünkü biz vagon değil, bu ülkenin lokomotifiyiz. Çünkü bizim prensiplerimiz ve ilkelerimiz vardır” dedi.
BOLU/ MİLLİ GAZETE
Saadet Partisi’nin Bolu’da başlayan iki günlük kampının ilk gününde açılış konuşmasını Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Mustafa Kamalak yaptı. Partinin üst düzey organlarının katıldığı toplantıda Kamalak, Cumhurbaşkanlığı seçimleri ve gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Konuşmasında Cumhurbaşkanı adayı kriterlerini de açıklayan Kamalak, gelebilecek eleştirilere de şimdiden cevap verdi.
SAADET’İN KÖŞK SEÇİMİ VE STRATEJİ KAMPI BAŞLADI
Saadet Partisi, Bolu‘da dün başlayan ve 2 gün sürecek kampta cumhurbaşkanlığı seçim süreci ile birlikte partinin geleceğe yönelik stratejisini masaya yatırıyor. Genel İdare Kurulu, Başkanlık Divanı, Yüksek Disiplin Kurulu üyeleri gibi Saadet Partisi‘nin üst düzey bütün organları, Bolu Sarot Termal Otel‘de kampa girdi.
KAMALAK: TARİHİ BİR DÖNEMEÇTEYİZ
Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Mustafa Kamalak, konuşmasına kutuplaşma ve gerginlik tartışmaları ile başladı. Kamalak, “İçeride kutuplaşma ve gerginlik, dışarıda ise kan ve gözyaşı hâkimdir. Böyle bir ortamda, kadim medeniyetimizin lokomotif gücü olan Milli Görüş’e her zamankinden daha fazla ihtiyaç olduğu açıktır. İşte iki gün boyunca, inancımızın ve tarihimizin bize yüklediği sorumluluğun bir gereği olarak, temel meseleleri birlikte istişare edeceğiz. Bu istişare ve değerlendirmelerde sadece partimizin söylemlerini, stratejilerini, projelerini, çözüm önerilerini değil, inşallah Türkiye’nin bundan sonraki yol haritasını çizeceğiz. Türkiye’nin siyaseten ve ahlaken tıkandığı, kısır kavgaların esiri edildiği, çözümsüzlüğe sürüklendiği bir ortamda, yeni kurtuluş reçetelerini belirleyeceğiz” dedi.
Kamalak, kongre sonrası oluşturulan 13 komisyonun önemine de işaret ederek, “Türkiye’nin karşı karşıya bulunduğu temel problemleri konu alan 13 ayrı komisyon oluşturduk. Uzmanlardan, akademisyenlerden, alanında tecrübeli siyaset ve devlet adamlarından oluşan bu komisyonlar hazırlayacağı raporlarla sadece sorunları tespit etmekle kalmayacak, çözüm önerileriyle Türkiye’nin önünü aydınlatacak. İnşallah yapılacak bu çalışmalar, 2015 genel seçimlerinden sonra kurulacak Saadet iktidarının efsane hizmetlerinin de temelini oluşturacak” diye konuştu.
BİZİM İLKELERİMİZ, PRENSİPLERİMİZ VAR
Ağustos ayında yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimlerine ilişkin de görüşlerini aktaran Kamalak, “Elbette önümüzdeki en önemli gündem maddelerinden birisi ağustos ayında gerçekleşecek olan Cumhurbaşkanlığı seçimleridir. Bu iki günlük kampımızda bu tarihi seçimi de hep birlikte istişare edeceğiz. Sizlerin çok kıymetli düşünce ve değerlendirmelerinizi dinleyeceğiz. Ama peşinen söyleyeyim, seçim günü yaklaştıkça, partimize yönelik tazyikler de artacaktır. Bizi yeni bir kutuplaşmanın tarafı olmaya zorlayacaklardır. Peki ne diyecekler? Tayyipçi misiniz, Çatıcı mı? Nerden biliyoruz böyle diyeceklerini? Biz bunların ciğerini biliyoruz da ondan. Biz bu tiyatroyu tam 12 yıldır izliyoruz da ondan. Hatırlarsınız bir dönem Ergenekon operasyonları modaydı. Tuttuklarını içeri alıyorlardı. Biz” Elbette cuntacılarla hesaplaşılsın. Ama ordumuz yıpratılmasın” deyince ne dediler? “Tayyipçi misin, Ergenekoncu mu?” Sonra Suriye gündeme geldi. Suriye’de Müslüman kanı akmasın dedik. “Bir islam ülkesi daha kana bulanmasın, bölünüp parçalanmasın” dedik. Ne dediler? “Tayyipçi misin, Esadçı mı?” 17 Aralık operasyonları başladı. Biz dedik ki, “Ne devlet içindeki paralel yapılanmayı tasvip ederiz. Ne de yolsuzlukların üzerinin örtülmesine rıza gösteririz” Ne dediler? “Tayyipçi misin Paralelci mi” Hiç şüpheniz olmasın birkaç güne kalmaz bize diyecekleri şu? “Tayyipçi misin çatıcı mı?” İşte bir kez daha cevap veriyoruz. Biz ne şucuyuz ne bucu… Biz Milli Görüşçüyüz arkadaş. Milli Görüşçü. Yalnız hakkı bilir, yalnız hakkı söyleriz. Kişiler üzerinden değil, ilkeler, prensipler, üzerinden siyaset yaparız. Adamın adına değil, hak ve batıl mücadelesindeki duruşuna bakarız. Milli Görüş bugüne kadar körü körüne kimsenin peşine takılıp gitmemiştir. Bundan sonra da gitmeyecektir. Çünkü biz vagon değil, bu ülkenin lokomotifiyiz. Çünkü bizim prensiplerimiz ve ilkelerimiz vardır” diye gelebilecek eleştirilere de şimdiden cevap verdi.
İŞTE SAADET’İN CUMHURBAŞKANI ADAYI KRİTERLERİ
Kamalak, Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesi gelebilecek eleştirilere cevap verdikten sonrada seçilecek Cumhurbaşkanı’nın kriterlerini açıkladı. Kamalak, “Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde de adayların boyuna posuna, kaşına gözüne değil, ilkelerimize uygun olup olmadığına bakacağız. Peki nedir bu ilkeler, bir kez daha hatırlatalım:
*Cumhurbaşkanı, basiret, feraset ve dirayet sahibi olacak.
*Güvenilir ve dürüst olacak
*Adil olacak
*Merhametli olacak
*Kendi ikbalini değil, memleketin istikbalini düşünecek.
*Zalimin değil, mazlumun yanında duracak.
*İnançlı olacak. Başka düşünce ve inançlara da saygılı olacak.
*Beytülmale sahip çıkacak. Garip gurebanın hakkını koruyacak.
*Gücün değil, hakkın ve haklının yanında yer alacak.
İşte bizim terazimiz budur, ölçümüz budur. Adayları bu hassas terazide tartacağız. Zadegandan yana mı garibandan yana mı, ona bakacağız. Boğaz’daki patrondan yana mı, Soma’daki işçiden yana mı ona bakacağız. Hans’tan yana mı Hasan’dan yana mı ona bakacağız. Kararımızı ona göre vereceğiz” dedi.
SOMA ŞEHİTLERİ SURVİVOR KADAR GÜNDEM OLMUYORSA…
Milletin gerçek gündeminin ise açlık, yoksulluk ve işsizlik olduğuna dikkatleri çeken Kamalak, “Bu milletin gerçek gündemi açlıktır, işsizliktir, hayat pahalılığıdır. Bu ülkenin gündemi taşeron işçilerdir. Çağdaş kölelerdir. Ülkenin gündemi, ürünü para etmediği için şehrin varoşlarına göç etmek zorunda kalan çiftçilerdir. Ülkenin gündemi, kahve köşelerine mahkum edilen üniversite mezunu işsiz gençlerdir. Ülkenin gündemi, kredi kartı borcunu ödeyemediği için arkadaşının can verdiği madende çalışabilmek için sırada bekleyen çaresizlerdir. Bu arada yeri gelmişken huzurlarınızda soruyorum? Tam 301 insanımızı kaybettiğimiz, tarihin en büyük dramlarından Soma faciası ne oldu? Artık televizyonlarda tek bir haber görüyor musunuz? İktidarın yandaş gazetelerinde tek bir satır okuyor musunuz? Candaş televizyonlarında tek bir tartışma programına rastlıyor musunuz? İktidarından, ana muhalefetinden, tek bir açıklama duyuyor musunuz? Hayır. Daha o şehitlerin üzerindeki toprak kurumadan unutuldu. Televizyonu, gazetesi, iktidarı, muhalefeti, bakanı, bürokratı herkes sustu. Ama buradan söylüyorum, siz sussanız tarih susmayacak. Tarih sussa hakikat susmayacak. Bizden kurtulsanız vicdan azabından kurtulamayacaksınız. Vicdan azabından kurtulsanız, Allahın gazabından kurtulamayacaksınız. Eğer o 301 yiğidin canı, bilmem hangi sanatçının kıyafeti kadar gündem olamıyorsa orada vicdan çökmüştür. Eğer Soma’daki kömür madenleri, İstanbul’daki plazalar kadar gündem olmuyorsa orada ahlak çökmüştür. Bir lokma helal ekmeğin peşinde koşarken can verenler, survivor dizisinde bileğini incitenler kadar vicdanları kanatmıyorsa, orada insanlık çökmüştür” diye eleştirdi.
Kamalak, Milli Görüş’ün mücadelesinin önemine de işaret ederek, “Milli Görüş’ün mücadelesi, “onlar bakan, başbakan oldu biz de olalım mücadelesi değildir. Onlar ihale aldılar biz de alalım mücadelesi değildir. Onlar yalılara, yatlara, taşındılar biz de taşınalım mücadelesi değildir. Biz hakkın ve hakikatin mücadelesini veriyoruz. 750 bin liralık saat takan saltanatın değil, 750 liralık maaş için göçük altında can verenlerin mücadelesini veriyoruz. Devletin malını yağmalayanların değil, “devlet malıdır, sedye kirlenmesin” deyip çizmelerini çıkarmaya kalkanların mücadelesini veriyoruz. Hak yiyenlerin değil, kömür karası bulanmış avuçlarındaki notta, “hakkını helal et oğlum” diyenlerin mücadelesini veriyoruz” dedi.
SİHİRBAZLAR KRALI BUNLARA ŞAPKA ÇIKARIRDI
“Faizlerin yüksekliğinden şikâyet etti. Hatta hızını alamadı her zamanki üslubuyla Merkez Bankası başkanına çattı. Bütün suçu Merkez Bankası başkanına yıktı geçti? Yahu adama sormazlar mı? Aklın yeni mi başına geldi? 12 yıldır ülkeyi tek adam gibi yöneten sen değil misin?” diyerek ekonomi konusunda tartışmalara da değinen Kamalak, son olarak şu hususlara dikkat çekti:
“2014 yılında faiz ödemeleri için bütçeye 52 milyar lira ayıran sen değil misin? Sadece bu yılın ilk dört ayında 17.8 milyar lira faiz ödeyen sen değil misin? İktidarda olduğun 12 yıl içinde faize tam 600 milyar lira ödeyen sen değil misin? 2002 yılında 129.6 milyar dolar olan dış borcu 2013 yılı itibariyle 388.2 milyar dolara yükselten sen değil misin? Aynı şekilde 2002 yılında 155.2 milyar TL olan iç borcu 2013 yılında 430.9 milyar liraya çıkaran sen değil misin? İktidara geldiğin 2002 yılında 232 milyar dolar olan toplam borcu yüzde 300 arttırarak 613.7 milyar dolara yükselten sen değil misin? Sayın Başbakan hemen her konuşmasında ne diyor? “Biz IMF’ye olan borcumuzu ödedik?” Doğru IMF’ye olan borç ödendi. Peki o zaman her yıl bütçeye koyduğun 50 milyar faizi kime veriyorsun? IMF’ye olan 23.5 milyarlık borcu ödediklerini söylüyorlar ama 12 yılda ödedikleri 600 milyar lirayı hiç ağızlarına almıyorlar. İhracatı söylüyorlar ama ithalatı ağızlarına almıyorlar. Böylece laf cambazlığı yapıyorlar. Bir zamanlar Zatı Sungur isimli ünlü bir Türk sihirbazı vardı. O kadar yetenekliydi ki, Sihirbazlar kralı ünvanı verilmişti. Ama emin olun bugün hayatta olsaydı AKP’nin ekonomi sihirbazlığı karşısında o bile şapka çıkarırdı”
BAYRAK İNDİRİLİYOR, DEVLET NE YAPIYOR
Kamalak, Diyarbakır’da askeri birliğin içinde bayrak indirme olayını tepki göstererek, "Sağlam zemine oturtulmayan bir barış süreci Türkiye‘yi ya bölünmeye ya da daha büyük çatışmalara sürükler demiştik. Üzülerek ifade ediyorum ki geçen süre bizi haklı çıkarmıştır. Türkiye bugün kritik bir noktaya gelmiştir. Adeta yol ayrımına gelmiştir. Yollar kesiliyor ve 15-20 gündür Bingöl-Diyarbakır yolu kapalı. İnsanlar dağa kaçırılıyor, çocuklar dağa çıkarılıyor. Yer yer öldürme olayları cereyan ediyor. Kalekollar kurulmaya çalışılıyor ve diğer yandan da barış değil, savaş çığlıkları yükseliyor. Bunlar ülkenin gerçekleri olduğu için üzülerek ifade etmek durumundayım. Bayrak indiriliyor devlet ne yapıyor? Ne yapabiliyor? Emin olun kelime seçmekte zorlanıyorum. Telaffuz da daha da zorlanıyorum. Bayrak olayını şiddetle telin ediyorum. Bu ülkeyi acziyete düşüren hükümeti de şiddetle kınıyorum. Bu aziz milletimiz, bu şehitler diyarı bu duruma müstahak değil. 2‘inci Mahmut‘un o tarihi sözünü sizlere hatırlatmak istiyorum. ‘Ya devlet başa, ya kuzgun leşe" diye konuştu.