Wikileaksteki açıklamalar kaçırmış Tunus Devlet Başkanı Zeynel Abidin Bin Aliyi.
"Tunus lideri ülkeyi yağmalıyor!" yazısını okuyunca, yeter demiş Tunuslular; zaten bıçak kemiğe dayanmıştı.
Olan bu, derken şunlar da olabilir mi bilmem. Yani Wikileaksta açıklanabilir mi bir gün.
Tunusa resmi ziyaret yapan Türkiye Cumhurbaşkanı Demirel ve heyeti, oradaki yasakların çokluğunu görünce çok takdir etmiş ve çok tatmin olmuş havasında girdiler dönüş yoluna.
Demirel 28 Şubatın kaç yıl süreceğini söylerken ZeynelAbidin Bin Aliden esinlenerek bin yıl demiştir.Aslında yaptığı mühendislik hesabında sonuç dokuzyüz elli yıl çıkıyordu.
Wikileaks hep Demireli mi yazacak. Biraz da T.Özalı yazsın.
Amerikada baba Bushun evinde, Baba Bushun montunu giydiğini gösteren resimlerle Türkiyede yükselişe geçen T.Özal ve ailesinin işte o gün yaşadıkları..
Resim çektirmek için Bushtan montunu isteyen T.Özal tane tane vurguladı kelimeyi. M-o-n-t-u-n-u-z-u istiyorum prezidant Bush. Yanlış anlaşılması, yani montun başka bir giyecek olarak anlaşılması diplomatik skandal olabilirdi. Bunu biliyordu T.Özal.
Bush, olmaz dedi. Daha yeni aldım.
T. Özalın bir resimlik demesi üzerine, gönlünü aldı. Bilindiği üzere daha önce de aklını almıştı.
Kapıcının ya da bahçivanınkini giy!
Eşi S. Özal ot kokuyor dese de bahçivanın montu ile çekildi o ünlü montlu fotoğraf.
Bir koyup üç almak aşkıyla ABDnin Irakı işgal etmesini isteyen T.Özal, neden dört değil de üç almak istemişti Merak ediyorsanız Wikileaksta yazılmış.
T.Özal üç almak istiyordu. Çünkü üç çocuğu vardı. Üçte bir birine.. Yani nasıl söyleniyorsa işte öyle.
Bir Wikileaks notu da AKP üzerine
Türkiyede görevli ABD yektilisi görüşme yapıyormuş Millî Görüşten ayrılarak yeni bir parti peşine düşenlerle... O sırada ABD başkanı aramış yetkiliyi. Ne var, ne yok üzerine konuşurlarken, yetkili anlatmış durumu. Lakin ABD başkanı anlayamamış, neden diye sormuş.Neden ayrılıyorlar
Yetkili menfaat gereği efendim, yani ülkenin menfaati gereği demek için olsa gerek; çıkar, çıkar demiş yüksek sesle. Sanmış ki ABDbaşkanı ha anladım, diyecek ve kapatacak telefonu. Fakat başka bir şey olmuş orada. Telefonla konuşan ABD yetkilisinin yüksek sesle çıkar, çıkar diye bağırmasını kendilerine sanan yeni parti kurma heyeti herhalde gömleklerimizi çıkarmamız isteniyor şeklinde anlamışlar durumu ve anladıklarını orada uygulamışlar.
YAVRUM MESUT VE THE ŞAPGALI BABA
Bin Ali kaçmışsa kaç Ali kalmıştır
-Yavrum Mesut, nerdesin Binaenaleyh bin Ali kaçmış.
-Bin Ali mi kaçmış Kim saymış Rakam kesin mi yahu
-Sen ne diyorsun yavrum Mesut Binaenaleyh hâlâ yumruğun etkisi var kafanda. Ben sana Bin Ali kaçmış diyorum.
-Kimden HABERALdın yahu Yumruk diyerek o günleri mi hatırlatıyorsun, yoksa botoksu mu beğenmediğini mi söylüyorsun the şapgalı Baba
- Boksun vardı da niye yumruğu yedin yavrum Mesut Binaenaleyh ben Bin Ali kaçmış diyorum.
- Bin olduğu kesin mi the şapgalı Baba Hep birlikte mi yaşıyorlarmış yahu
- Kim birlikte mi yaşıyormuş yavrum Mesut Binaenaleyh DPnin başkan adayları mı Onların birlikte yaşamaları fevkalade yanlıştır, hatadır, fevkalade zordur.
- Bin Ali diyordun ya the şapgalı Baba, ne olmuş yahu Nereye kaçmışlar Kiminle birlikte yaşamışlar Neden hiç Süleyman yok aralarında.
-Sus! Adımı anma yavrum Mesut. Bin Ali kaçmışsa kaçmıştır. Binaenaleyh Süleyman Güniz sokaktan çıkmamıştır.
- Bana ne diyorsun the şapgalı Baba. Hâlâ anlamakta zorlanıyorum yahu.
- Bana ne diyorum yavrum Mesut. Binaenaleyh Bin Ali kaçmışsa, fevkalade bir iş yapmış, canını kurtarmıştır.Onun için yapacağım hiçbir şey yoktur.
- Sen bir Ali için bir şey yapmadın, bin Ali için ne yapabilirsin the şapgalı Baba Hem sonra senin yanına mı kaçmışlar
- Yavrum Mesut evden dışarı çıkma. Binaenaleyh ben de Güniz sokaktan çıkmam.Ben onun kadar koşamam yavrum Mesut. Fevkalade oturdum, kalakaldım.
Heykel baskısı
Bugünlerde müze yapılan "Ulucanlar Cezaevi"nde sergilenen gardiyan, mahkum, jandarma heykelleri Altındağ Belediyesince Çinde yaptırılmış.
Neden
Çinliler bu işte uzmanmış.
Ucuza yapıyorlar, üstelik benzetiyorlarmış.
Yani, her yaptıkları heykel bu ülkede tartışıldığına göre, bizimkiler uzman değil. Tartışmaları, sarfedilen gücü, medya mensuplarının kağıt kalem harcamalarını da dahil edersek ucuza malediliyorlar da diyemeyiz. Ayrıca başkaları tarafından başka şeylere, mesela ucubeye benzetildiklerine göre bizim heykel yapımcılarımızın benzetemedikleri de bir gerçek.
O halde, bu ülkede heykel sanayi niçin var Sorusuna cevap aranan günlere erersek, heykelleri ve heykelcileri kullanan millî şefci zihniyetin röntgen filmleri arşivine ulaşırız.
28 Şubatın darbe baskısı günleri...
Bir kamyonetin içine konmuş, Atatürkü ayakta gösteren bir heykel dolaştırılıyor İstanbul sokaklarında. Kartel TVsi naklen yayında. Soruyorlar şoför mahallindeki heykel yapımcısına: Ne iştir bu Cevap o yakanın yirminci yüzyılı bitirirken nasıl yaşadığına/düşündüğüne bir vesikadır: Atatürkün (heykel) kaşları çok çatık; benim bıraktığım İstanbul bu mu diyor dolaşırken...
Tanklar ne zaman çıkacak sokağa hesabı...
Ankara Belediye başkanının tükürürüm ben böyle sanata (heykele) dediği o heykelin şeklini hatırlayan var mı Sanatlığı çok övülmüştü de Ankara Belediyesine maliyeti gözardı edilmişti hani. Sonunda o günlerde siyaset yapan Erdal İnönü hatırı sayılır bir paraya satın almıştı o heykeli. Lakin kimse sormamıştı: Mademki heykeli, heykel sanatını seviyorsunuz ve bu tartışılan heykelin iyi para edecek bir eser olduğunu biliyordunuz; neden daha önce almadınız
Heykel konuşulunca bu ülkede, "Güzel İstanbul ve "Tophane İşçisi" çeşni yapılmasa olmaz sohbetlere. Diğer sekizini hatırlayan yok. Onlar ne heykeli idi, nereye konmuşlardı/konacaklardı Bilen yok.
Cumhuriyetin 50. yılı kutlanacak. Heykelsiz kutlama olur mu On heykel yapımcısına on heykel siparişi verilir. İstanbulun on yerine dikilecekler ki, 50. yılı bir güzel kutlamış olalım.
Gittim, gördüm. Karaköye, eski köprünün bittiği yere, bugünkü balıkcılar tarafına konmuş yarı uzanmış bir çıplak kadın heykeli. Güzel İstanbulmuş. Karaköy malum semt. MSP-CHP koalisyonu günleri... Türkiyenin kansız, demokratik, tahammüllü günleri yaşamasını istemeyenler heykeli bahane ederek her yandan vuruyorlar MSP-CHP koalisyonuna. Derken birkaç gün içinde kaldırılan o heykel.
O heykeli yapan ve oraya koyan zihniyeti, kutlama gerekçeleri ne olursa olsun ve sanat severlikleri isterse doruklara vurmuş olsun, hiç affetmeyecektir barış ve demokrasi istedikleri için MSH-CHP koalisyonunu bir başlangıç, bir umut gören bu ülkeyi sevenler. Sonrasını biliyorsunuz: İhtilale zemin hazırlayan anarşi yılları.
Geldik bugünlere...
Karsın büyük eksiği, büyük bir heykelinin olmaması imiş. Bunu öğrendik. Bir heykelin ne kadar heykel olduğunu ancak kartel medyası tetikçileri bilebilirmiş; bunu da öğrendik.
Yarın bir yarış başlamaz umarım.
Mesela Edirne ayağa kalkmaz, biz de büyük heykel yaptıracağız. Büyük ve çok para lazım bize de... Ağrı, Hakkari, Hatay,Antalya, İzmir ve başka sınrı illeri, büyük heykel bizi de büyük gösterir demesinler.
Adı barış konan heykelleri görünce barışı hatırlayacak insanlar haline geldik.
Yaşasın heykeldaş medya.
Yaşa Fenerbahçe
Fenerbahçe Yeni Malatyaspora da yenilmiş.
Yakışmıyor efendim.
Çalıştırıcısı kocaman olan bir takıma küçük yenilgiler yakışmıyor.
Son yenilgiden sonra bir basın toplantısı düzenleyen Aykut Kocamanın söylediklerinde bir değişiklik yok.
-İstifa etmeyeceğim!
Neden
Çünkü daha yenilmediğimiz yetmiş il takımı, beşyüz kadar ilçe takımı var.
Haklı değil mi