What İs Haram?

Abone Ol

2000 yılında gazeteci kontenjanından hacca gitmiştim (bütün masrafları kendim karşıladım). Güzel bir arkadaş grubumuz vardı. Haccın farzlarını birlikte yaptık. Ziyaret tavafını da yaptıktan sonra, kralın, gülsuyu ile Kâbe-i Muazzama’nın içini yıkayacağını öğrendik. Serde gazetecilik var ya, Mehmet Özülker ve Kemal Güler’le birlikte bu merasimi ve ucundan kıyısından da olsa açılan kapıdan Kâbe’nin içini görmek istedik. Bunun için en iyi mekânı tespit ettik. Üst katta tam da Kâbe’nin kapısının karşısında en ön safta duracaktık. Üçümüz de seccadelerimizi serip beklemeye başladık. Yaklaşık üç saat bekledik. Bu arada sıra ile gidip tavaf yapıp geliyor, o arada yekdiğerimizin yerine sahip çıkıyorduk. Derken askerler iki sıralı dizildi, yol açtı. Kralın gelmek üzere olduğunu anladık ve seccadelerimizi toplayıp korkuluklara yaslanarak beklemeye başladık. En önde idik ve olup bitenleri rahatça görebilecektik. Kısa zamanda bizim taraf kalabalıklaşmaya başladı. Bir baktık, bir Endonezyalı bayan en öne gelmeye çalışıyor. Haremlik selamlığı unutmuş. Kendisine “Haram! Haram!” dedim. “Haram! Haram!” deyip sözümü tekrarladı ve “What is haram” (Haram nedir?) dedi. Ben de kendisine, “That’s it” (işte budur) dedim ve ilave ettim; “This is what you did” (Senin bu yaptığındır.) Baktım o hanım laftan anlamıyor, arkadaşlara; “Haydin gidelim. Bu merasimi seyretmek, ne farz, ne vacip ne de sünnet… Burada kalırsak günaha gireceğiz, gidelim!” dedim. Arkadaşlarla birlikte otele döndük.

Endonezyalı o bayanın, “What is haram” deyip, erkeklerin arasına girmek istemesinin ve haramı hafife almasının bir versiyonu da halkımız arasında yaygın olan şu kıssadır: Düğünde gelin hanıma oynaması için ısrar edilmiş. Oynamak için meydana çıkmış, bir yandan da şöyle diyormuş: “Allahım günah yazma!” Biraz oynadıktan sonra, “Biraz yaz, biraz yazma!” demiş. Oyuna iyice kendini kaptırdıktan sonra, “İster yaz, ister yazma!” demiş. Bu üçüncü cümle tam azgınlık ve kudurganlık halidir ve İslâm toplumu şimdi tam da bu haldedir, maalesef…

Günah, bizi yaratan, öldükten sonra hepimizi diriltecek olan, bu mülkün ve ebedî hayat yurdunun gerçek sahibi olan Allahu Azimüşşân’ın, imtihan için kullarının kesinlikle “yapmamasını” istediği yasak emirlerdir. Meselâ; içki içmek, kumar oynamak, zina yapmak, rüşvet alıp vermek, faize bulaşmak, yalancı şahitlik yapmak, gıybet etmek, cihaddan kaçmak, nâmahreme bakmak ve dokunmak, tesettüre riâyet etmemek gibi… Günahların çeşitleri vardır. “Ekberü’l kebâir günahlar” yani, adam öldürmek, Allah’a şirk koşmak, gıybet etmek, içki içmek, kumar oynamak, zina fiilini işlemek gibi günahlar. “Büyük günahlar” yetmişten fazladır. “Küçük günahlar” pek çoktur. Bütün bunlar fıkıh kitaplarında belirtilmiştir.

Günah işlendiğinde, tevbe edilmezse, o günah kalpte siyah bir leke olarak kalmakta, o lekeler çoğalınca, bütün kalbi kaplayınca, Allah muhafaza kalp mühürlenmektedir. Bu da o kişinin ebedî cehennemlik olması demektir.

Yukarıda naklettiğimiz hâdisede, nâmahrem olan kimselerin birbirine dokunması mevzubahistir. Bunun yasak, yani haram olduğuna dâir pek çok hadis-i şerif vardır. İki tanesini nakledelim:

 “Yemin ederim ki, kişinin başına demirden bir şişin, bir çivinin çakılması, yabancı bir kadına dokunmasından daha hafif kalır.” (Taberânî rivayet etmiştir. bk. Mecma’u’z-Zevâid, 4 / 326 / h. no: 7718)

“Kadınlarla baş başa (halvette) kalmaktan sakının. Nefsim elinde olan Allah Teâlâ’ya yemin ederim ki, bir kişi bir kadınla yalnız kalınca, mutlaka aralarına şeytan girer. Bir kimsenin çamura bulaşmış bir domuzla sıkışmış durumda olması, o kimse için kendine helâl olmayan bir kadına -omuz omuza- dokunup sıkışmasından daha hafif kalır.” (Taberânî rivayet etmiştir.  bk. Mecmau’z-Zevâid, 4 / 326 / h. no: 7717)

Haramlardan kaçınmak hususunda İslâm cemiyetinde umûmî bir gevşeklik var. Bilhassa da kadın-erkek münasebetlerinde… Günlük hayatta, hele de düğünlerde bu hususa hiç dikkat edilmiyor. Diğer haramlarda da öyle. Bu Müslüman toplum hiç mi Kur’an-ı Kerim okumuyor, hiç mi o Kelam-ı İlâhi’den ders almıyor. Lût Aleyhisselam’ın kavmi ekseriyet itibariyle son derece takva sahibi kimselerdi. Ancak bir avuç topluluk o pis fiili işliyor. Diğer takvalı topluluk onlarla hemhal olmaya, sohbet etmeye devam ediyorlardı. Allahu Azimüşşan o azgınlığı yapanlarla birlikte onlara müsamaha gösterenleri de helak etti. Şahsen ben mevcut tablo karşısında ürküyorum. Zira, “What is haram!” diyenler ve onları durup seyredenler çoğaldı.