Werder Bremen mızıkacıları

Abone Ol

Varlığına saygı duyduğumuz, sırasında hürmet gösterdiğimiz çoğu insan, muhtemelen masallarla büyümüştür. Söz konusu masallar, tarih boyunca Anadolu’da yahut herhangi bir beşeri coğrafyada dilden dile aktarılan, televizyon ve dahi internetin olmadığı çağlarda akşam toplantılarında ak saçlı bir ihtiyardan duyulmuş türdense o masallarda benimsenecek unsurlar bulunur. Yine o yaşını başını almışlardan duyulan masallar, zaman, mekân yahut insanla sınırlı kalmayıp çoğunlukla hayvanlardan örneklerle şekillenmiştir. Belki bu tür masallara verilebilecek en son örneklerdendir ama Alman dilbilimci, edebiyatçı Grimm Kardeşler diye anılan Jacob Grimm-Wilhelm Grimm’in yazdığı masallar, toplumlar üstünde büyük etki bırakmıştır. O masallardan belki de en bilineni Bremen Mızıkacıları’dır ki bir amaca ulaşmak için gerekli yapılanmalarda kendiliğinden ortaya çıkan ve asla önüne geçilemeyen hiyerarşiyi ibraz eder.

Bremen Mızıkacıları isimli fabl çok kısa bir özetle aslında şunu anlatır: Sahiplerinin kendilerine olan kötü tutumundan dolayı evden kaçan bir eşek, bir köpek, bir kedi ve bir horozun Bremen’e gidip orada müzisyenlik yapma düşleri ana temadır. Her biri mağduriyetin getirdiği ortak kaderle gruba dâhil olurlar ve bir orkestra oluştururlar. Bunlarınkisi oda orkestrası gibidir. Gece konaklamak umuduyla bir evin önünde sanat icra etmeye kalkarlar. Ev ise hırsızlar tarafından gasp edilmiştir. Bizimkilerin sanat icrası esnasında canavar siluetini andırmaları (eşek üstünde köpek, onun üstünde kedi, onun üstünde de horoz) ve hepsinin bağırması sonucu ortaya çıkan kakofoni hırsızları korkutur. Bu canavar siluetinden korkan hırsızlar bir daha asla geri dönmezler. Dört kafadar da bu evde yaşarlar.

Masalda dikkat çekici unsur elbette seslerin uyumsuzluğu, hayvanların mağduriyeti, evlere hırsız dadanması filan değildir. Mühim olan ve bu dört kafadar hayvana iş gördüren, kendi aralarında oluşturdukları hiyerarşidir, bürokrasidir. En altta eşek vardır ki eşeklik icabı diğer üç hayvanı sırtında taşımak zorundadır. Her ne kadar bu üç hayvan eşeğin gittiği yöne doğru gitmek zorunda olsa da ana yönlendirici en tepedekidir. Nasıl bir işin içine gireceklerine, ne yapacaklarına, nasıl davranmaları gerektiğine horoz karar verir. Yani bu masalın kahramanları standartları aşmayan, olağan bir teşkilat şeması çizerler. Ve neredeyse her yapılanmada olduğu gibi hayreti mucip şekilde bir mensubun, bir üyenin, bir gönüllünün ne istediğinin, ne söylediğinin hiç mi hiç önemi yoktur. Yani Bremen Mızıkacıları isimli masalda her şeyi yönlendiren, idare eden ve grubu temsil eden horozun ötüşüdür.

Horoz, canı isterse üstünde konumlandığı kedinin kafasını gagalayabilir. Tüm bu hayvanların üstünde bulunuyor oluşu ona tanrı tarafından bahşedilmiş nimettir. Hem bu hayvanlardan herhangi biri onun üstüne çıkamaz, çıkmaya kalksa horoz bu hayvanlardan hiçbirini taşıyamaz. Bu sebepten en tepede bulunmayı güç zanneder. Bu yapılanmada ve tüm diğer yapılanmalarda biraz yüksekten bakabildiği için her şeyi ben yapıyorum, âlemde benim raconum işliyor, her yerde ve her şeyde benim sözüm geçiyor zanneder. Horoz bu halet-i ruhiyeyi yaşarken bir altında yer alan kedi, şeytana uyup onun bacağını ısırmaya kalkmaz. Keza köpek de kedinin peşinden koşturup bir ağaca kadar kovalamaya yeltenmez. Eşeğin tüm bu hayvanları neden sırtında taşıdığı ise hiç mi hiç bilinmemektedir.

Bu türden bir yapılanmayı kim öngörmüştür bilinmez. Merak da edilmez. Merak edenler ‘bizimle değilsin’ yahut ocak dışısın denerek öbürkisileştirilir. Yetmez, teşkilat aleyhine çalıştığı sanrısıyla kötülenir, dışlanır, bir daha bu yapının semtine uğratılmaz.

Başlıkta yer alan Werder Bremen Mızıkacıları, şimdiki zamanın spor kulübü olan Werder Bremen’in taraftar kulübüne verilen isimdir. Efendim bunlar mızıka mı çalar, ortada sanat icra eden gruba alkış mı tutar, maçlara gidip tezahürat mı yapar orası bahs-i diğerdir. Ancak her ne hikmetse bu ilginç hiyerarşik sistemin fanatik bir taraftar grubu bulunur. Oynayanlara, oynatanlara yahut ortada dönüp duran oyuna hiçbir etkileri yoktur. Niye lüzum ediyorsa, hiçbir etkilerinin bulunmadığı, hiçbir sözlerinin dinlenmediği, hiçe sayıldıkları oyunları öylece takip ederler. Ve bundan büyük keyif alırlar. Ama horoz ne değerli bir şeydir yav!