Washington babalarına ve papazlarına güvenlik fermanı

Abone Ol

Bundan bir kaç sene önce İstanbul’un Anadolu yakasındaki bir ilçemizde bir kadın, kocasını öldürdüğü gerekçesiyle yakalanmış ve polis nezaretinde götürülürken basını görünce “Çok şükür televizyona da çıkacağım” dediğini akşam haberlerinde görmüş ve dinlemiştim.

Bir kısım hocalarımız da aynen o kadına benziyorlar.

Televizyona çıkayım da ne olursa olsun, ne sorarlarsa sorsunlar havasındalar.

Her programı yöneten kadın veya erkek de art niyetli değil ama programını yapmak ve reyting toplamak ve böylece programın devamını sağlamak için basında fazla konuşulan, incir çekirdeğini doldurmayan dini konular aklına geliyor ve çok çiğnenmekten çürümüş, kokmuş ve yalama olmuş kelimelere biraz nişadır sürüverince önce programa katılanlar, sonra seyirciler, sonra reyting rakamları Nasreddin hocanın tembel eşeğinin nişadır sürünce yedi dağı aşıverdiği hale dönüşüyor.

Programcı soruyor, “Hocam, dinimiz, müsamaha dini yani hoşgörülü bir din değil mi

Hoca açıyor ağzını, Kur’an’daki ayetlere yumuyor gözünü ve İslam âleminde cirit atan kafir ajanların,  Müslümanları birbirine düşman yapan arabozucu müşrik istihbaratçıların hayatını korumaya yönelik, hatta bağrımıza hançer saplamasını kolaylaştırmak için ellerimizi bağlayan kelimeleri saçmaya.

Programcı, “Sayın hocam, Sevgili Peygamberimizin Medine’de Yahudilere yaptığı “Medine vesikası” denilen sözleşmeden bahseder misiniz

Hoca, işte orada hocalığını gösteriyor. Kaynak kitap isimleri, cilt ve sayfa numaraları, yazarın isimleri, baskı tarihleri, batıya tercüme edildiği konusunda döktürüyor.

Allahtan programı yapanın o konuda bilgisi yok.

Soruverse hocaya, “O Yahudiler sonra ne oldu

Yahudilerin sözleşmeye uymamalarının cezasını yine kendi Tevratlarının hükmüne göre çektikleri ve Medine’de bir tek Yahudi kalmadığını bir bilseler.

Programcı, “Hocam, Fatih Sultan Mehmet’in Bosna’daki papazlara ve Hıristiyan halka, kiliselerinde güven içinde ibadet ve korkusuzca ikamet veren fermanı bize anlatır mısınız

Tarih profesörü hocamız, önce Fermanın Başbakanlık Osmanlı Arşivindeki bölümünü, kayıt defterini ve sayfasını verdikten sonra Fermanın ebatlarını vererek böyyük profesör olduğunu ortaya koyduktan sonra Osmanlı arşivinde çalışan adsız kahramanlar tarafından okunan Fermanı da bir okuyuverir.

Programcının aklına şu soruyu sormak gelmez.

Hocam, bu Ferman Bosna fethedildikten sonra yazıldı değil mi Yani şimdi biz, Washington’u fethetsek ve sonra da Medine Vesikası, Bosna Fermanı gibi bir kanun çıkararak güven içinde kiliselerinde ibadet, ülkelerinde ikamet güvencesi sağlasak nasıl olur Diye bir soru sorsa veya Hoca cevap verirken bu inceliğe dikkat çekse nasıl olur

Eli ayağı öpülesi hocalarım, Allah rızası için, televizyona çıkma teklifi geldiğinde, ne olur, siz imani konularda hayati önem taşıyan bir konuyu çok iyi çalıştığınızı, bu konuda konuşmak istediğinizi, bunun dışındaki konuya girmemek kaydıyla gelebileceğinizi söyleyiniz. Kabul etmezse çıkmayınız.