Vur, Kır, Parçala Bu Maçı Kazan(!)

Abone Ol

Siyaset dilinin polemiklere boğulduğu, hakaretin, küfrün, kin ve nefretin bu denli hâkim olduğu bir başka seçim dönemini hatırlamıyorum. En keskin ideolojik farklılıklarda bile siyasiler birbirlerini eleştirirken asgari edep kurallarını muhafaza ederlerdi. Şimdi edep, adap, nezaket, saygı aklınıza ne geliyorsa hepsini mumla arar olduk.

Bir sosyal medya paylaşımının altına yazılan yorumları gördükçe bunları okuyan bizler utancımızdan yüzümüz kızarırken, yazanlar bunları nasıl dile getiriyorlar anlamak, izah etmek mümkün olmuyor. Daha düne kadar ülkenin bölünmesi denildiğinde topraklar akıllara gelirdi. Bugün artık bölünme tehdidini doğrudan zihinsel ayrışmalarla hissediyoruz. Kimse bir diğerine yaşam hakkı tanımak istemiyor. Tribün kültürü siyaseti esir almış durumda.

“Vur, kır, parçala bu maçı kazan” diye tezahüratlar yapılıyor. Herkesin gözü skor tabelasında. Doksan dakikanın sonunda orada ne yazacak, herkes buna odaklanmış halde. Kul hakkına girmişsin, hakemi kandırıp oyuna hâkim olmuşsun bunların hiçbir önemi yok. Ben size naçizane bir şey ifade edeyim mi? Bu siyaset tarzına bu millet 24 Haziran’da bir ayar vermez ve dur demezse, başımıza gelecek belalarda suçlu aramamıza gerek kalmayacak. Kaldı ki bir toplum bu kadar yüksek tansiyonla uzun süre ayakta kalamaz. Tansiyonu düşürmesi gereken siyasiler, sorunun asıl kaynağı haline gelmişlerse sokağın aklıselimle davranması beklenemez.

Anne oğluyla, baba kızıyla, kardeş kardeşle, akraba, akrabayla siyaset konuşamaz, ülke meselelerini tartışamaz hale geldi. Dün mahalleler kurtarılmış bölgelerdi, bugün evlerimiz aynı durumda. Partiler din gibi kutsallaştırıldı. Oysa hepsi bu millete hizmet yolunda birer araçtan ibaret değil midir? Liderler, genel başkanlar suçsuz, günahsız, masum birer şahsiyetler midir?  “Ömer’i kılıcıyla düzeltecek” olanlar tasını, tarağını toplayıp terk-i diyar mı ettiler?

Her şeye rağmen bütün bu olumsuzları ortadan kaldırmak elbette mümkün. Artık son düzlükteyiz. Sırtlarında yumurta küfesi taşıyanların, yol alırken yanlışlara teslim olmak gibi bir hakları yoktur. Fotoğrafın bütününü görenler, burunlarının önünü göremeyenlerin etkisi altına girmek, onların belirlediği şartlara esir olmak gibi ölümcül bir hata yapamazlar. Onlar hakaret edecekler, küp içindekini sızdırır deyip geçeceğiz. Küfredecekler, kötü söz sahibine aittir diyerek muhatap almayacağız. Manipülasyon yapacaklar, tuzaklar kuracaklar, aklıselimle oyunlarını bozacağız. Sabredeceğiz, azimle çalışacağız, dik duracağız ve sonuçta milletimizin doğruları görmesi için her şeyi yapacağız.

Bu millet Saadet Partisi’nin ülke ve milletimizin birlik ve beraberliği için verdiği mücadeleyi değerli bulduğunu bu seçimlerde mutlaka bütün dünyaya gösterecek. Siyasette etkin olan bir Saadet Partisi’nin böylesine kritik bir dönemde ülkenin en önemli ihtiyacı olduğunu ortaya koyacak. Bizlere düşen o güne hazır olmak ve milletimizin omuzlarımıza yükleyeceği sorumluluğun gereğini yerine getirmek olmalıdır. Unutmayınız ki, tarih bugünleri farklı yazacak. Tarih birbirlerine hakkı ve sabrı tavsiye edenleri mutlaka büyük harflerle not düşecek. Geleceğe hazırlanın. Önünüze bakın. Kara propagandalar sizleri esir almasın. “Yeniden Büyük Türkiye” idealinizin birileri tarafından engellenmesine, babanızın oğlu da olsa asla fırsat vermeyin.